Otizm spektrum bozukluğu; toplumsal iletişim ve etkileşimde güçlük yineleyici davranış örüntülerinde yetersizlikle kendini gösteren yaygın gelişimsel bozukluk olarak tanımlanmaktadır. Otizm belirtileri genellikle 3 yaştan önce ortaya çıkmakta ve yaşam boyu devam etmektedir. Yapılan epidemiyolojik çalışmalara göre 2000 yılında her 150 çocukta bir görülürken günümüzde 68 çocukta bir görülmektedir. Nedeninin tam olarak bilinmemesi ve sıklığının hızla artması otizm üzerine yapılan bilimsel çalışmaların sayısını da artırmıştır.
Son yıllarda yapılan araştırmalar otizmin sindirim sisteminde başlayıp sonuçlarını beyinde gösteren bir hastalık olduğunu göstermektedir. Otizmli bireylerin sıklıkla beslenme problemleri yaşamaları ve bağırsaklarının aşırı geçirgen olması tedavide doğru beslenme yaklaşımlarının fayda sağlayabileceğini düşündürmüştür.
Otizmli çocuklarda en sık görülen beslenme problemleri; çiğneme güçlüğü besin seçiciliği ve takıntılı yeme davranışıdır. Bu sorunların çözümüne yönelik beslenme arayışları devam etmektedir. Otizmli bireylerde çok sık beslenme sorunlarının yaşanması ve bağırsakların aşırı geçirgen olması sonucu vitamin ve mineral eksiklikleri de sık görülmektedir.
Otistik bireylerin büyük çoğunluğunda mide ve bağırsak problemleri yaşanmaktadır. Karın ağrısı gaz sorunu ağız kokusu kronik ishal veya kabızlık sık görülen şikayetlerdir. Çoğu vakada dışkıda sindirilmemiş yiyecekler net görülür. Son derece güçlü ve kötü kokulu bir dışkılama söz konusudur. Otistik çocukların tanı öncesi dönemi dikkatle sorgulandığında sık yaşanan gece uyanmaları ve gaz sancısı gibi şikayetler öne çıkmaktadır. Sindirim sistemi ile ilgili sorunlar yaşayan otistik çocuklarda “Sızıntılı Bağırsak Sendromu” söz konusu olabilir.
Otizm Tedavisinde Uygulanabilecek Beslenme Tedavi Yaklaşımları;
Glutensiz – Kazeinsiz Diyet
Ketojenik Diyet
Özel Karbonhidrat Diyeti
Feingold Diyeti
Candida Vücut Ekoloji Diyet
Elimine Alerji Diyetleri
Besin Öğesi Takviyeleri (Supleman Desteği)
Glutensiz – Kazeinsiz Diyet
Beslenmede büyük bir yere sahip olan tahıllar ve süt ürünleri bazı hastalıkların tedavisinde yasaklanabilmektedir. Tahılların içerisinde bulunana glütenin ve süt ürünlerinde bulunan kazeinin Otizmli çocukların diyetinden çıkarılmasının etkili olduğu düşünülmektedir. Otizmli bireylerde bu proteinler gerektiği gibi sindirilemez ve kimyasal yapıları morfin ve eroine benzeyen opiatlara dönüşür. Pek çok otoimmun hastalıkta idrarda glutenomorfin ve kazomorfin adı verilen glüten ve kazein peptitlerine rastlanır.
Sızıntılı Bağırsak Sendromu olarak bilinen artmış bağırsak geçirgenliği endojen opiat sistemini ve sinir sistemindeki nörotransmisyonu etkileyerek bu peptitlerin bağırsak zarına kan dolaşımına kan beyin bariyerine geçişine izin vermektedir. Opiodinin aşırı artmasının otizmde oluşan davranışlara neden olduğu ve bu maddelerin diyetteki alımının azalması ile birlikte otistik davranışlarda iyileşmelerin olduğu öne sürülmektedir.
2012’de yapılan bir çalışmada 293 otistik çocuk ve ailesi çalışmaya dahil edilmiş 223 çocuğa tamamen glütensiz ve kazeinsiz diyet verilirken 70 otistik çocuğa kısmı diyet uygulanmıştır. Glutensiz ve kazeinsiz diyet uygulanan çocuklarda kısmı diyet uygulananlara göre sindirim sistemi şikayetlerinde yiyecek alejilerinde ve besin duyarlılıklarında azalma psikolojik ve sosyal davranışlarında da iyileşme olduğu belirlenmiştir.
Klasik Ketojenik Diyet / MCT Diyeti / Düşük Glisemik İndeks Tedavisi
Klasik ketojenik diyette yağ; enerjinin büyük kısmını oluşturmakta böylece vücut enerji kaynağı olarak yağı kullanmaktadır. Proteinler günlük ihtiyacın bazalını oluştururken karbonhidratlar ciddi anlamda kısıtlanmaktadır. Otistik davranışın glikoz metabolizmasındaki bozuklukla ilişkili olduğu ve bunun sonucunda NADH / NAD eksikliğine yol açtığı düşünülmektedir. Ketojenik diyetin NAD’dan tasarruf ederek mitokondriyal işlev sağlayacağı görüşü hakimdir.
Ketojenik diyetin otizmde etkileri ile ilgili yapılan ilk çalışma; 4 – 10 yaş aralığında otistik davranışlar gösteren 30 çocuğa 6 ay boyunca 4 hafta aralıklarla ketojenik diyetin modifiye edilmiş bir şekli ve sonrasında 2 hafta normal kontrol diyeti uygulanmıştır. Ketojenik diyete uyum sağlayıp süreci tamamlayan 18 çocuğun 10’unda Çocukluk Çağı Otizmi Değerlendirme Ölçeğine göre önemli ölçüde iyileşme gözlenmiştir.
Özel Karbonhidrat Diyeti
Hem basit hem de kompleks karbonhidratların emilimi göz önünde bulundurularak diyetteki kompleks karbonhidratlar kısıtlanırken basit karbonhidratlar tamamen çıkarılmaktadır. Amaç; hasar görmüş bağırsak duvarlarını ve bakteri üremesini kontrol altına almak bağırsak için zararlı bakterilerin beslendiği karbonhidrat türlerini kısıtlayarak bağırsak florasını iyileştirmektir. Fermente besinlerin özellikle ev yapımı yoğurdun ve probiyotiklerin kullanımını desteklemektedir.
Nişastalı tüm besinleri yasaklamakta esas olarak et tavuk balık yumurta sebze taze meyve ve yağlı tohumlardan oluşmaktadır. Diyet sınırlı miktarda besin alımı ile başlamakta ve bağırsak yolları iyileştikçe kademeli olarak alınan besin miktarı artırılmaktadır.
Feingold Diyeti
Fenol; aromatik / benzen halkasıyla organik bir bileşik olan ve salisilatlarda doğal olarak bulunan ve yapay besin katkı maddelerinde olduğu gibi kimyasal olarak üretilen bir bileşiktir. Fenoller yapay olarak bir petrol türevinden yapılabilmekte renklendirici ve koruyucu gıda katkı maddesi olarak kullanılmaktadır. Renklendiricilerin ve koruyucuların ise çocuklarda hiperaktiviteye neden olabildiği bilinmektedir.
Özellikle renklendirici koruyucu aroma verici ve tatlandırıcı içeren besinlerin diyetten çıkarılması badem elma kayısı çilek üzüm kuru üzüm şeftali portakal salatalık domates biber bal ve köri benzeri baharatlar gibi yaygın reaktif salisilat içeren besinlerin de kısıtlanması önerilmektedir.
Candida Vücut Ekoloji Diyeti
Candida albicans maya benzeri bir mantar olup özellikle bağışıklığı baskılanmış bireylerde enfeksiyonlara neden olmaktadır. Candidanın aşırı artışı otizmli çocuklarda görülen konsantrasyon bozukluğu saldırganlık ve hiperaktivite gibi sorunlarla ilişkilendirilmiş olup baş ağrısı mide bulantısı gaz sancısı yorgunluk ve depresyon ile de ortaya çıkabilmektedir.
Anti-fungal ilaç ve probiyotik kullanımının yanı sıra şeker içermeyen bir diyet programı koruyucu olarak uygulanmaktadır. Ham lahana turşusu doğal fermente sirke bitkisel sütle yapılmış yoğurt kinoa darı buğday kepeği amarant tüketiminin uygun olduğu bu diyet programında glüten içeren tahıllar pirinç mısır ve soya tüketilmemesi gerekmektedir.
Elimine Alerji Diyetleri
Otizmli çocukların çoğu sindirim ve bağışıklık sistemindeki sorunlar nedeniyle besin hassasiyetine sahiptir. Eğer çocukta herhangi bir besin alerjisi veya intoleransı olduğu düşünülüyorsa gerekli testler yapılmalıdır. Tespit edilen besin ortalama 3 hafta diyetten çıkartılmalı ve sonrasında tekrar denenmeli yine aynı şikayetlere neden olup olmadığı izlenmelidir.
Otistik çocuklarda alerjik besinlerin diyetten çıkartılması sindirim sisteminde iyileşmenin yanı sıra çocuğun davranış ve dikkat becerisinde de iyileşme sağlayabilmektedir.
Besin Öğesi Takviyeleri
Otizmli çocukların kronik ishal veya kabızlık durumları sindirim sistemi enflamasyonları ve sınırlı besin tercihleri nedeniyle yeterli ve dengeli beslenemeyecekleri düşüncesi hakimdir. Yetersizliği belirlenen besin öğesinin supleman şeklinde alımı önerilmektedir.
Otizmde etkili olduğu düşünülen besin öğesi takviyeleri;
Yağ asidi takviyesi (omega-3)
Mutivitamin takviyesi
Mineral takviyesi
Probiyotik takviyesi
Yapılan çalışmalarda Otizmi tedavi edecek tek bir diyet protokolü olmadığı ancak bazı özel diyet uygulamalarının ve takviyelerin bireylerde olumlu davranış değişikliği sağladığı bulunmuştur. Uygulanan beslenme tedavilerinin otizm semptomlarını azalttığını şeker ve nişasta içeren besinlerin ve alerjen ve katkı maddesi içeren yiyeceklerin semptomları ağırlaştırdığı görülmüştür. Uygulanan diyetlerde her zaman bireysel ayrıcalıklar söz konusudur. Otizmin nedeni kesin olarak bilinmese de tedavide semptomların azaltılması için uygun beslenme çok önemlidir.