Yaşlanma yavaş gelişen ve önlenemeyen doğal bir süreçtir. Bu süreçte oluşacak değişimler önlenemez ancak yavaşlatılabilir. Yaşlılık yaşamın evrelerindendir. Bu dönemde yeterli ve dengeli beslenme çok önemlidir. Sıklıkla şeker hastalığı (diabet) şişmanlık (obezite) kanser ya da diğer kronik hastalıklar bu dönemde daha sık görülebilmektedir. Obezite genellikle yaşlılıktan önce gelişen bir durumdur. Ve kontrol altına alınmadığında yaşlılık döneminde buna bağlı olarak gelişen diğer hastalıklara zemin hazırlar. Ayrıca bu dönemde gelişecek hastalıkların da daha ağır geçmesine sebep olur. Örneğin obez bir kişi yaşlılık döneminde kronik akciğer hastalığını daha ağır geçirebilmektedir. Ayrıca göbek bölgesi yağlanması fazla olan yaşlılık dönemindeki bir kişi insülin direncine ve diabete daha fazla yatkındır. Yine obez kişilerin bu dönemde ölüm oranı da daha yüksektir.
Yaşamın bebeklik çocukluk gençlik yetişkinlik ve yaşlılık gibi evrelerindeki beslenme şekilleri bir sonraki dönemi olumlu ya da olumsuz etkileyebilmektedir. Genellikle yaşlılığı düşünerek oluşturulacak sağlıklı bir beslenme şekli yaşlılıkta oluşabilecek rahatsızlıkları da azaltabilecek ya da hafifletebilecektir.
Yaşlılık dönemine kadar yani 50-59 yaşa kadar vücut kilo almaya eğilim gösterebilir. Ancak 60 yaş sonrası yağsız vücut kitlesi azalarak vücut kompozisyonunda değişiklikler olabilmektedir. Yine bu dönemde sıvı kollojen ve kemik minerallerinde azalma meydana gelmekte ayrıca fiziksel aktivite azalmasına bağlı olarak gelişebilecek kas ve kuvvet kayıpları da olabilmektedir. Vücut yağ kitlesindeki artışa bağlı olarak koroner kalp hastalıkları hipertansiyon safra kesesi taşı kemik erimesi kanser diabet hastalığı gibi hastalıklar kişiler için bir tehlikedir.
Kadınlar yaşamları boyunca vücutlarındaki kalsiyumun %40’ını kaybedebilmektedirler. Bu azalmanın büyük bölümü menapoz sonrası ilk 5 yıl içinde olmaktadır. O nedenle bu 5 yıl içinde kalsiyum desteği ve alımı çok önemlidir. Ayrıca bu dönemde protein ve tuzdan zengin beslenme bireylerde böbreklerden fazla kalsiyum atımına dolayısıyla kemik kaybı ve kemik erimesine sebep olabilmektedir.
Yaşlılıkta tat ve koku almada azalmalara bağlı olarak yemek miktarında da yetersiz alımlar görülmekte çiğneme ve yutmada sorunlar da bunlara sebep olabilmektedir. Mide-barsak sorunları da bu dönemde sık görüldüğü için yemek yemede yetersizlikler söz konusu olabilmektedir. Yetersiz sıvı alımı da bu dönemin en önemli sorunlarından biridir. Bütün bu yetersiz beslenme sorunlarının en önemli sonuçları bağışıklık sistemindeki zayıflamadır. Kişiler sık sık hasta olmakta ve bu hastalıkları daha ağır atlatabilmektedirler. Vit.B6 Vit.E selenyum ve çinko desteği bu dönemde bağışıklık sistemini destekleyebilmektedir.
Bütün bunların ışığında yaşlılık döneminde uygulanacak sağlıklı beslenme şu şekilde sıralanabilir. Özellikle 3 ana öğün düzenli tüketilmelidir. Tercihen 2-3 ara öğünle desteklenmelidir. Çok fazla çay kahve tüketiminden kaçınılmalıdır. Diyette karbonhidratlar özellikle tam tahıllı besinlerden karşılanmalı şeker gibi saf karbonhidratlardan uzak durulmalıdır. Meyve ve sebze düzenli tüketilmelidir. Vitamin ve mineral desteği ve ayrıca da immün sistemin güçlü olabilmesi için bu çok önemlidir. Protein alımı özellikle süt-yoğurt yumurta yağsız et az yağlı peynir kurubaklagillerden sağlanmalıdır. Yağ olarak özellikle sıvı yağlar tercih edilmeli katı yağlardan uzak durulmalıdır. Su tüketimi özellikle besinlerin sindirilmesine yardımcı olarak atıkların barsaklardan atılmasını sağlayacağı için büyük önem taşımaktadır. Yine tuz tüketimi de fazla olmamalıdır. Tansiyon kontrolü açısından da bu çok önemlidir. Kalbi yoracak hızlı egzersizlerden sakınılmalıdır. Güneş ışınlarından faydalanmak suretiyle D vitamini alarak günlük yapılacak 30-45 dakikalık hafif yürüyüşler de kemik sağlığı için iyi olacaktır.
SAĞLIKLA KALIN………