Son zamanlarda bu cümleyi sıklıkla duymaya başladım. Öncelikle bence şu dünyada herkes yemek yemeyi seviyor ve bazıları diğerlerinden biraz daha fazla seviyor. Yemek yemek en zevkli şeylerden bir tanesi burada utanılacak sıkılınacak bir şey yok. Kilo vermek ya da sağlığımıza kavuşmak için illa yiyeceklerle olan doğduğumuz andan beri gelişmekte olan sevgi dolu ilişkimizi mahvetmemiz gerekmiyor. Kendimize acı çektirmemiz ve işkence vari bir süreç yaşamamız da gerekmiyor.
Kilo vermek için sevdiğiniz her şeyden mahrum kalmanız aç gezmeniz acı çekmeniz ve irade kraliçesi/kralı olmanız gerektiği diyet kültürünün içimize işlettiği bir inanış ama gerçeklik değil. Bu böyle olmak zorunda değil. Sevdiğiniz şeyleri yiyerek aç kalmadan acı çekmeden de kilo vermek mümkün ama bu tarz yöntemlerle 2 haftada 8 kilo gibi anormal kilolar verilmediği için çoğu kişi bu tarz uzun vadeli kalıcı sonuçlar yaratacak yöntemlere fırsat vermiyor ya da fırsat verene kadar bir 5-10 tane sıkı diyet yapıp anca bu yolun yol olmadığını anca öyle öğreniyor.
Çünkü sevdiğiniz yiyeceklerden mahrum kalarak acı çekerek verdiğiniz kilolar en sonunda geri geliyor. Gelmeme ihtimali yok zaten.
Hedefiniz ne olursa olsun sevdiğiniz yiyeceklerden mahrum kalmak zorunda değilsiniz. Onları özlemek sonrasında da sevdiğiniz bir yiyeceği bulunca normal üstü bir miktarda yemek ve kendinize kızmak zorunda da değilsiniz.
Siz isteseniz de istemeseniz de sevdiğiniz yiyecekler çevrenizde olmaya devam edecek ve kalıcı sonuçlar için bu yiyeceklerden mahrum kalmadan acı çekmeden de bir şeyleri değiştirmeyi öğrenmek gerekiyor.
Bugün mesela öğünlerinize biraz daha sebze eklemeye odaklanabilirsiniz ya da gününüze 15 dakikalık bir yürüyüş ekleyebilirsiniz gibi gibi...
Ufak değişimler damlaya damlaya büyük ve kalıcı sonuçları getiriyor ve bu süreçte acı çekip sevdiğiniz şeylerden mahrum kalmanız gerekmiyor.