Depresyon milyonlarca insanı birçok farklı sebebe bağlı olarak etkilyen bir duygu durum bozukluğudur. İlaçlar ve terapi ile tedavi edilmektedir. Ancak bazı bitkiler ve takviyelerle de bu durumun iyileşmesine destek olunabilir. Üzerinde araştırma yapılan ve olumlu sonuçlar bulunan destekler şunlardır :
GLUTATYON (N- Asetilsistein)
--Glutatyon vücudunuzdaki en önemli antioksidanlardan biri olarak kabul edilir ve iltihaplanmayı düzenlemek ve hücreleri oksidatif hasara karşı korumak için kritik öneme sahiptir. Araştırmalar depresyonlu kişilerin C-reaktif protein interlökin-6 ve tümör nekroz faktörü(TNF-a) gibi inflamatuar sitokinlere daha yüksek seviyede sahip olma ihtimalinin daha yüksek olduğunu göstermektedir. Glutatyon veya NAC(N-asetil sistein) almak iltihabı azaltmaya ve depresif semptomları hafifletmeye yardımcı olabilir .
--NAC/ Glutatyon psikiyatrik bozuklukları olanlarda nörotransmiter düzensizliğini iyileştirebilir. Dopamin ve glutamat gibi nörotransmiterlerin düzensizliği diğer koşulların yanı sıra duygudurum bozuklukları ve şizofreni ile ilişkilendirilebilir.
2) RHODIOLA (Rhodiola rosea)
--- Rhodiola sinir hücresi iletişimini geliştirme ve hipotalamik-hipofiz-adrenokortikal (HPA) ekseninin aşırı aktivitesini azaltma yeteneği sayesinde antidepresan etkileri olabileceği düşünülen bir bitkidir.
---HPA ekseni vücudunuzun stres tepkisini düzenleyen karmaşık bir sistemdir. Araştırmalar HPA ekseninin aşırı aktivitesinin majör depresyonla ilişkili olabileceğini düşündürmektedir.
---Bir çalışma rhodiola ve safrandan oluşan bir takviyenin 6 hafta sonra hafif ila orta derecede depresyonu olan yetişkinlerde depresyon ve anksiyete semptomlarını önemli ölçüde azalttığını bulmuştur
SAFRAN
Safran karotenoidler krosin ve krosetin gibi antioksidan bileşiklerle dolu parlak renkli bir baharattır. İlginç bir şekilde safran depresyon için doğal bir tedavi olarak umut vadeder. Araştırmalarda beyindeki serotonin seviyelerini artırdığını gözlemlenmiş. Bu sürecin nasıl çalıştığı tam olarak bilinmemekle birlikte safranın serotonin geri alımını engellediği ve böylece beyinde daha uzun süre kalmasını sağladığı düşünülmektedir.
Kaynaklar :