Besinlerin içinde bulunan tuz vücuttaki sıvı dengesinin sağlanmasında önemli bir yere sahiptir. Kan basıncının düzenlenmesini ve sıvı dengesini sağlar Aynı zamanda antiseptik özelliği olan tuz çeşitli gıdaların saklanmasında koruyucu olarak kullanılır. Ancak aşırı miktarda tüketildiğinde birçok sağlık problemine neden olmaktadır. Yapılan çalışmalar çok tuzlu besinlerle beslenmenin beyin kanaması ve kalp-damar hastalıkları riskini artırdığını gösteriyor.
Ülkemizde yapılan çalışmalarda tuz tüketimimizin Dünya Sağlık Örgütü’ nün önerdiği değerin üzerinde olduğu belirlenmiştir. Dünya Sağlık Örgütü; hipertansiyon kalp hastalıkları böbrek hastalıkları başta olmak üzere obezite diyabet ve bazı kanser türlerinden korunmak ve kemik sağlığını olumsuz etkilememek amacıyla günlük olarak tüketilmesi gereken tuz miktarını günde 5 gram olarak önermektedir.
2008’de Türkiye Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği’nin yaptığı “Türk Toplumunda Tuz Tüketimi Çalışmasına’’ göre tuz tüketimimizin günde 18 gram olduğu belirlenmiştir.
Aşırı tuz tüketimi birçok kronik hastalığın temelini oluşturmaktadır. Yüksek kan basıncı ülkemizde ölümlerin en önemli nedeni olan kalp hastalıklarının önde gelen risk faktörüdür. Aşırı tuz tüketiminin idrardaki kalsiyum miktarını artırmasından dolayı kemiklerde kalsiyum kaybı görülür kemiklerde kırılma riskinin artmasına ve kemik erimesine (osteoporoz) yol açar. Ayrıca aşırı tuz tüketiminin mide kanseri böbrek hastalıklarının gelişimiyle de yakından ilişkili olduğu belirlenmiştir.
Yetişkinlerde günlük tuz tüketiminin azaltılması kan basıncını düşürmeye yardımcı olur kalp-damar hastalıkları inme ve kalp krizi risklerini azaltır. Tuz bağırsakların çalışmasındaki etkinliği azalttığından vitamin yetersizliği ve bağırsak rahatsızlıklarına sebep olabilir
Tuz tüketimini azaltmak için;