Destek Sitesi platformunda Uzman olmak ister misiniz?

Uzman olmak için Şimdi başvurun.

Karbonhidrat Bağımlılığı Nedir ?

Oluşturulma tarihi: 27.01.2025 22:14    Güncellendi: 27.01.2025 22:14

Alkol sigara kokain vs. herhangi bir maddeye bağımlılık gibi karbonhidrat

bağımlılığı da bilinen belirtilerle insanın karşısına çıkar. Karbonhidrat

bağımlılığı kriterleri:

 Öğleden sonra ya da gece haftada en az dört kez tatlı veya nişastalı

yiyecekleri aşerme ve yeme

 Haftada en az dört kez bu gıdaları yedikten sonra rahatlayan disfori

ile birlikte meydana gelen karbonhidrat aşerme

(Karbonhidrat/protein oranı 6:1’den büyük olan gıdalar karbonhidratlı gıdalar

olarak belirlenmiştir. )

Yapılan Çalışmalar

Laboratuvar fareleri üzerinde yapılan bir deneyde % 25 oranında şeker içeren

bir diyetle beslenmeye alıştırılan fareler şeker diyetten çıkarıldıktan sonra

madde bağımlılarının gösterdikleri belirtileri göstermeye başladıkları

görülmüştür. Ayrıca su-kokain ve şeker ile tanıştırılan farelerin % 94 ‘ünün

şekeri tercih ettiği görüldü.

Başka bir grup deney hayvanlarında ise şeker ve yağa sınırsız erişimleri

olduğunda obez oldukları görüldü. Florida’da Scripps Araştırma Enstitüsü bilim

adamları kafeterya diyetine devam eden hayvanları elektrik şok ile tehdit

ettiğinde bile yemeye devam ettikleri görüldü.

Sıçanlarda oluşturulan tüm beyin aktivitesinin modülasyonu araştırmak için

farklı yağ / karbonhidrat içeriği ve yapılan manyetik rezonans görüntüleme

(mrg) ölçümleri ile gıdaların alımını araştırmak için davranışsal tercih testleri

yapılmıştır. Patates cips ve istenildiği kadar atık gıda alan sıçanların beyin

ödül sistemi diğer devrelerin modülasyonu ile ilişkilendirilmiştir.

Optimal karbonhidrat/yağ oranının tok sıçanlarda gıda alımını tetiklediği

görülmüştür. Patates cipsi gibi izokalorik yağ / karbonhidrat karışımı

sıçanlarda beynin ödül/bağımlılık devrelerini etkilemiş ama atık gıdanın

kendisiyle karşılaştırıldığında modül alanlarda bu etkileşim daha düşük

bulunmuştur. Tokluk ötesinde gıda alımını tetiklemek için faktörlerin non-

homeostatik ödül sistemi-2’nin yolları farklı sinyaller üzerinden tokluk ve

hükmedici homeostatik enerji dengesi ile ilişkili olduğu tespit edilmiştir.

İstediği kadar beslenen sıçanlarin beyin ödül sistemi aktivitesinde patates cips

güçlü modülatör olduğu görülmüştür.

Beyin bölgelerinin farklı aktivasyonu gıda alımı tokluk uyku ve lokomotor

aktiviteyi önemli ölçüde düzenlemektedir. Davranışsal araştırmalar patates

cipsi mevcut iken enerji alımı ve beslenme ile ilişkili lokomotor aktivitenin

yüksek olduğunu teyit etmektedir. İlgili beyin devresi güçlü sınırlamadan

sonra özellikle çok lezzetli besin alımıyla güçlü aktive olmuştur. Genel olarak

son derece lezzetli yiyecek yüksek kalorili ve / veya yağ ve / veya

karbonhidrat bakımından zengindir. Bu nedenle tokluk ötesinde yüksek

kalorili gıda alımının obezitede kritik faktör olabileceği öne sürülmüştür.

Son zamanlarda davranışsal çalışmalarda atıştırmalık gıdaların lezzetinde ana

faktörün yağlar ve karbonhidratlar olduğu açığa vurulmuştur. Ayrıca patates

cipsinin enerji içeriği ağırlıklı olarak (% 94) yağ ve karbonhidrat olduğu

belirlenmiştir. Bu nedenle patates cipsin enerji içeriğiyle hedonik hiperfaji için

itici güç olduğu kabul edilebilmektedir.

Princeton Üniversitesi’nde Bart Hoebel da şekerde uyuşturucuya benzer

yanıtlar saptamıştır. Yüksek dozda şeker verilen deney hayvanlarında şeker

kesildikten sonra anksiyete titreme ve titreyen dişler gibi klasik yoksunluk

belirtileri görüldü. Bununla ilgili olarak şekerin beyinde yaptığı değişiklikler ile

bu bağımlılığın gelecek kuşaklara aktarılabileceği yönündeki veriler giderek

güçlenmektedir.

Rockefeller ‘dan Leibowitz yüksek yağlı diyetle hamile fareler beslendiğinde

beyinlerindeki aşırı iştahla ilişkili bölüm olan hipotalamustaki nörolojik

değişikliklerin yavrulara aktarıldığını kanıtlamıştır. Journal Endokrinoloji

dergisinde 2010 yılında Pennsylvania  Tıp Üniversitesi bilim adamları

hamileliği boyunca yüksek abur cubur gıda ile beslenen farelerin yavrularının

beyin ödül mekanizmasında değişiklikler buldu ve bunun sadece yağ ve rafine

şeker için olduğu saptandı. Sıçanların kafesteki yaşamı düşünüldüğünde

bağımlılık mekanizması insanlarda daha zordur. Bununla birlikte bazı

deneylerde obez kişinilerin beyin görüntüleme taramaları ile bağımlıların

beyin taramaları benzer bulunmuştur.

Nora Volkow ve ekibi Brookhaven Ulusal Laboratuvarı’nda 10 obez gönüllünün

beyin ödül mekanizması içine yerleştirdiği PET taramalarıyla bu çalışmayı

2000lerde yapmıştır. Bu obez insanların beyinleri normal kilolu

insanlarınkinden daha farklı görünmüştür. Özellikle obez insanlarda

uyuşturucu bağımlılığı ve ödül merkezi ile ilgili beyin kimyasalları dopamin

reseptörleri olmadığı saptanmıştır. Dopamin reseptörlerinin bağımlılık ödül

motivasyonu ve haz duygusu  ile ilişkili olduğu bilinmektedir.  Beyinde

dopamin sinyalizasyonu için iki yaygın kanal D1 ve D2 reseptörleridir. D1

reseptörleri belirli spesifik davranışları motive ederken D2 reseptörleri bu

davranışları inhibe eder. Eğer D2 reseptörlerinin eksikliği söz konusu ise

spesifik davranışları durdurmak mümkün olmayacaktır. Örneğin aşırı yeme

gibi. D2 reseptörünün bu eksikliği yeme hazzı daha az hissedieceği için daha

büyük miktarlarda yemek yeme ihtiyacı hissedildiğinden aşırı yeme

davranışına sebep olmaktadır.

Bazı bilim adamlarına göre de beyin bağlantı sistemine göre  uyuşturucu

bağımlılığının ilk adımı yüksek kalorili besinlerle aşırı beslenmek olabilir.

Zigman’a göre ”Milkshake içtiğim zaman kendimi iyi hissediyorum” denmesini

sağlayan nöronlar uyuşturu bağımlılılarının uyuşturucu kullandıkları zaman

hissettikleri nöronlarla aynı yapıdadır.  Ekim ayında Nörobilim Derneği

toplantısında hayvanlarda aşırı yeme önlemeye çalışmak için baklofen

(bağımlılık azaltıcı) ve naltrekson (bloke eden opiatlar) iki ilaç tedavisi

tanımlanmıştır. İlaçların enjeksiyonundan sonra sıçanlarda aşırı yeme

eyleminde azalma olduğu görülmüş ve bu ilaçların ikili kombinasyonunda tek

başlarında kullanılmasından daha etkili verim alındığı saptanmıştır.

Karbonhidrat bağımlılığı üzerine yapılan bu kadar araştırma olması hala dünya

çapında kabul gördüğü anlamına gelmemektedir. İnsan beyninin evrimi

boyunca hayatta kalmak için yağlı ve rafine şekerli gıdalara karşı çekiciliği

olduğu konusunda bir anlaşmazlık yaşanmamaktadır.

Direkt olarak uyuşturucu bağımlılığındaki gibi bir sistemle çalışması

konusunda şüpheler bulunmaktadır. Fakat bu bağlamda gıda bağımlılığını göz

ardı etmek değil bu konuda yapılması gereken daha çok ileriye dönük bilimsel

araştırma yapmaktır.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.