Bulimiya nervoza: Tekrarlanan aşırı yeme ve aşırı kilo kontrol davranışları; kişinin kendini kusturması katı diyet uygulaması ve laksatifleri (idrar söktürücüleri) kötüye kullanması ile karakterize edilen ciddi bir psikolojik bozukluk olarak tanımlanmaktadır.
Bulimiya nervoza hastalığı olan birey kilolu olduğu düşüncesi ile diyete girmekte diyetle birlikte besin alımını kısıtlamaktadır. Besin alımını kısıtlayan bireyin kontrolünü kaybettiği anlarda tıkınma atakları geçirmesi ve kilo alma korkusu ile kusma veya laksatif kullanma durumunun olduğu gözlemlenmiştir. Bireyin yeme davranışını kontrol edememiş olması tıkınma atağından sonraki kusma davranışından utanç duymasına ve kendi kontrolünü sağlayamamış olmasından dolayı depresif ruh haline bürünmesine sebep olduğu düşünülmektedir
Bulimiya nervoza hastalığının yaygınlığının yüksek olduğu grupların araştırıldığı çalışmada hastalığın çoğunlukla kadınlarda ortaya çıktığı belirtilmektedir. Hastalığın yaygınlığının artış gösterdiği bir diğer faktörün sosyokültürel etkenler olarak belirtildiği çalışmada genel yeme bozukluklarının ve özellikle bulimiya nervoza yaygınlığının Batı toplumlarında daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir.
Bulimiya nervoza hastalığına sahip bireyler incelendiğinde bireylerin aile yapılarında değişme hayatlarında önemli ölçüde strese maruz kalma okulda/iş yaşamında strese ve baskıya maruz kalma kilo ve vücut şekilleriyle ilgili eleştiriye maruz kalma faktörlerinin bir veya birkaçını deneyimleme yaygınlığının yüksek olduğu gözlemlenmiştir.
YB tedavisi: Besinsel rehabilitasyon psikoterapi farmakolojik tedavi ve hastalık sürecinde ortaya çıkmış medikal durumların tedavisini içeren birden çok akademik disiplini ilgilendiren bir süreç olarak tanımlanmaktadır.
BN hastalarının sağlık durumlarında ciddi bir komplikasyon yoksa önerilen tedavi biçimi ayakta tedavi olarak belirtilmektedir. BN tedavi sürecinde amaç yeme davranışını ve beslenme şeklini düzeltmek olarak belirtilmiştir.
Tedavinin psikosoyal boyutu bilişsel davranışçı terapi kişilerarası terapi motivasyonel terapi ve aile terapisi olarak alt gruplara ayrılmaktadır. Bilişsel davranışçı terapi en sık kullanılan psikososyal terapi yöntemi olarak belirtilmiştir. Bu terapiden yanıt alınamadığı zaman kişilerarası terapi uygulamalarına başvurulmaktadır.
Tedavinin farmakolojik boyutunda antidepresanlar kullanılabilmektedir. Antidepresan tedavisinde çocuk ve ergenlerde yan etkileri sebebiyle birincil tercih edilmemektedir. Trisiklik antidepresanlar (TSA) 'ın (imipramin amitriptilin desipramin) depresyon anksiyete tıkınırcasına yeme bulgularını azalttığı belirtilmektedir.