Halk arasında gizli şeker olarak bilinen bu tanım bireyin kan şekerinin normal kan şekeri ile diabetik kan şekeri arasındaki değerlerde bulunduğunda kullanılan bir değerlendirmedir. Çeşitli yazarlar tarafından borderline diabet latent diabet veya subklinik diabet gibi isimler almıştır. Bu şahıslarda günün belli zamanlarında kan şekeri seviyeleri diabetik değer gösterebileceği gibi zaman zaman normal hatta normal altı seviyelerde seyredebilir.
Glikoz Tolerans Bozukluğunun oluşum mekanizmasının özellikle dokularda insülin kullanımına karşı direnç gelişmesi olduğu düşünülmektedir.
Yapılan çalışmalarda özellikle şişman bireylerde karın bölgesinde gerçekleşen yağ toplanmasının glikoz töleransında bozulmaya yol açtığı görülmüştür.
Özellikle erişkin kişilerde görülebilen glikoz tolerans bozukluğu tablosu zaman içinde tip 2 diabet oluşacağının göstergesidir.
Gelişmiş ülkelerde erişkinlerin yaklaşık %15’inde görülmektedir. Bu oranın gelişmiş ülkelerde artmış olmasının nedeni daha hareketsiz bir yaşam ve artan şişmanlıktır.
Tip 2 diabetik kişilerde diabet teşhisi konulmadan önceki 8-10 yıl süresince hastalığın “Glikoz Tölerans Bozukluğu” (GTB) şeklinde sürmüş olduğu düşünülür.
Normalde kanda bulunan şekerin hücrelere girmesini sağlayan insülin hormonu oluşan insülin direnci sebebiyle hücre içine girememekte böylelikle kanda ki şeker düzeyi yüksek kalmaktadır. Yüksek kalan kan şekerini düşürmek için pankreas daha fazla insülin hormonu salgılar ancak hücrelerdeki insülin direnci sebebiyle şeker yine hücre içine giremez. Bu durumda kişide kandaki insülin değeri de kan şekeri değeride yüksektir. Zaman içersinde pankreastaki insülin rezervi azalır ve hastalık GTB evresinden aşikar diabet evresine geçer.
Glikozun kanda uzun süre yüksek değerlerle seyretmiş olması atardamarların iççeperlerini kaplayan endotel hücreleri için ölüm anlamına gelir. Önce ince damarları tutan bu hasar giderek daha büyük damarlarıda tutabilir. Bunun sonucunda ateroskleroz (damar sertliği) kalp damar hastalıkları myokard infaktüsü inme gibi ciddi sorunlar görülebilir. Bu sebeple şeker hastalığı açığa çıktığı anda önceki 8-10 yıllık dönemin seyri de düşünülerek bu hastalar mikro ve makro basküler sistem açısından hemen değerlendirmeye alınmalıdır. Diabete bağlı olarak gelişen göz böbrek damar ve diğer sistem hastalıklarının temeli işte bu gizli şeker olarak bilinen GTB döneminde gelişmeye başlamıştır.
GTB’nin özellikle abdominal (karın ve bel) bölgedeki yağlanma artışıyla seyreden şişman bireylerde görüldüğünü daha önce belirtmiştim. Şişmanlık ile GTB arasındaki ilişkide önemli faktörlerden biriside yaştır. Yaş ilerledikçe glikoz töleransı da bozulmaktadır. Bu nedenle rutin checek-up’lar sırasında bu gruptaki bireyler şeker hastalığı açısından titizlikle incelenmeli ve şüpheli hallerde glikoz tölerans testi yapılmalıdır. Çünkü her ne kadar 110-126 mg/dl arasında çıkan açlık glikoz değerleri GTB’ye işaret ediyor olsada kesin tanı oral glikoz tölerans testi ile konabilir.
WHO (Dünya Sağlık Örgütü) kriterlerine göre;
75 gr oral glikoz alımından sonra plazma şeker seviyesinin ikinci saatlik glikoz değerinin 140-200 mg/dl arasında olması ile tanı konur. Bu testin en az iki kez bu sonucu vermesi ile GTB tanısı konur.
GTB’nin önlenmesi yada oluşmuşsa bu evreden tip 2 diabet evresine geçmesi önlenmesi;
Bazı yaşam alışkanlıklarının değiştirilmesiyle mümkün olabilmektedir.
İnsülin direnci ve GTB kilo verdikten sonra düzelmektedir. Diabetli hastalarda dahi kilo kaybı kan şekerini normale döndürebilir. Egzersiz de kilo kaybından bağımsız olarak GTB ve insülin direncini düzeltir.
Yapılan tetkikler sonucunda GTB teşhisi konulmuşsa diyet ve egzersize başlanır. Kişinin kilo vermesi sağlanır ve gerekiyorsa ilaç desteğine başvurulur.
Kişi diabet diyetine alınmalıdır. Aynı zamanda hipertansiyon ve hiperlipidemi açısından değerlendirilmeli tütün alışkanlığından uzaklaştırılmalı ve yaşam boyu denetlenebileceği bir sistemde rutin olarak sağlık kontrolleri de alınmalıdır.
Kişinin yapacağı diyetin ilkeleri aşağıda sıralanmıştır
TÜKETİLMEMESİ GEREKENLER
Şeker ve şekerli tatlılar; (American Association tarafından 2000 yılında açıklanan tedavi prensiplerinde günde 30 gram kadar normal şeker içeren besinin diyetisyen tarafından hesaplanıp menüye dahil edilebileceği belirtmiştir.)
Reçel bal pekmez pasta kek çikolata;
Katı yağlar (içyağı margarin tereyağ);
Kaymak krema yağlı süt ürünleri;
Şarküteri türü gıdalar (sucuk pastırma sosis salam vb);
Sakatatlar (karaciğer böbrek beyin gibi);
Yağda kızartılarak ya da kavrularak hazırlanmış her tür gıda;
Kuruyemişler yağlı tohumlar (diyetisyen tarafından hesaplanıp menüye dahil edilebilir.);
Meyve suları gazlı-şekerli içecekler alkollü içecekler;
Terkibi bilinmeyen hazır gıdalar.