Alerjik veya anafilaktik şok olarak da adlandırılan anafilaksi, tüm vücudu kapsayan, ani, şiddetli ve potansiyel olarak yaşamı tehdit eden bir alerjik reaksiyondur. Kişinin bağışıklık sisteminin alerjenlere karşı aşırı duyarlı olması sonucunda meydana gelen anafilaksi, çocuklarda özellikle 0-4 yaş arası dönemde daha sık ortaya çıkar. En yaygın anafilaksi belirtileri vücutta kaşıntı, döküntüler, şişlikler, nabzın zayıflaması, bayılma ve nefes almada zorluktur. Anafilaksi ağırlıklı olarak besinler, ilaçlar ve böcek sokmalarına bağlı olarak ortaya çıkar.
Anafilaksi, besinler, kimyasallar, ilaçlar ve böcek sokmalarına bağlı ortaya çıkan ve ölüme yol açabilen tehlikeli bir sistemik alerjik reaksiyondur. Meydana gelen bu reaksiyon, bağışıklık sisteminin ilgili alerjenlere karşı reaksiyon göstermesiyle görülür. Anafilaksinin ölüm nedenini çoğunlukla tanı, tedavide gecikme, yanlış tedavi ya da tedaviye hastanın yanıt vermemesi oluşturur.
Anafilaksi hastalığında bağışıklık sistemi, vücudun şoka girmesine neden olabilecek bir dizi kimyasal salgılar. Bu salgılamayla birlikte kan basıncı aniden düşer ve hava yolları daralarak nefes alınması engellenir. Bu sırada nabzın hızlanması veya zayıflamasının söz konusu olmasıyla birlikte deri döküntüsü yaşanması da muhtemeldir. Anafilakside mide bulantısı ve kusma da görülebilir.
Anafilaksi hastalığı, epinefrin enjeksiyonu ile hızlı bir şekilde tedavi edilmelidir. Eğer tedavide gecikme yaşanırsa ölümcül bir tablo ortaya çıkabilir.
Anafilaksi, besinler, kimyasallar, ilaçlar veya böcek sokmaları gibi alerjenlere bağışıklık sisteminin tepki vermesiyle ortaya çıkar. Anafilaksiye neden olan bu tetikleyicilerin vücuda girmesi sırasında bağışıklık sistemi vücuda kimyasallar salgılar ve bu durum vücudun şoka girmesine yol açar ve birtakım belirtiler ortaya çıkarır.
Anafilaksinin yaygın nedenleri şunlardır:
Çocuklarda en yaygın anafilaksi tetikleyicileri yer fıstığı ve kuruyemişler, süt, yumurta, balık, kabuklu deniz ürünleri, buğday, soya, susam ve süt gibi gıdalardır. Böcek sokmaları içinde ise anafilaksiye en sık neden olan arı sokmasıdır. Arı zehri hem çocuklarda hem de erişkinlerde en sık anafilaksi nedenleri arasındadır.
Muhtemel tüm bu nedenlerin dışında herhangi bir nedene bağlı ortaya çıkmayan anafilaksi türü ise “idiyopatik anafilaksi” olarak adlandırılır ve erişkinlerde, özellikle yaşlılarda çocuklara göre daha fazla rastlanır.
Kurdeşen, kaşıntı, döküntüler, kızarıklık ve şişlik gibi cilt reaksiyonları, nabız hızının artması veya azalması, baş dönmesi, bayılma ile birlikte tansiyon düşüklüğü de anafilakside gözlemlenen yaygın belirtiler arasında yer alır.
Anafilaksi hastalığında ortaya çıkan belirtiler şu şekildedir:
Anafilaksi belirti ve bulguları genellikle uyaranla karşılaştıktan sonraki ilk iki saat içinde ortaya çıkar. Bu süreç birkaç dakika kadar kısa olabileceği gibi bazı durumlarda 4-6 saate kadar da uzayabilir. Anafilakside en az iki organ/sistem tutulumu gerçekleşir Reaksiyona dahil olan sisteme/organa göre belirtiler değişkenlik gösterebilir. En sık tutulan sistem/organ deridir. Ancak cilt bulgularının hiç olmadığı yaklaşık yüzde 10’luk bir hasta grubu da bulunur. Solunum ve kalp-damar sisteminin tutulumu ise hayati tehlikeye işaret eder.
Arı sokması ve ilaç kullanımı gibi direk bilinen bir alerjen maruziyeti sonrası hızla gelişen tek başına ses kısıklığı, boğazda tıkanıklık oluşması veya tansiyon düşüklüğü belirtileri de anafilaksiye işaret eder. Aynı kişide farklı zamanlarda farklı etkenlerle farklı belirtiler de ortaya çıkabilir.
ÖZETLE;
Anafilaksi, alerjen maddeye maruz kalınması sonrasında cilt reaksiyonlarıyla kendini gösterir. Bu reaksiyonlar ciltte döküntüler, kaşıntı, döküntü, kabarıklık ve şişliklerdir. Buna ek olarak nabız hızında anormallik, burun akıntısı, bayılma, baş dönmesi, düşük tansiyon ve nefes darlığı da görülebilir.
Anafilaksi belirtileri, anafilaksi tanısı koymak için yeterlidir. Bununla birlikte anafilaksi tanısı, olayın kritik seyri nedeniyle hızla klinik olarak konulmakta ve laboratuvar testlerinin anafilaksi tanısında sınırlı yeri bulunmaktadır. Anafilaksi tanısı yaygın kabul görmüş klinik kriterleri kullanarak öykü ve fiziki muayeneye dayanmaktadır.
Öykü, bir hastanın anafilaksi geçirip geçirmediğini ve nedenini belirlemek için en önemli ve ilk adımı oluşturur. Öyküde olayın ne zaman ve nasıl geliştiği, ne kadar sürdüğü, ne gibi belirtiler olduğu, herhangi bir tedavi uygulanıp uygulanmadığı (evde veya hastanede), olası tetikleyiciler/uyaranlar detaylı bir şekilde sorgulanmalıdır.
Pratik olarak deri, solunum, dolaşım ve sindirim sistemi bulgularından ani gelişen iki veya daha fazla sistem bulgusunun varlığı durumunda anafilaksi düşünülmelidir. Ancak anafilaksi tanısının atlanmasının önemli nedenlerinden biri de cilt bulgularının her zaman tabloya eşlik etmemesidir.
Bu sebeple anafilaksi tanısı için klinik kriterler belirlenmiştir. Aşağıdaki 3 kriterden herhangi birinin gerçekleşmesi halinde anafilaksi olasılığı çok yüksek olarak değerlendirilir.
1-Akut olarak (dakikalar-saatler içinde) ortaya çıkan deri, mukoza veya ikisine ait tutulum belirtileri (Yaygın ürtiker, kaşıntı, kızarıklık, dudaklar/dil/uvula şişliği) ve aşağıdakilerden en az birinin varlığı
a-Solunum bozulması
b-Kan basıncında azalma veya uç organ fonksiyon bozukluğu ile ilişkili belirtiler
2.Hastanın olası bir alerjen ile karşılaşmasından sonra hızla (dakikalar-saatler içinde) aşağıdakilerden iki veya daha fazlasının oluşması
a-Deri, mukoza veya ikisine ait tutulum belirtileri (yaygın ürtiker, kaşıntı, kızarıklık, dudaklar/dil/uvula şişliği)
b-Solunum bozulması
c-Kan basıncında azalma veya uç organ fonksiyon bozukluğu ile ilişkili belirtiler
d-İnatçı gastrointestinal belirtiler (kramp tarzında karın ağrısı, kusma gibi)
3.Hasta için bilinen bir alerjen ile karşılaştıktan sonra (dakikalar-saatler içinde) kan basıncının düşmesi
a-Bebek ve çocuklarda: Yaşa uygun sistolik kan basıncının düşüklüğü veya sistolik kan basıncında >% 30 düşme
b-Erişkinlerde: Kan basıncı <90 mmHg veya hastanın bazal değerinden >%30 düşme
Anafilaksı hastalığında ilk ve acil uygulanması gereken tedavi yöntemi epinefrin enjeksiyonudur. Acil müdahalenin dışında anafilaksi hastalığıyla karşılaşdığı sırada uygulanması gereken bazı adımlar da söz konusudur.
Anafilaksi, alerjen kaynaklı ortaya çıkan ciddi bir akut alerjik reaksiyondur.
Tedavi olan hastanın belirti ve bulguları tamamen düzelse bile solunum tıkanması şikayeti ile gelen hastaların 6-8 saat, dolaşım bozukluğu tablosu ile gelen hastaların ise 12-24 saat hastane ortamında izlenmesi gerekmektedir. Bunun nedeni tetikleyici/uyaran/alerjen ile temas kesilmiş olsa bile, bu belirti ve bulguların yeniden ortaya çıkması olarak tanımlanan “Bifazik anafilaksi” tablosudur. Anafilaksi geçirenlerin nerdeyse yüzde 21’inde karşılaşılma olasılığı olan Biafazik anafilaksinin risk faktörleri şunlardır:
Anafilaksinin dereceleri vardır. Anafilaksi tedavisine alınan yanıtın izlemini kolaylaştırmak ve daha objektif verilere dayanarak tedavi ve izlem programını yapabilmek için gelişen reaksiyonun şiddetini belirlemeye yönelik derecelendirme skorlaması bulunur. Çünkü aynı kişide, farklı zamanlarda, farklı etkenlerle, farklı belirtiler, değişik şiddette ortaya çıkabilir.
Anafilaksi hızlı gelişen klinik bir tablodur. İlaç ve besin alerjileri ve arı sokmalarında dakikalar içinde ortaya çıkabileceği gibi, genellikle ilk iki saat içinde gelişir. Nadir de olsa kırmızı et alerjisi olgularında belirti ve bulgular kırmızı et tüketiminden 4-6 saat sonra da meydana gelebilir.
Hayır, anafilaksi kendiliğinden geçmez. Tıbbi tedaviye ihtiyaç vardır.
Öncelikle anafilaksi geçirdiği düşünülen kişiyi güvenli pozisyona alırken eş zamanlı olarak yardım istemek de çok önemlidir. Kişinin adrenalin otoenjektörü olup olmadığının sorulması ve hızla uygulanması hayatı kurtarıcı bir müdahale olacaktır. Adrenalin otoenjektör uygulandıktan sonra mutlaka 112 aracılığı ile sağlık kurumuna başvurulması da gerekir. Bu süreçte ilk yardımda yapılması gerekenler şöyle sıralanabilir:
Evet, anafilaksi ölüme sebebiyet verebilir.
Anafilaksi ile aynı anlamda olup: hızla ortaya çıkan ve ölüme yol açabilen ciddi sistemik bir alerjik reaksiyondur.
Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre normal popülasyonda anafilaksi sıklığı yılda 100 bin kişide 50-112 arasında değişmektedir. Yaşam boyu sıklığı ise yüzde 0,3 -5,1 arasındadır. Erişkinlerde, infant ve çocuklarda görülebilir. Çocuklarda özellikle 0-4 yaş arasında görülme sıklığı daha fazladır. Ölüm oranı dünyadan verilere göre milyon kişide 0,35-1,06 arasında değişir. Adölesan ve erişkinde ölüm sıklığı daha fazladır. Türkiye’deki anafilaksi sıklığı için elimizde net veri olmamakla birlikte İstanbul’da ICD kayıtlarına göre sıklık 100 bin kişide 1,95 olarak bildirilmiştir.
Triptaz, normal bir bağışıklık tepkisinin yanı sıra alerjik (aşırı duyarlılık) tepkilerin bir parçası olarak aktive edildiklerinde mast hücrelerinden histamin ve diğer kimyasallarla birlikte salınan bir enzimdir. Triptaz testi kandaki triptaz miktarını ölçer. Ancak anafilaksinin hayatı tehdit edici özelliği nedeni ile tanısı klinik olarak konulmamaktadır. Bugün için anafilakside henüz kesin olarak tanıyı koyduran biyolojik bir belirteç yoktur. Şüpheli durumlarda yapılacak olan triptaz düzeyi ölçümü tanıya yardımcı olabilir. Triptaz testi, anafilaksi belirtilerinin başlangıcından sonraki 60-90. dakikalar arasında alınan kan ile anafilaksi belirti-bulguları tamamen düzeldikten 24-48 saat sonra alınan kan örneğine bakılıp karşılaştırma yapılarak yorumlanmalıdır.
Kişinin yaşına, şikayetlerine, belirti ve bulguların ağırlık-sıklığına, eşlik eden hastalıklarına, kullanmakta olduğu tüm ilaçlara göre farklı alerji testleri bulunmaktadır. Uygun alerji testinin seçimi doğru ve zamanında tanı koymak ve uygun tedavi yaklaşımını belirleyebilmek için çok önemlidir. Bunun için öncelikle immünoloji ve alerjik hastalıklar uzmanı ile detaylı bir görüşme yapılması, var olan belirti ve bulgulara göre ön tanı olarak alerjik bir hastalık düşünülüyor ise ön tanıya ve kişiye uygun test seçilmelidir.
Anafilakside ilk tedavide antihistaminik ilaçların yeri yoktur. Hatta ilk olarak adrenalin yapılması yerine antihistaminik ilaç verilmesi tedavi gecikmesine bağlı olarak ölüme yol açabilir.
Anafilaksi her yaş grubunda ve cinsiyette karşılaşılabilen, önceden tahmin edilemeyen klinik bir tablodur. Tekrarlama olasılığı nedeni ile bir kez anafilaksi geçiren bireylerin mutlaka immünoloji ve alerji hastalıkları uzmanı tarafından değerlendirilmesi, uygun ve gerekli tetkik ve koruyucu tedavilerin planlanması gereklidir.
Anafilaksiye neden olan etkenler genellikle besinler, ilaçlar, gıda katkı maddeleri, film çekimlerinde kullanılan radyokontrast maddeler, arı zehri, yumurta, meyveler, biyolojik ilaçlar, lateks gibi maddelerdir. En sık anafilaksiye neden olan besinler yer fıstığı, kabuklu çerezler, süt, kabuklu deniz mahsulleri; ilaçlardan nonsteroid ağrı kesiciler, betalaktam grubu antibiyotiklerdir. Ancak her ilacın yatkın kişilerde anafilaksi yapma riskinin olduğu da akılda tutulmalıdır. Bununla birlikte egzersiz, polen, kırmızı et, seminal sıvı ve aşılar gibi nadir etkenler de tetikleyici olabilir.
Anafilaksiyi önlemenin en iyi yolu, bu şiddetli reaksiyona neden olan maddelerden kaçınmaktır.
Ayrıca:
Adrenalinin sağlık kurumları dışında sağlık çalışanı dışında kişiler tarafından da kolaylıkla uygulanabilmesi için üretilmiş, kullanıma hazır enjektörlerdir. Her bir adrenalin otoenjektörü içinde bir uygulamalık doz bulunur. Otoenjektörler tek kullanımlıktır. Dünyanın çeşitli bölgelerinde değişik ticari isimlerde bulunabilir ve çocuk-erişkin için ayrı dozları mevcuttur. Adrenalin otoenjektörünün nasıl kullanılacağı mutlaka reçete eden hekim tarafından kişiye ve ailesine anlatılmalıdır. Ayrıca dijital platformlarda da adrenalin otoenjektörlerin nasıl kullanılacağına dair çeşitli videolar bulunmaktadır.
Sağlık Destek Sitesi tarafından hazırlanmıştır.
Güncelleme Tarihi : 25 Şubat 2025
Yayınlanma Tarihi: 19 Nisan 2024
Sağlık Destek Sitesi
Sağlık kütüphanesi içeriklerimiz yalnızca bilgilendirme amaçlı ve kayıt tarihindeki bilimsel verilerle hazırlanmıştır. Sağlığınızla ilgili tüm sorularınız, endişeleriniz, teşhis veya tedavi için mutlaka doktorunuza veya sağlık kuruluşuna başvurunuz.