Genetik geçişli bir hastalık olan Angelman sendromu (AS) genellikle 12 bin ile 20 bin doğumda bir görülen nörolojik bir rahatsızlıktır. Bebekliğin ilk aylarında kendisini belli etmeyen Angelman sendromu, ilk 6-12 aylık dönemdeki gelişim geriliği ile fark edilebilmektedir. Ancak aile fertlerinde Angelman sendromu hikayesi pozitif olan ebeveynlerin yeni doğan bebeğine yapılan testlerle bu rahatsızlık erken bebeklik dönemde teşhis edilebiliyor. Aile bireylerine göre daha açık tenli, sarışın ve renkli gözlü olabilen Angelman sendromlu çocuklarda gelişim geriliği, konuşma bozuklukları ya da konuşma yokluğu, öğrenme güçlüğü, epilepsi ve denge sorunları gibi belirtiler görülebiliyor. Henüz herhangi bir tedavi yöntemi olmayan Angelman sendromunda hastalara genellikle semptomatik ve destekleyici tedaviler uygulanıyor. Aile hikayesi olan anne baba adaylarına çocuk sahibi olmadan önce yapılan testler ile Angelman sendromu riskleri belirlenebiliyor. Risk taşıyan anne baba adayları genetik seçimli tüp bebek tedavisi ile Angelman sendromu hastalığı olmayan çocuk sahibi olabiliyor. Sağlık Destek Sitesi Şişli Hastanesi Genetik Hastalıklar Değerlendirme Merkezi’nden Doç. Dr. Mehmet Buğrahan Düz, Angelman sendromunun nedenleri, tedavi yöntemleri, önleme yöntemleri ve sık sorulan sorular hakkında bilgi verdi.
Angelman sendromu (AS), gelişim geriliği, entelektüel yetersizlik, konuşma bozukluğu/yokluğu ve/veya denge sorunları (ataksi) ile ortaya çıkan nörolojik bir hastalıktır. Hastalığı taşıyan çocuklar genellikle aile bireylerinden daha açık tenli, sarışın ve renkli gözlü olmaktadır. Etkilenen çocukların çoğunda tekrarlayan nöbetler (epilepsi) ve küçük bir kafa boyutu (mikrosefali) olmaktadır. Angelman sendromu bebek ilk doğduğu zaman anlaşılan bir hastalık değildir. Angelman sendromu rahatsızlığı olan bebekteki gecikmiş gelişim 6-12 aylıkken fark edilmektedir. Angelman sendromunun diğer yaygın belirti ve semptomları genellikle erken çocukluk döneminde ortaya çıkmaktadır.
Angelman sendromu genellikle ailesel olarak gözlenmemektedir. Ancak bazı durumlarda istisnalar olabilmektedir. Özellikle 15. kromozomun üzerinde yer alan Angelman sendromundan sorumlu bölgeyi içeren kromozomal anomali/ yeniden düzenlemeler, imprinting defektlerinde ve UBE3A nokta mutasyonu olması durumunda ailede tekrarlama ihtimali %50’ye kadar yükselmektedir.
Angelman sendromunda nöro gelişimsel özellikler, genellikle yaşamın ilk yılında görülen ciddi gelişimsel gecikmeleriyle ortaya çıkmaktadır. Çoğu hastanın gelişimi 24-30 ay arasında plato özelliği gösterir ve ilerlemez. Angelman sendrom tanılı çocukların dil becerisi gelişimi, çoğu hastada herhangi bir konuşma olmaması ve az sayıda hastada ise tek kelimelik kelime dağarcığına sahip olmasıyla karakterizedir. Nörogelişimsel tüm beceriler gecikmiş olsa da, sosyalleşmelerinde değişkenlik vardır. Angelman sendrom tanılı çocuklar karakteristik olarak mutlu tavırlarına rağmen, kısa dikkat süresi, hiperaktivite, saldırganlık, öfke nöbetleri ve davranışsal uyumsuzluk dahil olmak üzere birçok davranış tanımlanmıştır. Ayrıca bu çocukların büyük kısmında erken dönemde denge bozuklukları görülmektedir. Angelman sendromunda görülmesi beklenen klinik bulguları görülme sıklığına göre şu şekilde sıralamak mümkündür;
Angelman sendromu bebeklerdeki bulgular doğum öncesi ve doğum sırasında normaldir. Angelman sendromunun tanısı, ebeveynlerin ailesindeki ayrıntılı hastalık öyküsüne, kapsamlı bir klinik değerlendirmeye ve karakteristik bulguların tanımlanmasına dayalı olarak konulabilmektedir. Vakaların yaklaşık %80'i, DNA metilasyonu gibi kan testleri yoluyla doğrulanabilmektedir. Bu yöntemlerle delesyon (silinme) ve uniparental dizomi (tek ebeveynden kalıtım) tespit edilebilmektedir. DNA metilasyon analizi, FISH veya mikroarray analizi, Angelman sendromu ile ilişkili bölgenin delesyonunu (tüm vakaların %80'ini oluşturur) tespit edebilmektedir. Yukarıdaki çalışmalarla tespit edilemeyen olgularda ise UBE3A geni dizi analizi yapılarak %11 oranında mutasyon saptanabilmektedir. Tüm bu yöntemlerle Angelman sendromunun tanısı %90 gibi yüksek oranda tespit edilmektedir.
Angelman sendromunun bilinen güncel bir tedavisi yani genetik terapi veya direkt hastalığa yönelik herhangi bir ilaç tedavisi bulunmamaktadır. Angelman sendromu hastalarına semptomatik ve destekleyici bazı tedaviler uygulanmaktadır. Günümüzdeki tıbbi ve teknolojik alandaki yenilikler kapsamında Angelman sendromuyla ilgili birkaç yeni klinik tedavi yöntemi hakkındaki çalışmalar devam etmektedir.
Angelman sendromlu bir hastanın da normale yakın bir yaşam beklentisi olabilir. Ancak Angelman sendromlu hastaların yaşamları boyunca mutlaka destek almaları gerekmektedir.
Angelman sendromu genetik geçişli bir hastalıktır. Angelman sendromdan sorumlu UBE3A geni 15q11-q13 bölgesinde yer alır.
Olguların büyük kısmında anneden ya da babadan aktarılması beklenmemektedir.
Angelman sendromunun klinik bulguları yenidoğan döneminde hemen ortaya çıkmasa da genetik olarak doğuştan gelen bir hastalık olduğu bilinmektedir. Bu nedenle hastalığın sonradan ortaya çıkmadığı görülmektedir.
Angelman sendromunda nadir durumlarda taşıyıcılık söz konusu olabilir. Bu durumda erkek ya da kadın için taşıyıcı olma riski eşittir.
Angelman sendromunun olgulardaki tekrarlama riski %1’in altındadır. Daha önce genetik anomali bildirilmiş aileler prenatal tanı seçenekleri ile test yaptırabilirler. Ailesel olma ihtimali daha yüksek olan durumlarda (içeren kromozomal anomali/yeniden düzenlemeler, imprinting defektlerinde ve UBE3A nokta mutasyonu) preimplantasyon genetik tanı- moleküler (PGT-M) ile genetik seçilimli tüp bebek tedavisi ile Angelman sendromu önlenebilir.
Angelman sendromu 12 bin ile 20 doğumdan birisinde görülen bir hastalıktır. Ülkemizde Angelman sendromu ile ilgili veri sayısına ilişkin yeterli bilgi bulunmamaktadır.
Güncelleme Tarihi : 12 Aralık 2023
Yayınlanma Tarihi: 28 Haziran 2022
Sağlık Destek Sitesi
Sağlık kütüphanesi içeriklerimiz yalnızca bilgilendirme amaçlı ve kayıt tarihindeki bilimsel verilerle hazırlanmıştır. Sağlığınızla ilgili tüm sorularınız, endişeleriniz, teşhis veya tedavi için mutlaka doktorunuza veya sağlık kuruluşuna başvurunuz.