Anksiyete, yaklaşmakta olan tehdit veya stres unsuruna karşı korku, kaygı ve huzursuzluk gibi duyguların ani ve yoğun bir şekilde yaşandığı psikolojik bir bozukluktur. Gerginlik hissi, endişe ve kan basıncında artış gibi fiziksel değişikliklerle karakterizedir. Anksiyete aslında normal bir duygudur. Hatta bazı durumlarda enerji vererek odaklanmaya yardımcı olup ilgili stres faktörleri ile başa çıkmayı kolaylaştırabilir. Konuşma terapisi ve ilaç tedavisi yanı sıra yoga, egzersiz ve meditasyon gibi destekler ile anksiyete kontrol altına alınarak tedavi edilebilmektedir.
Anksiyete, gündelik hayatta, çevresel, bilişsel ve toplumsal faktörlerin yarattığı stres ve baskının tetiklediği korku, endişe ve kaygı hissidir. Sınav, iş görüşmesi, bir işi zamanında yetiştirme gibi stres ve baskı yaratan koşullar anksiyeteyi tetikleyen örneklerdendir. Anksiyetede endişe, ve belirsizliğe karşı korku söz konusudur. Kan basıncının yükselmesi, kalp atışlarının hızlanması, nefes alışverişinin değişmeye başlaması ve soğuk terleme gibi fiziksel ve duygusal belirtilere neden olur.
Genellikle beyinde doğal olarak bulunan birtakım kimyasallarda oluşan dengesizlik sebebiyle meydana gelen anksiyete, genetik faktör, stres, kronik hastalıklar, uyuşturucu madde kullanımı ve çevresel faktörler anksiyete oluşumuna zemin hazırlar. Özellikle çocukluk döneminde yaşanan travmatik olaylar, beyindeki korku işleme mekanizmalarında hassasiyete yol açarak stres unsurlarına karşı kişiyi daha duyarlı birine dönüştürür ve bu durum ileride anksiyeteye zemin hazırlar.
Kişiyi gergin bir yapıya bürüyen anksiyete hastalığının yaygın tedavi yöntemleri arasında gerekiyorsa ilaç tedavisi, psikoterapi ve diyalektik davranış terapisi yer alır.
Saplantı bozukluğu (obsesif kompulsif bozukluk): Tekrar eden takıntılı ve saplantılı davranışlardır. İstem dışı oluşan ve gelişen düşünceler yüzünden kişiler devamlı korku halindedir. Bu düşünceleri bastırmak için kişiler devamlı ellerini yıkar, kapının kilidini ve ocağın kapalı olup olmadığını kontrol eder. Toplumda bu durum "takıntı" olarak değerlendirilse de aslında psikolojik hastalıklardan bir tanesidir. Eğer kişiler takıntı olarak adlandırılan bu ritüelleri gerçekleştirmezse anksiyete daha da kötüleşebilir. Zaman alan bu saplantılar yüzünden kişiler yapması gerekenleri yapamaz hale gelir ve daha çok yorulur.
Panik atak: Hayati bir durum olmamasına rağmen kişide kuvvetli bir endişe ve korku hissettiren rahatsızlıktır. Panik atak belirtileri çok şiddetli olduğundan, panik atak geçiren kişiler felç ya da kalp krizi geçiriyormuş hissine kapılabilir. Panik atak durumu ortaya çıktığında kalp atışı ve kalp nabız atışı hızlanmaktadır.
Anksiyete ile panik atak belirtileri birbirine benzese de farklı sorunlardır. Anksiyetede sürekli devam eden tedirginlik vardır ve bilinçaltında devamlı kendini hissettirir. Panik atakta kişi kendini saldırıya uğramış ve tehlikede hisseder, bayılacağını zanneder, kalbi hızlı atar ve nefesi kesilir. Ataklar birkaç dakika ya da birkaç saat sürebilmektedir.
Travma sonrası stres: Travmatik bir olay sonrası hissedilen korkular ve bedensel tepkilerdir. Kişiler bu korkunç olayları tekrar gözünün önüne getirerek yeniden yaşamaktadır. Fiziksel ağrılar ve uykusuzluk, travma sonrası stres yüzünden ortaya çıkabilen durumlardandır.
Genelleştirilmiş kaygı bozukluğu: Kişinin her konuda tedirgin ve kaygılı hissetmesidir. Eve hırsız girmesi, deprem olması, sevdiklerinin hastalanması, borçları ödeyememek gibi kontrol edilemeyecek durumlara endişelenmek, kişiyi huzursuz ve geceleri uyuyamaz hale getirebilmektedir.
Agorafobi: Agorafobi, kişinin anksiyete yaşaması durumunda hızlıca yardım göremeyeceğinden korkmasıdır. Bu rahatsızlığı olan kişiler sinema salonları, doğa aktiviteleri, toplu taşıma araçları gibi doktora uzak olan yerlerde bulunmak istemez.
Sosyal fobi: Kalabalık ortamlarda kişilerin küçük düşürülme ya da aptal duruma düşme korkusu yaşamasıdır. Sosyal fobisi olan kişiler, kalabalıkta yüksek sesle konuşmaya, yemek yemeye ve davetlere katılmaya çekinmektedir.
Pek çok ruhsal bozukluk gibi anksiyete bozukluğunun da tam olarak nedeni anlaşılamasa da yaygın anksiyete bozukluğu, beyinde doğal olarak bulunan birtakım kimyasallarda oluşan dengesizlik sebebiyle görülmektedir. Bu kimyasallar, nörotransmiter olarak adlandırılan serotonin ve neropinefrindir. Beyin kimyasallarındaki değişimler, genetik, stres, kronik hastalıklar(diyabet, kalp, koah gibi), kullanılan ilaçlar, uyuşturucu gibi zararlı maddeler ve çevresel faktörler anksiyetenin nedenleri arasında yer alır.
Özellikle çocukluk döneminde yaşanan travmatik olaylar, beyindeki korku işleme mekanizmalarında hassasiyete yol açarak stres unsurlarına karşı fazla duyarlı olmaya yol açmaktadır. Anksiyete konusunda yapılan araştırmalara göre, çocukluk çağında ortaya çıkan kaygı bozukluklarında hem çevresel hem de genetik faktörler birlikte rol almaktadır. Yukarıda sayılan kaygı bozukluğu belirtilerinden bir tanesi bile çocuklarda bulunuyorsa, vakit kaybetmeden uzman desteği almakta yarar olacaktır. Bunun için online psikolog yoluyla kaygı bozukluğu tedavisi için adım atabilir, profesyonel bir destek alabilirsiniz.
Aşağıda sıralanmış olan faktörlerin içinde yer alan kişilerde anskiyete problemi görülme olasılığı yüksektir.
Gergin ve huzursuz hissetme, çarpıntı, nefes alışverişinin hızlanması, soğuk terleme, ateş basması, midede karıncalanma hissi ve göğüs ağrısı anksiyete belirtileridir. Anksiyete anında bu belirtilerin tamamı veya bir kısmı bir arada yaşanır.
Genel olarak anksiyete belirtileri şöyledir:
Anksiyete krizleri yaklaşmakta olan olumsuz bir duruma karşı aniden ortaya çıkar. Kaygı ve korku, nefes darlığı, göğüs ağrısı, terleme ve çarpıntı hissi gibi belirtilerin hepsinin veya bir kısmının aynı anda yaşanması anksiyete krizinin neden olduğu belirtilerdir.
Anksiyete krizi belirtileri genel olarak şunlardır:
Devamlı kaygılı düşünceler, günlük hayatı ve sosyal çevreyi etkilemeye başladıysa alanında uzman biri tarafından anksiyete testi yapılması ve tanı konulması gerekmektedir. Yaygın anksiyete bozukluğuna tanı koymak güç olduğu için uzman kişinin soracağı birtakım sorulara samimi ve doğru cevap vermek çok önemlidir.
Anksiyete ataklarında sakinleşebilmek ve semptomları bastırabilmek için nefes egzersizleri uygulamak, farklı bir konuya odaklanmaya çalışmak, şeker tüketimini azaltmak ve gevşeme egzersizi uygulamak faydalı olabilmektedir.
Nefes egzersizleri: Doğru nefes almak, sakinleşme konusunda son derece etkilidir. Nefes egzersizlerini öğrenerek sakinleşmeyi ve yeniden odaklanmayı gerçekleştirebilirsiniz.
Ayağa kalkma ve vücudu dik tutma: Korku veya tehlike hissedildiğinde bilinçaltından gelen bir dürtüyle öne eğilerek kalbi ve akciğerleri koruma durumu oluşmaktadır. Ayağa kalkmak ve dik durmak, vücuda her şeyin normal olduğu mesajını vererek sakinleşmenize yardımcı olacaktır.
3-3-3 kuralını uygulama: Anksiyete krizinin başladığını hissettiğinizde 3-3-3 kuralını uygulayarak sakinleşebilirsiniz.
Kaygı randevusu oluşturma: Sizi kaygılandıran tüm detayları bir yere not edin ve bunları düşünmek için kendinize bir zaman dilimi belirleyin. Böylece tüm gün aynı korkuları yaşamak yerine günün belli zamanını bunun için ayırabilirsiniz.
İçinde bulunduğunuz ana konsantre olma: Gelecek zamanda olacakları düşünmek yerine şimdi bulunduğunuz zamana odaklanın. Kaygılanmanıza neden olacak bir şeyin olmadığını kendinize hatırlatın.
Kendinizi meşgul edin: Anksiyete krizinin geldiğini fark ettiğiniz anda kendinize meşgul olabileceğiniz şeyler bulmaya çalışın. Yürüyüş yapmak, kitap okumak, film/video izlemek, kaygılı düşünce kalıplarından uzaklaşmanızı ve kontrolü elinize almanızı sağlamaya yardımcı olabilir.
Şekerden uzak durma: Fazla şeker tüketimi anksiyeteyi tetiklediği için anksiyete krizinin geldiğini fark ettiğiniz anda şekerli gıdalardan uzak durun. Onun yerine proteinli gıdalar yemeyi ve su içmeyi tercih edin.
Psikolojik terapi ve ilaç ile kaygı bozukluğu tedavisi gerçekleştirilmektedir. Bunun için ilk yapılması gereken şey ise psikiyatri uzmanına başvurmaktır. Tedaviye başlamadan önce kapsamlı bir değerlendirme sürecinden geçilmektedir. Anksiyete belirtilerinin fiziksel hastalıklar yüzünden oluşup oluşmadığını anlamak için çeşitli testler ve incelemeler yapılmalıdır.
İlaç tedavisi: Çeşitli depresyon ilaçları (antidepresanlar), anksiyete tedavisi için anksiyete semptomlarının giderilmesi için kullanılmaktadır.
Psikoterapi veya konuşma terapisi: Davranışlarınızı nasıl etkilediğini öğrenmenize yardımcı olan konuşma terapisi olarak da adlandırılır. Sizi dinleyen uzman anksiyete bozukluğunuzu anlamaya çalışır. Yaygın bir psikoterapi yöntemi olan bilişsel davranışçı terapi ile olumsuz yada paniğe neden olan düşünce ve davranışları olumluya nasıl çevireceğiniz öğretir. Bilişsel davranışçı terapi, kişilerde anksiyeteye sebep olan düşüncelerin köküne inmeyi ve sorunun çözümü için farklı davranış alışkanlıkları edindirmeyi sağlamaktadır.
Diyalektik davranış terapisi: Bilişsel davranış terapisine benzer olarak, diyalektik yöntemde de odak noktası kişinin davranışını değiştirmeye yöneliktir. Ruh hali, duygu ve ilişkileri düzenlemeye yardımcı olmakla birlikte, bunlarla ilgili ortaya çıkan sorunlara başa çıkma becerilerinin ve baış açısının geliştirilmesine odaklanır.
Anksiyete tedavisi için bu yöntemlerden biri ya da ikisi bir arada da kullanılabilmektedir. Kişiye hangi tedavinin uygun olduğunu anlamak için doktor ve danışan birlikte karar vermektedir. Herkes için aynı anksiyete tedavisi uygun olmayabilir.
Anksiyete, terleme ve çarpıntı gibi fiziksel semptomlara neden olan, endişe duymaya neden olan yaklaşan bir duruma karşı kaygı ve korku hissinin yoğun yaşandığı ruhsal bozukluktur. Sonucu belirsiz olan bir şey hakkında endişe ve kaygıya neden olur. Özellikle belirsizliğe karşı korku söz konusudur.
Kas ağrıları, mide bulantıları, baş dönmesi ve ağrısı anksiyetenin belirtileri arasında yer alır. Bu tür durumları sıklıkla yaşıyorsanız, gidermek mümkün olmuyorsa anksiyete yaşadığınızın göstergesi olabilmektedir.
Anksiyete bozukluğu olarak da bilinen kaygı bozukluğu, 6 ay veya daha uzun süredir devam eden, belirgin ve kontrol edilemeyen kaygı ve korku duygusunun hakim olduğu ruh sağlığı rahatsızlığıdır.
Anksiyete genelde bir strese, endişeye veya korkuya karşı tetiklenir. Panik atak ise aniden ve beklenmedik bir şekilde ortaya çıkar ve genellikle yalnızca birkaç dakika sürer. Yine anksiyeteden farklı olarak panik atak yaşayanlarda baş dönmesi, göğüs ağrısı, ateş basması, üşüme ve mide rahatsızlığı belirtileri görülür.
Anksiyetesi olan kişiler gergin, tuhaf ve sıkıntılı hissedebilir. Değer yargısına girerek özgüven sarsılması yaşanır. Anksiyete vücudu gergin hissettirir ve nefes alıp verişinizi etkileyebilir.
Anksiyete anında kontrolü kaybetme, kalp çarpıntısı, göğüs ağrısı, bayılacakmış gibi hissetme, nefes almada zorluk veya boğulma hissi yaşanabilir.
Anksiyete bozukluklarında, sağlıklı beslenme, düzenli uyku, fiziksel ve rahatlama egzersizleri yanı sıra stres, alkol ve sigara için tetikleyicilerden uzak durmak anksiyete için rahatlama sağlayabilir. Şiddetli anksiyeteler için doktor kontrolünde konuşma terapisini de içeren psikoterapi ve ilaç kullanımı tedavi seçeneği olarak ele alınabilir.
Anksiyete bozukluğu, dünya çapında görülme oranı %3.7 olarak bilinmektedir.
Anksiyete kadınlarda erkeklere oranla daha sık rastlanmaktadır. Korumacı bir davranışla büyütülen çocuklar ve değer kaygısı duyan kişilerde anksiyeteye daha fazla rastlamak mümkündür.
Cinsiyet ayrımı olmaksızın herkeste görülebilen anksiyete bozukluğunun en önemli dönemleri 10-25 yaş aralığında olmaktadır. Düşük gelir seviyesi olan ve kadınlarda görülme sıklığı daha yüksek olabilmektedir.
Anksiyete doğru tedavi yöntemi ile kontrol edilebilir duruma getirilebilmektedir. Tercih edilen ve önerilen anksiyete tedavi yöntemleri, konuşma terapisi, bilişsel davranış terapisi ya da ilaç tedavisi olabilmektedir.
Anksiyetinin neden olduğu gerginlikten dolayı, tırnak yeme, dudak çiğneme ve ayak sallama gibi davranışlar ortaya çıkarak, zamanla bu durum tik haline dönüşebilir.
Gece ya da akşam zihin daha çok çalışarak, düşünme eğilimine girer ve sonucunda gerginlik yaratır. Bu sebeple anksiyetenin gece görülmesi normal olarak karşılanmaktadır.
Anksiyeteyi tetikleyen nedenler arasında stres, genetik durumlar, kronik hastalıklar ve komplikasyonlar yer alabilir.
Anksiyetenin verdiği huzursuzluk, mutsuz olma hali, sinirlilik, kas gerginliği durumlarının yanında unutkanlık da görülebilmektedir.
Egzersiz ve spor sırasında vücuda yayılan kimyasallar, sakinleştirici bir etki yaratarak anksiyeteye karşı faydalı olmaktadır.
Anksiyete yaşayan kişiler ruhsal açıdan etkilenerek, aşırı kaygı ve korku oluşturur. Değer kaybı oluştuğunu düşünen bu kişilerde aşırı kilo kaybı, mide bozukluğu, terleme görülebilmektedir.
Sağlık Destek Sitesi tarafından hazırlanmıştır.
Güncelleme Tarihi : 26 Şubat 2025
Yayınlanma Tarihi: 26 Şubat 2025
Sağlık Destek Sitesi
Sağlık kütüphanesi içeriklerimiz yalnızca bilgilendirme amaçlı ve kayıt tarihindeki bilimsel verilerle hazırlanmıştır. Sağlığınızla ilgili tüm sorularınız, endişeleriniz, teşhis veya tedavi için mutlaka doktorunuza veya sağlık kuruluşuna başvurunuz.