Kalpten çıkan temiz kanın tüm vücuda dağıtılmasını sağlayan ana atardamar olan aort damarında oluşan balon benzeri çıkıntılara aort anevrizması denmektedir. Aort damarı normalde kan basıncına dayanan kalın duvarlara sahiptir fakat yüksek tansiyon ve damar kireçlenmesi gibi nedenler bu duvara zarar vererek inceltebilir. Aort anevrizmasının en önemli belirtileri batıcı tarzda göğüs ağrısı, nefes darlığı, karın ve sırt ağrısıdır. Takip edilmediği takdirde çok ciddi sonuçlara ve hayati riske sebep olabilen aort anevrizmasının tedavisine ise anevrizmanın çapına ve yerleşimine göre karar veriliyor. Genellikle 5 cm’nin altındaki anevrizma genişlemelerinde hasta takibe alınırken, daha geniş anevrizmalarda ise açık ve kapalı ameliyat teknikleri kullanılarak anevrizma onarımı yapılabilmektedir.
Aort anevrizması, kanı bütün vücut boyunca taşıyan ana arter olan aortta normal boyutunun en az 1,5 katından daha fazla genişleyerek balon benzeri kesecik oluşmasıdır. Aort damarındaki bu genişleme arter duvarının katmanlarından incelmeye neden olur ve kan sızabilir. Yine damarda yırtılma ve iç kanama gibi olumsuz durumlarla da sonuçlanabilmektedir. Aort, vücuttaki bütün organ ve dokulara temiz kan sağladığı için, bu damarla ilgili problemler bütün vücudumuzu olumsuz etkileyebilir.
Aort anevrizmaları, gerçek ve yalancı anevrizma olarak kategorize edilebilir. Gerçek anevrizma, aort damarının tüm katmanlarını içeren bir genişleme olmasıdır. Yırtılma, organlara pıhtı atması ve balonlaşma çapının kritik seviyelere gelmesi gibi durumlar dışında, çoğu zaman acil bir operasyon gerektirmez. Yalancı anevrizmada ise aort damarında sınırlanmış bir yırtılma söz konusudur ve çoğu zaman acil operasyon gerekir. Bu anevrizma tipleri dışında, aort anevrizmaları yerleşim bölgesine göre de kategorize edilebilir. Anevrizma; göğüs kafesi, karın veya bu bölgelerin ikisini de etkileyecek kadar yaygın olabilir. Anevrizmanın yerleşim bölgesi, yapılacak cerrahi girişimin tipini ve riskini belirleyen en önemli faktördür.
Aort anevrizmalarının en sık sebebi kontrolsüz tansiyon yüksekliği ve aterosklerotik damar hastalığı denilen damar duvarında kireçlenme olmasıdır. Bu sebepler dışında, nadiren travma, bağ dokusu hastalıkları, bazı sistemik ve enfeksiyon hastalıklarına bağlı olarak da gelişebilmektedir.
Aort anevrizmalarının belirtileri, bulunduğu bölgeye göre değişiklik gösterebilir. Göğüs kafesi seviyesinde, batıcı tarzda göğüs ve sırt ağrısı, nefes darlığı, yutma güçlüğü gibi şikayetler görülebilirken, karın bölgesindeki anevrizmalarda, karın ve sırt ağrısı, karında şişkinlik ve atımı hissedilen kitle, kronik kabızlık veya ishal ve idrar yaparken zorlanma gibi belirtiler görülebilir.
Aort anevrizmaları çoğu zaman başka bir sebeple yapılan ultrason ve tomografi incelemesinde tesadüfen fark edilir. Ancak kesin tanı ve tedavi planı için ilaçlı tomografi veya anjiyo yapılması gereklidir.
Aort anevrizma tedavisine, anevrizmanın çapına ve yerleşimine göre karar verilir. Genellikle 5 cm’nin altındaki anevrizma genişlemelerinde hasta takibe alınır ve tansiyon kontrolü ve anevrizmanın oluşturduğu yandaş problemlere yönelik ilaç tedavileri başlanır. Daha geniş anevrizmalarda ise açık ve kapalı ameliyat teknikleri kullanılarak anevrizma onarımı yapılabilir.
Günümüzde, anevrizma hastalarının neredeyse yüzde 90’ında kapalı teknikler kullanılarak anevrizma onarımı yapılabilmektedir. Kapalı teknikler, kasıktaki atardamardan girilerek genişlemiş aort bölgesine içeriden stent yerleştirme veya kaburga aralığından yaklaşık 4 cm’lik bir kesi yaparak anevrizma olan bölgenin uygun bir yapay damar ile değiştirilmesi şeklinde uygulanabilir.
Aort anevrizmalarında kapalı cerrahi yöntemler iki şekilde uygulanabilmektedir. Endovasküler yöntemlerde, kasık atardamarından girilerek genişlemiş olan aort bölgesine içeriden stent yerleştirilmesi ile anevrizma onarılabilir. Bu yöntem, anatomik birtakım ölçümlerin uygun olması durumunda, göğüs kafesi ve karın bölgesinde aort anevrizması olan birçok hasta için başarılı bir şekilde uygulanabilmektedir.
Göğüs kafesi içerisinde aort anevrizması olan ancak endovasküler yöntemlerin uygun olmadığı hastalarda ise, kaburga aralığından yapılan 4-5 cm’lik küçük bir kesi ile genişlemiş aort damarı çıkarılarak yerine yapay bir damar dikmek şeklinde aort anevrizmaları kapalı cerrahi yöntem ile tedavi edilebilir. Ancak anevrizmada yırtılma olması durumunda, hastanın acil olarak operasyona alınması gerektiğinden, ne yazık ki hastaların bir kısmı kapalı ameliyat şansını kaybedebilir. Bu hastalarda standart açık cerrahi yöntemlerle operasyon yapılır.
Aort anevrizması en sık yüksek tansiyon ve damar sertliği problemi olan hastalarda görülebilmektedir. Bunun dışında genetik hikaye, ileri yaş, Marfan Sendromu, Ehler Danlos Sendromu gibi bazı bağ dokusu hastalıkları da anevrizma gelişme riskini artırmaktadır.
Aort anevrizma gelişimindeki en önemli risk faktörleri; ileri yaş, hipertansiyon, yüksek kolesterol, genetik yatkınlık, sigara kullanımı, şeker hastalığı, aort kapak hastalıkları, kronik kabızlık ve aort dokusunun dayanıklılığını arttıran bazı enzim ve proteinlerin eksikliği ile karakterize bağ dokusu hastalıkları olarak sıralanabilir.
Aort anevrizması olan hastalardaki en büyük risk damarın ani olarak yırtılmasıdır. Bu durum, hasta saatler içerisinde operasyona alınmazsa yüksek hayati risk oluşturmaktadır. Yırtılma olmasının en sık sebebi ise kontrolsüz yüksek tansiyondur. Bu nedenle, aort anevrizması nedeniyle takip edilen hastalardaki en önemli tedavi protokolü yüksek tansiyonun normal seviyelere düşürülmesidir.
Bunun dışında, yapılan çalışmalarda göğüs kafesi içerisinde 5,5cm; karın içerisinde ise 6cm’i geçmiş olan aort anevrizmalarının yıllık yırtılma riskinin logaritmik olarak arttığı gösterilmiştir. Bu nedenle bu seviyelere ulaşmış aort genişlemesi olan hastaların vakit kaybedilmeden bir Kalp ve Damar Cerrahisi uzmanına başvurması hayati öneme sahiptir. Bu hastalarda uygun incelemeler yapıldıktan sonra, anevrizma yırtılması olmadan hastaya girişim yapılması başarı şansını büyük ölçüde yükseltmektedir. Bazı durumlarda (Bağ dokusu hastalıkları, genetik hastalıklar, aort kapak hastalığı…vb) aort anevrizmalarının yırtılması daha erken dönemde görülebildiği için, yukarıda belirtilen çaplara gelmemiş aort anevrizmalarına da operasyon önerilebilmektedir.
Başarılı bir aort anevrizma operasyonu sonrasında, hastalar normal yaşamlarına devam edebilir. Operasyon yapılana kadar gelişmiş organ hasarının olup olmaması, hastanın operasyon sonrasında tansiyon, damar sertliği gibi nedenlere yönelik önlem ve tedavilere uyumu, anevrizmanın başka bir aort bölgesinde gelişme riskini büyük ölçüde azaltır ve hastaların beklenen yaşam süresindeki olumsuz etkileri ortadan kaldırır.
Aort anevrizma ameliyatlarındaki en büyük risk, anevrizmanın operasyon sırasında yırtılmasıdır. Anevrizmanın yerleşimi ve hayati organlara yakın olması, inme, kalp krizi, böbrek ve karaciğer yetmezliği gibi birtakım ciddi riskler oluştursa da gelişmiş operasyon teknikleri ve ekipmanlar sayesinde bu riskler günümüzde %1-5’in altına düşürülmüştür.
Aort anevrizma taraması bilgisayarlı tomografi ile yapılabilir. Ülkemizde tansiyon ve damar sertliği probleminin yaygın olması nedeniyle, bu hasta grubunda en az bir kere aort anevrizma taramasının yapılması hayat kurtarıcı olabilir.
Aort anevrizmasının kendisi değil neden olabileceği komplikasyonlar acildir. Aort anevrizmasına bağlı olarak gelişebilen ani iç kanama, hayati organlara ve uzuvlara pıhtı atması, ani gelişen organ yetmezliği, inme gibi durumlarda hastanın acil olarak değerlendirilmesi ve uygun tedavi seçeneğinin uygulanması gerekir.
Aort anevrizma gelişimi uygun ilaç tedavileri ve takip ile durdurulabilir ancak kendiliğinden aort damarının genişlemesinin düzelmesi mümkün değildir.
Aort anevrizma ameliyatı sonrası kanama, enfeksiyon, organ ve uzuvlara pıhtı atması, inme, geçici veya kalıcı organ yetmezlikleri görülebilir. Ancak günümüz teknolojileri ile bu komplikasyon oranları son derece düşük oranlara çekilmiş olup, hastanın operasyon yapılmaması durumunda içinde bulunacağı hayati risklerle karşılaştırılamayacak kadar düşüktür.
Tedavi edilmeyen aort anevrizmalarının çoğunda ne yazık ki sonuç aynıdır. Anevrizmanın beklenmedik bir zamanda yırtılması. Bu durum acil müdahale gerektiren bir durum olmasına rağmen ne yazık ki sadece deneyimli büyük merkezlerde bu operasyonlar yapılabilmektedir. Bu nedenle, aort damarında yırtılma olan hastaların neredeyse yüzde 50-60’ı hastaneye ulaşabilse dahi hayatını kaybetmektedir.
Bu nedenle hastanın, anevrizma yırtılması olmadan önce bu konuda deneyimli bir merkezde takipte olması ve gerekiyorsa girişim planlanması hayati öneme sahiptir. Aort anevrizmaları tedavi edilmediği taktirde gelişebilecek bir diğer komplikasyon, anevrizma kesesi içerisinde pıhtı oluşumudur. Bu pıhtı oluşumu aort damarının ve dallarının direkt tıkanmasına yol açabileceği gibi, hayati organlara pıhtı atmasına yol açarak geçici ve kalıcı organ yetmezliklerine de neden olabilir.
Aort anevrizması olan hastalar, mutlaka bir kalp ve damar cerrahının kontrolünde olmalıdır. Bunun dışında, düzenli tansiyon takipleri, kolesterol seviyelerinin düşürülmesi, sigaranın bırakılması, kilo verme, kronik kabızlık gibi karın içi basıncını artıran sebeplere yönelik tedavilerin alınması, hastaların güvenli bir şekilde hayatına devam etmesini sağlar.
Aort anevrizmaları farklı bölümlerde yapılan tetkiklerde tesadüfen fark edilebilse de, bu hastalığın takip, tedavi süreçleri ve zamanlaması Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü tarafından yapılır.
Sağlık Destek Sitesi tarafından hazırlanmıştır.
Güncelleme Tarihi : 25 Şubat 2025
Yayınlanma Tarihi: 25 Şubat 2025
Sağlık Destek Sitesi
Sağlık kütüphanesi içeriklerimiz yalnızca bilgilendirme amaçlı ve kayıt tarihindeki bilimsel verilerle hazırlanmıştır. Sağlığınızla ilgili tüm sorularınız, endişeleriniz, teşhis veya tedavi için mutlaka doktorunuza veya sağlık kuruluşuna başvurunuz.