Böbrek yetmezliği, kandaki atıkları ve sıvıyı uzaklaştıramaması veya vücut kimyasallarını dengede tutamaması ile ortaya çıkan böbrek hastalığıdır. Böbrekler normalde vücut sıvısı, kan basıncı ve kan kimyasını filtreler, toksinleri vücuttan uzaklaştırır. Böbreklerin en önemli görevlerinden biri de vücudun toksinleri atmasına yardımcı olmaktır. Böbrekler ayrıca kanı filtreler ve fazla suyu ve atık ürünleri günün 24 saati vücuttan temizler. Fazla vücut sıvısı ve atık ürünler, idrar yoluyla atılır. Böbrek yetmezliğinde ise bu fonksiyonları ortadan kalkar. Böbrek fonksiyonlarının doğru çalışamadığı böbrek yetmezliğinde daha sık idrara çıkma, idrar miktarında azalma, bulantı ve kusma, iştah kaybı, el, ayak ve yüzde sıvı birikimine bağlı ödem, kas krampları, aşırı yorgunluk, ciltte kuruma, kaşıntı, nefes darlığı, uyku sorunları ve koma gibi belirtiler görülür.
Böbrek yetmezliği, böbreklerin kandaki atık maddeleri filtreleyememesi ile ortaya çıkan böbreklerdeki fonksiyon kaybıdır. Böbrek yetmezliği böbreğin zaman içinde fonksiyonlarını kaybetmesidir. Bir anda gelişmeyen böbrek yetmezliği kademeli olarak ilerler. Altta yatan neden bağlı olarak gün geçtikçe ilerleyen böbreklerin fonksiyon kaybı sonunda böbrekleri tamamen çalışamaz hale getirebilir.
Böbrek yetmezliği idrarda azalma, bacak, ayak bilekleri ve ayaklarda ödeme bağlı şişme, nefes darlığı, yorgunluk, mide bulantısı ve kusma yanı sıra bilinçte bulanıklık gibi belirtilere neden olur.
Kronik böbrek yetmezliği böbreklerde oluşan fonksiyon bozukluğunun derecesine göre 5 aşamada ele alınır. Böbrek yetmezliğinin ilk evrelerinde böbrekler kısmen de olsa süzme görevini yerine getirebilir. İlerleyen aşamalarda fonksiyon bozukluğu artarak tamamen çalışamaz duruma gelebilir. Böbrek yetmezliği aşamalara ayrılırken GFR yani Glomerüler Filtrasyon Hızı testinin sonuçları da göz önüne alınır.
Aşama 1
Evre 1 böbrek yetmezliğinde hafif böbrek hasarı vardır ve genellikle böbrek yetmezliğiyle ilgili belirti yoktur. İdrarda protein kaçağı görülebilir. GFR oranı 90’dan fazla olabilir.
Aşama 2
Evre 2 böbrek yetmezliğinde hafif böbrek hasarı vardır ve genellikle böbrek yetmezliğinin belirtileri gözükmemektedir. GFR oranları 60 ila 89 arasındadır.
Aşama 3
Evre 3 böbrek yetmezliğinde, böbreklerde orta derecede hasar vardır. GFR oranı 30-59 arasında olabilir. 3. Evre böbrek yetmezliğinde belirtiler ortaya çıkabilir. 3. Evre böbrek yetmezliğinde en sık görülen belirtiler; ellerde ve ayaklarda şişlik, sırt ağrısı, idrar oranında değişiklik, yüksek tansiyon ve anemi görülebilir.
Aşama 4
Evre 4 böbrek yetmezliğinde böbreklerde orta veya ciddi derecede hasar vardır. Evre 3 böbrek yetmezliğinde görülen belirtiler ve sorunlar görülebilir. GFR oranı 15-30 arasındadır. Beslenmeye bu aşamada çok dikkat edilmelidir. Diyaliz veya böbrek nakli için gerekli araştırmaların yapılmasında fayda vardır.
Aşama 5
Evre 5 böbrek yetmezliğinde, böbreklerde ciddi hasar vardır. Böbrekler neredeyse çalışamaz duruma gelmiştir. GFR oranı 15’ten düşüktür. Bu dönemde genellikle; kaşıntı, kas krampları, mide bulantısı ve kusma, sürekli açlık, ellerde ve ayaklarda şişlik, sırt ağrısı, nefes sorunları ve uyku problemleri görülebilir. Evre 5 böbrek yetmezliği olan hasta hayatta kalabilmek için diyaliz veya böbrek nakli olmalıdır.
Kronik böbrek yetmezliğinin nedenleri değişebilmektedir. Kronik böbrek yetmezliği önlenebilir nedenlere bağlı olduğu gibi farklı hastalıklar kaynaklı olarak da ortaya çıkabilmektedir.
Böbrek yetmezliği çok fazla veya çok az idrara çıkma, idrar miktarında azalma, bulantı ve kusma, iştah kaybı, ayaklarda ve ayak bileklerinde ödem, halsizlik, cilte kuruma, kaşıntı, nefes darlığı, uyku sorunları ve koma gibi belirtilere neden olur.
Böbrek yetmezliği belirtileri genel olarak şunlardır:
Böbrek yetmezliği kalp damar hastalıklarından akciğer sorunlarına kadar birçok rahatsızlığına yol açabilmektedir.
Böbrek yetmezliğinin teşhisinde ilk adım nefroloji doktorunun muayenesidir. Nefroloji doktoru böbrek yetmezliğine neden olabilecek hipertansiyon veya diyabet gibi hastalıklar, böbrek yetmezliğine neden olabilecek ilaçlar veya idrar alışkanlığındaki değişikliklerin sorgulamasını yaptıktan sonra böbrek yetmezliğinin teşhisini koyabilmek için ek tetkikler isteyebilir.
Böbreklerde oluşan hasarlar genellikle kalıcıdır. Böbreklerde oluşan hasar düzeltilmese bile yetmezliğe neden olan altta yatan rahatsızlık kontrol altına alarak böbrek yetmezliği durdurmak veya yavaşlatmak mümkün olabilir. Böbrek yetmezliğine neden olan rahatsızlığa göre tedavi planı değişebilmektedir.
Böbrek yetmezliği sırasında yaşanan komplikasyonlara yönelik tedaviler planlanabilir.
Son dönem böbrek hastalığının tedavisi iki şekildedir.
Diyaliz: Sağlıklı çalışmayan böbreklerin yapamadığı kanı temizleme işlemi bir cihaz yardımıyla gerçekleştirilir. Diyaliz böbrek yetmezliğini tedavi etmemektedir. Ancak hayatta kalabilmek için belirli aralıkla diyalize girilmesi gerekmektedir. Diyaliz hastanın durumuna göre Hemodiyaliz veya periton diyaliz olarak iki şekilde yapılabilir.
Böbrek Nakli: Çalışmayan veya az çalışan böbreğin yerine çalışan bir böbreğin nakledilmesidir. Kadavradan böbrek nakillerinde uzun süre bekleme listesi olmasına rağmen canlıdan canlıya böbrek nakillerinde kısa sürede böbrek nakli gerçekleştirilebilmektedir. Böbrek naklinden sonra hastaların diyalize girmesine gerek kalmamaktadır.
Kronik böbrek yetmezliği olan hastaların beslenmesine önem göstermesi gerekmektedir. Özellikle diyaliz hastalarının belirli yiyeceklerden uzak durulması hayati önem taşıyabilmektedir. Diyaliz her ne kadar böbreklerin işini yapmaya çalışsa da sağlıklı böbreklerin yaptığı bütün görevleri yerine getiremez. Diyaliz sırasında vücutta sıvı miktarı artabilir, kanda fazla atık birikebilir. Böbrek yetmezliği olan ve diyaliz tedavisi gören hastaların;
Diyaliz sırasında uygulanacak diyet kişiden kişiye değişmektedir. Erken evre böbrek yetmezliği olan bir hasta ile son dönem böbrek yetmezliği olan hastanın beslenmesi ve kısıtlamalar aynı olmayabilir. Diyaliz hastalarının genel olarak protein tüketimine önem göstermeleri gerekir. Tüketilen proteinin kalitesi olması yaşanacak sorunların önüne geçebilmektedir. Bu konuda uzman bir nefroloji doktoru ve diyetisyenden destek almak gerekir.
Protein tüketimi: Peritoneal veya hemodiyaliz alan hastaların diyaliz olmayan kişilere göre daha yüksek proteine ihtiyacı olabilir. Yetersiz protein alımı, kilo ve kas kaybı ile birlikte enfeksiyonlarla savaşma yeteneğini azaltabileceği için oldukça önemlidir. Diyaliz diyeti sırasında yüksek kaliteli protein içeren; et, kümes hayvanları, balık, yumurta, yoğurt, süt ve peynir tüketilebilir. Ancak tüketilen besinlerin potasyum, fosfor ve sıvı birikimi açısından belirli bir dengene olması çok önemlidir.
Potasyum: Potasyum hemen hemen tüm yiyeceklerde bulunan bir mineraldir. Özellikle kaslar için potasyuma ihtiyaç vardır. Ancak böbrek yetmezliği hastaları için fazla potasyum tehlikeli sonuçlar yaratabilir. Diyalizdeyken, potasyum seviyesi çok düşük veya çok yüksek olabilir. Çok az veya çok fazla potasyum olması kas krampları, zayıflık ve düzensiz kalp atışlarına neden olabilir.
Fosfor: Birçok gıdada bulunan fosfor kemiklerin sağlıklı kalabilmesi için kalsiyum ve D vitamini ile birlikte görev yapar. Sağlıklı çalışan böbrekler vücuttaki doğru fosfor dengesinin korunması için yardımcı olmaktadır. Böbrek yetmezliği sırasında kanda fosfor birikebilir ve hiperfosfotemi denilen durum yaşanabilir. İşlenmiş ve paketlenmiş gıdalar özellikle yüksek seviyede fosfor içerdiği unutulmamalıdır.
Fosfor seviyeleri yüksek olan diyaliz hastalarının uzak durması gereken gıdalar
Hem fosfor hem Potasyum bakımından zengin olan gıdalar şunlardır;
Sıvı birikmesi: Diyalizdeyken vücutta fazla sıvı birikebilir. Aşırı sıvı birikmesi, yüksek tansiyon, nefes almada zorluk ve kalp yetmezliği gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Diyaliz sırasında günlük sıvı alımının, sıvı içeren gıdaların kontrol altında tutulması önemlidir. Vücutta sıvı birikmesi varken diyalize girmek yaşanabilecek sorunların artmasına yol açabilir. Sıvı kısıtlamasında uygulanacak en pratik yöntem tuzdan uzak durmaktır.
Sodyum: Sağlıklı bir yaşam için sodyum gereklidir. Düzgün çalışan böbrekler vücutta doğru sodyum oranının ayarlanmasında etkilidir. Ancak kronik böbrek yetmezliği hastalarının kanında sodyum birikebilir. Kanda aşırı sodyum birikmesi vücudun aşırı su tutmasına da neden olur.
Yaklaşık olarak yumruk büyüklüğünde ve omurganın her iki yanında bulunan böbrekler vücuttaki atık ürünleri ve fazla sıvının vücuttan atılması görevini yerine getirir. Vücuttaki tuz, potasyum ve asit içeriğinin düzenlenmesi de böbreklerin görevidir. Normal çalışan bir böbrek her gün 200 litre sıvı kanın filtreleme ve geri dönüş işlemini gerçekleştirir. Atık ürünlerin vücuttan atılmasının yanında böbrekler;
Akut böbrek yetmezliği, idrar miktarında azalma, özellikle ayak bileklerinde olmak üzere sıvı tutulmasına bağlı ödem, zihinsel keskinliğin azalması, bulantı, kusma, bitkinlik, iştahsızlık ve nefes darlığı gibi belirtiler yaşanmasına neden olur.
Kronik böbrek yetmezliğinin belirtileri, yüksek tansiyon, ödem, özellikle geceleri çoğalan sık idrara çıkma ihtiyacı, idrarda kan, yorgunluk, mide bulantısı ve kusma, kaşıntı ve nefes darlığıdır.
Böbreklerle ilgili rahatsızlıklar için Nefroloji doktoruna gidilmelidir. Nefrit ve pyelonefrit gibi böbrek iltihapları, akut ve kronik böbrek yetmezliği, idrar yolu enfeksiyonları, böbrek kaynaklı hipertansiyon, albümin gibi böbrek hastalıklarının tedavisini nefroloji doktoru takip etmelidir. Özellikle kronik böbrek yetmezliğinin bir sonucu olarak ortaya çıkan böbrek nakli konusunda uzman olan nefroloji doktorlarının tercih edilmesi önemlidir.
Kronik böbrek yetmezliği için risk grubu şu şekilde sıralanabilmektedir;
Türk Nefroloji Derneği’nin verilerine göre; ülkemizde her 6-7 erişkinden birinde değişik evrelerde kronik böbrek hastalığı bulunuyor. Dünya nüfusunun yüzde 6-12’si değişen derecelerde kronik böbrek yetmezliği görülmektedir.
Kronik böbrek yetmezliği erken dönemde belirlenebilirse ilerlemesi önlenebilir veya yavaşlatılabilir. Tedavi edilmeyen kronik böbrek yetmezliği tedavi edilmezse böbrek fonksiyonlarının tamamen kaybedilmesine diyaliz veya böbrek nakline giden süreç yaşanabiliyor.
Diyaliz diyeti yaparken doğru ekmeği seçmek kafa karıştırıcı olabilir. Genellikle sağlıklı bireyler için, rafine beyaz un ekmeği yerine kepekli veya tam buğday ekmek tavsiye edilir. Tam buğday ekmeği yüksek lif oranı bakımından besleyici ve sağlıklı bir tercihtir. Ancak, kronik böbrek hastalarının fosfor ve potasyum bakımından zengin olan tam tahıllı ekmekleri tüketmesi sorunlara yol açabilir.
Aynı şekilde kahverengi pirinç de, beyaz pirince oranla daha fazla potasyum ve fosfor içermektedir.
Portakal ve portakal suyu tartışmasız en iyi C vitamini depolarından biridir. Ancak portakal aynı zamanda çok iyi bir potasyum kaynağıdır.
Potasyum içeriği göz önüne alındığında, portakal ve portakal suyunun böbrek diyetinde kısıtlanması gerekmektedir. Portakal suyu yerine daha az potasyum içeren, üzüm, elma veya kızılcık suyu tercih edilebilir.
Portakal gibi kayısının da yüksek potasyum içerdiği bilinmelidir. Özellikle diyalizde kuru kayısıdan uzak durulması önemlidir.
Patates potasyum bakımından oldukça zengindir. Mümkünse böbrek yetmezliği olan hastaların patatesten uzak durması gerekir. Yine de patates tüketilecekse ince parçalara ayrılıp uzun süre suda bekletmek patatesteki potasyum oranını azaltmaktadır. Yine de porsiyon kontrolü yaparak patates tüketmek en sağlıklı tercihtir. Patates gibi domateste yüksek potasyum içer. Yemekleri tatlandırmak için domates yerine kırmızı biber sosu denenebilir.
Karnabahar: C, K ve B vitamini bakımından oldukça zengin olan karnabahar aynı zamanda iyi bir lif kaynağıdır. Patates yerine karnabahar püresi tercih edilebilir.
Yaban mersini: En iyi antioksidan kaynaklarından biridir. Sodyum, potasyum ve fosfor oranı düşük olan yaban mersini hem diyabet hastaları hem de böbrek diyeti için tavsiye edilebilir.
Levrek: Omega 3 bakımından oldukça zengin olan levrek, diğer deniz ürünlerine göre daha az fosfor bulundurur. Tüketirken porsiyon kontrolü önemlidir.
Kırmızı Üzüm: C vitamini bakımından zengin olan kırmızı üzüm aynı zamanda iyi bir antioksidandır. Kırmızı üzüm aynı zamanda kalp sağlığı ve diyabet hastaları için de uygun bir besindir.
Yumurta Beyazı: Yumurtanın sarısı çok besleyici olsa da yüksek miktarda fosfor içermektedir. Böbrek diyetinde yumurtanın beyazı daha iyi bir tercihtir. Aynı zamanda diyaliz tedavisi alan hastaların yüksek miktarda protein ihtiyacını da karşılayabilir.
Sarımsak: Manganez, C vitamini ve B6 vitamini kaynağıdır ve antiinflamatuar özelliklere sahip kükürt bileşikleri içerir. Böbrek sorunu olan kişilerde tuz yerine lezzet katıcı olarak kullanılabilir.
Karabuğday: Pek çok kepekli tahıl yüksek fosfor içermektedir. Karabuğday bunların yerine iyi bir tercihtir. B vitamini, magnezyum, demir ve lif sağlar. Aynı zamanda glutensiz bir tahıldır ve karabuğdayı çölyak hastalığı veya gluten intoleransı olan insanlar için iyi bir seçim haline getirir.
Zeytinyağı: Zeytinyağı fosfor içermemesi ve besleyici yöne bakımından böbrek diyetinde mükemmel bir seçenektir.
Bulgur: Fosfor ve potasyum oranı yüksek diğer tahıllara göre iyi bir böbrek dostu alternatiftir. B vitamini, magnezyum, demir ve manganez kaynağıdır.
Lahana: Harika bir K, C ve B vitamini kaynağıdır. Ayrıca, düzenli bağırsak hareketlerini sağlayarak sindirim sisteminin sağlıklı işlemesini sağlar.
Dolmalık Biber: Besin değeri yüksek olan dolmalık biberin potasyum oranı da düşüktür. Özellikle kırmızı dolmalık biberler iyi bir C vitamini deposudur. Ayrıca, böbrek hastalığı olan kişilerde sıklıkla zarar gören, bağışıklık sistemi için önemli bir besin olan A vitamini bakımından da zengindir.
Soğan: Sodyum içermeyen soğan yemeklere lezzet katmak için iyi bir alternatiftir. Soğan C vitamini, manganez ve B vitaminleri bakımından da zengindir.
Roka: Potasyum bakımından düşük bir besin olan roka böbrek dostu salatalar ve garnitürler için iyi bir seçimdir. Roka iyi bir K vitamini kaynağıdır ve kemik sağlığı için önemli olan mangan ve kalsiyum içerir.
Turp: Böbrek diyetine sağlıklı katkı yapan turp potasyum ve fosfor oranı düşük bezleyici bir sebzedir.
Şalgam: Patates ve kış kabağı gibi potasyumda daha yüksek olan sebzeler için mükemmel bir alternatiftir. Şalgam, C ve B6 vitamini, manganez ve kalsiyum bakımından da zengindir.
Ananas: Portakal, muz, kivi gibi potasyumdan zengin birçok meyve yerine iyi bir alternatiftir.
Kızılcık: Hem idrar yollarına hem de böbreklere yarar sağlar.
Diyaliz tedavisine başlayan hastaların neredeyse %40’ının sebebi diyabettir. Diyabetik nefropati yani diyabeti bağlı böbrek hastalarının tedavi süreci iyi takip edilmelidir.
Diyabetik diyaliz diyeti, diyabetin yanı sıra son dönem böbrek hastalığı olarak da adlandırılan evre 5 kronik böbrek hastalığı olan hastalar için özeldir. Diyetin amacı kan şekeri düzeylerini yönetmektir. Diyaliz diyetleri gibi diyabetik diyaliz diyeti de besleyici ve yüksek kalite protein içermelidir. Fosfor, potasyum ve sodyum kısıtlaması yine olmalıdır. Dikkat edilmesi gereken kan şekerini etkileyen karbonhidrat alımının iyi kontrol edilmesidir. Ekmek, mısır gevreği, makarna, pirinç, nişastalı sebzeler, meyveler, meyve suları karbonhidrat içerdiği için kan şekerini yükseltebilir.
Sağlık Destek Sitesi tarafından hazırlanmıştır.
Güncelleme Tarihi : 18 Şubat 2025
Yayınlanma Tarihi: 4 Eylül 2024
Sağlık Destek Sitesi
Sağlık kütüphanesi içeriklerimiz yalnızca bilgilendirme amaçlı ve kayıt tarihindeki bilimsel verilerle hazırlanmıştır. Sağlığınızla ilgili tüm sorularınız, endişeleriniz, teşhis veya tedavi için mutlaka doktorunuza veya sağlık kuruluşuna başvurunuz.