Deliryum, daha çok bozuk konuşma ve halüsinasyonların eşlik ettiği, kafa karışıklığı ve dikkat dağınıklığı ile tanımlanan zihinsel bozukluktur. Aniden ortaya çıkan deliryum, zihinsel yeteneklerde ciddi bir değişikliğe neden olur. Genellikle demans ile benzer belirtiler gösteren deliryum, yaygın olarak 65 yaş üzeri kişilerde görülür. Deliryumun hipoaktif, hiperaktif ve karma olmak üzere üç farklı türü bulunur.
Deliryum, beyin fonksiyonlarında meydana gelen ani ve anormal değişime bağlı olarak kafa karışıklığı ve çevresel farkındalık eksikliğine yol açan ciddi bir akıl sağlığı bozukluğudur. Aslında psikiyatrik bir hastalık olmayan deliryum, diğer tıbbi sorunların neden olduğu, ani başlangıcı olan, zihin işlevlerindeki bozulmadır. Deliryum, çoğunlukla hastanelerin yataklı servisleri ile yoğun bakım ünitelerinde yatan 65 yaş üstü ve demans gibi unutkanlık rahatsızlığı olan kişilerde gözlenir.
En temel risk faktörü yaşlılık olan deliryum bunun dışında zehirlenme veya ciddi bir uyku eksikliği sonucunda da ortaya çıkabilir. Bu gibi durumlarda ortaya çıkan deliryumda kişi kafa karışıklığı yaşar, yönünü şaşırabilir, çevresine karşı olan farkındalığı azalır ve bilinç bulanıklığı yaşar.
Tipik belirtisi kişinin bulunduğu yeri veya tanıdığı kişileri tanımada zorluk çekmesine varacak kadar bilinç değişikliği olan deliryum ayrıca kişide dikkat bozukluğu, hafıza problemi, huzursuzluk hali gibi belirtiler de gösterebilir.
Özel bir tedavisi bulunmayan deliryum tedavisinde amaç, semptomları ve etkileri azaltmak amacıyla deliryuma neden olan faktörlerin tespit edilip iyileştirilmesidir.
Deliryum, beyindeki sinyallerin normal şekilde gönderilmesi ve alınması süreci bozulduğunda meydana gelir. Buna neden olan faktörler arasında yaşlılık, inme veya kalp krizi, ciddi yaralanmalar, alkol/uyuşturucu kullanımı, böbrek/karaciğer hastalıkları ve kandaki mineral oranının bozulması yer alır
Deliryum meydana gelmesine neden olan faktörler şöyle sıralanabilir:
Deliryumda ortaya çıkan en temel belirti kişinin zihinsel fonksiyonlarının değişmesine bağlı olarak yaşadığı kafa karışıklığı ve bilinç bulanıklığıdır. Bununla birlikte kişinin yakın çevresini tanımaması, bulunduğu yeri yabancı algılaması, dikkat bozukluğu, halüsinasyonlar, uyku bozukluğu ve huzursuzluk hali de deliryum belirtileri olarak gösterilir.
Deliryumun belirtilerini aşağıda yer alan şu karakteristik özellikler oluşturur:
Bu karakteristik belirtiler gün içinde değişkenlik gösterip, daha iyi ya da daha kötü şekilde seyredebilir. Deliryumda yaşanan bu belirtiler, sıklıkla altta yatan tıbbi rahatsızlık durumunun başlaması ile beraber aniden (akut) gelişir ve çoğunlukla 7-10 gün sonra ortadan kalkar.
Deliryumun teşhisini direkt sağlayabilecek herhangi bir kan tahlili veya görüntüleme yöntemi bulunmamaktadır. Deliryumun tanısı öncelikli olarak doktorun fizik muayene ve ruhsal durum muayenesi sonucunda, ani başlangıçlı zihin değişikliklerinin tespit edilmesi ve altta yatan diğer tıbbi hastalıkların varlığının ortaya çıkarılması ile konulmaktadır. Altta yatan diğer tıbbi durumlar için tetkik ve görüntüleme yöntemlerinden faydalanılabilir.
Deliryuma özgü bir tedavi yöntemi bulunmamaktadır. Deliryumda görülen belirtiler altta yatan sebebin tedavi edilmesi ile ortadan kalkar. Örneğin deliryum belirtilerinin oluşmasına sebep olabilecek bir idrar yolu enfeksiyonu var ise bu enfeksiyonunun tedavi edilmesi ile deliryum belirtileri ortadan kalkar. Nadiren yoğun bunaltı, yatakta duramama, hareketlilik belirtileri için yatıştırıcı ilaçlar kullanılabilir.
Deliryumun 3 farklı türü bulunmaktadır:
-Hipoaktif deliryum: Bilinç durumunun uykuya meyilli olduğu, hastanın etrafa karşı kayıtsız ve ilgisiz göründüğü, hareketsizlik veya azalmış motor aktivitenin olduğu deliryum türüdür.
-Hiperaktif deliryum: Muhtemelen en kolay tanınan tiptir. Hastanın yatağında duramadığı, hareketliliğinde artış olduğu, bunaltı sıkıntı içinde gözlendiği, ajitasyon, hızlı ruh hali değişiklikleri veya halüsinasyonların görüldüğü deliryum tablosudur.
-Karma deliryum: Hipoaktif ve hiperaktif deliryum belirtilerinin bir arada görüldüğü ve yer değiştirdiği deliryum tablosudur. Kişi hızlı bir şekilde hiperaktif durumdan hipoaktif duruma geçebilir. Toplumda hipoaktif ve karma deliryum daha sık gözlenir.
Birkaç ilaç veya ilaç kombinasyonu, bazı türleri de dahil olmak üzere deliryumu tetikleyebilir. Bunlar; ağrı ilaçları, antibiyotikler, antiviraller, antimantar ilaçlar, uyku ilaçları, anksiyete ve depresyon gibi duygudurum bozuklukları için ilaçlar, alerji ilaçları (antihistaminikler), astım ilaçları, kortikosteroid adı verilen steroid ilaçlar, parkinson hastalığı ilaçları, spazmları veya konvülsiyonları tedavi etmek için kullanılan ilaçlar.
Deliryuma neden olan hastalıklar 4 farklı grupta incelenebilir.
1-Doğrudan beyinle ilgili nedenler:
2-Sistemik nedenler:
3-Toksik nedenler:
Deliryum, 65 yaş üzerindeki kişilerde daha sık görülür. Yaş ilerledikçe görülme riski artar.
Deliryum tremens; alkol kullanım bozukluğunda gözlenen alkolün kesilme belirtilerinin olduğu dönemde ya da tam tersi yoğun içicilik döneminde ortaya çıkan alkol kullanım bozukluğuna özgü bir deliryum tablosudur.
Alkol kullanım bozukluğu olan ya da yoğun alkol içiciliği olan kimselerde görülür.
Deliryum, bu duruma sebep olan hastalığın tespit edilip iyileşmesi ile tedavi edilir. Deliryum belirtilerini düzelten bitkisel bir tedavi yöntemi bulunmamaktadır. Hatta deliryum için riskli gruplarda kullanılan bazı bitkisel ilaçlar, deliryuma sebep olabilir.
Deliryum, unutkanlık ile karakterize bir hastalık olan demans ile karıştırılabilir. Demans ve deliryumu ayırt etmek özellikle zor olabilir ve bir kişide her ikisi de görülebilir. Aslında deliryum, demansı olan kişilerde sıklıkla görülür. Ancak deliryum ataklarının olması her zaman bir kişide bunama olduğu anlamına gelmez. Sonuçlar yanıltıcı olabileceğinden, deliryum epizodu sırasında bunama değerlendirmesi yapılmamalıdır.
Demans, kademeli işlev bozukluğu ve beyin hücrelerinin kaybı nedeniyle hafızanın ve diğer düşünme becerilerinin ilerleyici düşüşüdür. Demansın en yaygın nedeni ise Alzheimer hastalığıdır. Demans ve deliryumu birbirinden ayıran noktalar şu şekildedir.
Hasta yakınları ve sağlık çalışanları deliryum semptomları gösteren kişilere şu şekilde yaklaşmalıdır:
Deliryum genel olarak kalıcı değildir. Altta yatan hastalığın düzelmesi ile belirtiler de ortadan kalkar. Ancak yüzde 3-8 oranında deliryum belirtileri kalıcı olabilir.
Deliryum belirtileri genellikle iki hafta içinde kaybolur. Bu süreçte başlanan yatıştırıcı ilaçlar da iki-üç hafta süre ile kullanılır.
Cinsiyetin deliryumda bir belirleyiciliği bulunmamaktadır.
Deliryum genetik bir rahatsızlık değildir.
Deliryum geçiren hastalarda iyileşme süreci ve hastanede kalış süreci uzayabilmektedir. Altta yatan hastalığın şiddetlenme ihtimali artmaktadır. Öncelikle altta yatan hastalığın hızlıca tedavi edilerek tekrarlamasının önlenmesi önemlidir. Örneğin idrar yolları enfeksiyonuna bağlı gelişen deliryumun ilerde tekrarlamaması için idrar yolları enfeksiyonu olmamak için önlemler alınmalıdır.
Deliryumu önlemeye yönelik en başarılı yaklaşım, bu durumu tetikleyebilecek risk faktörlerini hedeflemektir. Hastane ortamları özel bir zorluk arz eder. Sık oda değişiklikleri, invaziv prosedürler, yüksek sesler, yetersiz aydınlatma ve doğal ışık ve uyku eksikliği kafa karışıklığını daha da kötüleştirebilir.
Yapılan çalışmalar iyi uyku alışkanlıklarını teşvik etmek, kişinin sakin ve iyi yönlendirilmiş kalmasına yardımcı olmak ve tıbbi sorunları veya diğer komplikasyonları önlemeye yardımcı olmak gibi belirli stratejilerin deliryumun şiddetini önlemeye veya azaltmaya yardımcı olabileceğini göstermektedir.
Bununla birlikte hastanın başına takvim ve saat konulması, ışık ve ses gibi uyaranların azaltılması, hasta yatağının güneşi görecek şekilde düzenlenmesi, hastanın gece uykularına dikkat edilmesi ve tedavi ekibinin ve hastaya bakım veren kişinin hastaya günü, tarihi ve yeri sürekli hatırlatması deliryumu önleyebilecek önlemler arasında yer almaktadır.
Deliryum sıklıkla kalıcı bir hasara sebep olmaz. Ancak beraberinde demans gibi bir nörolojik hastalığın varlığında durumu daha şiddetlendirebilir.
Hastanede yatan hastalarda deliryum belirtilerinin ortaya çıkması, ölüm riskini yüzde 10-30 oranında artırmaktadır.
Deliryumun çocuklarda görülme ihtimali çok düşüktür.
Deliryum en çok demans ile karıştırılmaktadır. Ancak bu durum iyi bir fizik muayene, nörolojik muayene ve ruhsal durum muayenesi ile kolaylıkla ayırt edilebilmektedir.
Sağlık Destek Sitesi tarafından hazırlanmıştır.
Güncelleme Tarihi : 5 Eylül 2024
Yayınlanma Tarihi: 3 Mayıs 2024
Sağlık Destek Sitesi
Sağlık kütüphanesi içeriklerimiz yalnızca bilgilendirme amaçlı ve kayıt tarihindeki bilimsel verilerle hazırlanmıştır. Sağlığınızla ilgili tüm sorularınız, endişeleriniz, teşhis veya tedavi için mutlaka doktorunuza veya sağlık kuruluşuna başvurunuz.