Çikolata kisti (endometriozis), rahim içini kaplayan doku tabakası olan endometrium dokusunun rahim dışında, özellikle yumurtalıklar ve diğer pelvik organlarda büyümesi sonucu gelişen, kist oluşumu ile karakterize bir hastalıktır. Türkiye'de üreme çağındaki kadınların yüzde 5-10’unda, hamile kalamayan kadınların ise yüzde 25-30’unda görülen endometriozis, tedavi edilmemesi durumunda olumsuz tablolara neden olabilir. En belirgin semptomu adet döneminde ortaya çıkan ağrılar olan çikolata kisti, erken teşhis edildiği takdirde tedavi edilebilir.
Endometriozis veya çikolata kisti, rahmin iç yüzeyini kaplayan endometrium dokusunun rahmin dışında büyüdüğü ağrılı bir hastalıktır. Endometriozis genellikle pelvik doku, yumurtalıkları ve fallop tüpleri üzerinde gelişir ancak bağırsak ve mesane dahil olmak üzere yakındaki organları da etkileyebilir. Üreme çağındaki kadınların yaklaşık yüzde 5-10’unda görüldüğü tahmin edilen endometriozis, kısırlığın en önemli sebepleri arasında yer almaktadır.
Ağrı kesici ilaçlar ve hormon tedavisi endometriozis belirtilerini hafifletebilirken, doğurganlık sorunlarının giderilmesine yardımcı olmak için ise küçük bir cerrahi operasyon da gerekebilir.
Nedeni tam olarak bilinemeyen, çikolata kisti olarak da ifade edilen endometriozis hastalığının en olası nedeni retrograd adet akışıdır. Regl döneminde dökülen dokunun bir kısmı fallop tüpü yoluyla pelvis gibi vücudun diğer bölgelerine akar. Bu dokular rahim dışındaki bölgelerde büyümeye bağladığında endometriozis meydana gelir.
Bu büyüme aynı zamanda şiddetli vajinal kanamayla birlikte adet döneminde ağrı alt karın bölgesinde şiddetli ağrı gösterebilir.
Endometriozis (Çikolata kisti) hastalığına yol açabilecek faktörler şöyle sıralanabilir:
Çikolata kistinde görülen yaygın belirtiler pelvik ağrı, regl döneminin çok ağrılı olması, cinsel ilişki sırasında ağrı, sırt ağrısı, idrar yaparken ağrı ya da kanama ve kısırlıktır.
Çikolata kisti (Endometriozis) belirtileri şunlardır:
Adet akışının değişmesi ve endometriyal dokunun rahim dışında büyümesiyle birlikte özellikle adet döneminde ilgili bölgede kötüleşen ağrı meydana gelebilir.
Endometriozis hastalığında iki adet dönemi arasında hafif lekelenme veya kanama belirtisi görülebilir.
Eğer karnınızın alt bölgesinde şiddetli bir ağrı hissediyorsanız bu durum çikolata kistinin işareti olabilir.
Endometriozis hastalığına yakalanan kişilerde görülen belirtilerden bir diğeri de cinsel ilişki sırasında meydana gelen ağrı şikayetidir.
Endometriozis hastası olan kişiler idrar veya dışkılarını yaptığı esnada zorlanma ve ağrı şikayetinden yakınırlar.
Endometriozisin kesin tanısı laparoskopi ile çıkarılan lezyonların mikroskobik incelemesi ile konulur. Endometriozis olarak bilinen çikolata kistinin kesin tanısı, normalde sadece rahim iç tabakasında bulunması gereken endometrial dokunun; bez ve fonksiyon gören kısmının vücudun diğer kısımlarında görülmesi, bu dokuların cerrahi olarak çıkarılması ve patoloji uzmanları tarafından mikroskobik olarak görülmesi ile konulmaktadır.
Ön tanı için hastanın detaylı öyküsü, belirtileri oldukça önemlidir. Hasta öyküsünden elde edilen, sonradan başlayan adet ağrıları, karın alt bölgelerinde ağrı, cinsel ilişki sırasında ağrı, kendiliğinden çocuk sahibi olamama, büyük tuvaletin yapılması sırasında ağrı, kanlı idrar ya da kanlı dışkılama gibi bulgular hastalığın belirlenebilmesi için önem taşımaktadır.
Muayenede varsa vajende yerleşimli endometriotik nodüller görülebilir. Çikolata kistleri palpe edilebilir. Muayene ile birlikte yapılan jinekolojik ultrasonda çikolata kistleri tanısı daha net konulabilir. Kalın bağırsağın son kısmı olan rektum üzerindeki endometriotik nodüller görülebilir. Jinekolojik muayene ile şiddetli endometriozis vakalarının yüzde 70’ine ön tanı konulabilmektedir.
Bazen ek tetkikler de gerekebilmektedir. Kanlı idrar şikayeti olan hastalarda idrar torbası ya da idrar yollarındaki endometriotik lezyonlar sistoüreteroskopi adını verdiğimiz işlemle ince bir kamera yardımıyla görülebilir. Kanlı dışkılaması olan hastalarda kolonoskopi ile yine endometriotik nodüller görülebilir. Ayrıca derin infiltratif endometriozisin tanısında ve cerrahi planlamasında manyetik rezonans görüntüleme yani MR değerli bir yöntemidir.
Tedavi edilebilir bir hastalık olan endometriozis (çikolata kisti), ağrısı ön planda olan kadınlar için medikal tedavi ön plana çıkarken, ilerlemiş vakalarda, üremeye yardımcı tekniklerin başarısız olduğu çocuk istemi olan kadınlarda cerrahi tedavi gündeme gelebilmektedir.
Eğer kişi belirli bir süredir gebe kalamama şikayeti ile başvuruyorsa ilk aşamada aşılama ve tüp bebek gibi yardımcı üreme tekniklerinden yararlanılmaktadır. Tüp bebek tedavisi gibi üremeye yardımcı yöntemler uygulanan hastaların bir kısmı gebe kalabilmektedir. Bu tedavilerden yanıt alınamaması halinde ise cerrahi olarak hastalığın temizlenmesi yoluna gidilebilmektedir. Cerrahi yöntemde; laparoskopik cerrahiyle çikolata kistlerinin çıkartılması, yapışıklıkların açılması, tüplerin normal anatomisine getirilmesi ya da tedaviye rağmen şiddetli ağrıları olan derin infiltratif endometriozis vakalarında nodüllerin çıkarılması gündeme gelmektedir.
Özellikle 40 yaş üzerindeki hastalarda çikolata kistleri daha dikkatli izlenmelidir. Çünkü çikolata kisti zemininde yumurtalık kanseri gelişme riski bulunmaktadır. Ultrason ya da MR’da şüpheli görünüm saptanması durumunda o yumurtalık ve tüpün alınması gündeme gelebilmektedir.
Endometrioziste, rahmi kaplayan endometriyal doku gibi davranan doku birikintileri uterus yani rahmin dışında gelişip büyür. Bahsi geçen bu doku her adet döneminde kalınlaşır, parçalanır ve kanar. Ancak kanın vücudu terk etme imkanı yoktur ve sıkışıp kalır. Özellikle adet döneminde, cinsel ilişki sırasında, bağırsak hareketlerinde ve/veya idrara çıkma sırasında şiddetli ve rahatsız edici bir ağrıyla karakterize kronik bir hastalık olan endometriozis, gebe kalamama problemine de yol açabilir.
Çikolata kistinde genellikle regl döneminde kötüleşen alt karında pelvik ağrı, idrar veya dışkılama esnasında ağrı, cinsel ilişki sırasında yaşanan ağrı, idrar veya dışkıda kan görülmesi ve bazı durumlarda ishal veya kabızlık çikolata kisti nedeniyle görülen belirtilerdir. Endometriozisin bir sonucu olarak kısırlık da görülebilir.
Erken yaşta adet başlaması, 21 günden sık adet olmak, hiç doğum yapmamış olmak, adet kanama miktarının çok olması, uzun boy- kızıl saç- mavi-yeşil göz rengi- çilli olmak gibi olguların yanı sıra kısırlık, kadın üreme organlarındaki yapısal bozuluk, kafein, alkol, düşük vücut kitle indeksi, genetik endometriozis hastalığı için belirlenen risk faktörleri arasındadır.
Endometriozis farklı nedenlerle gebe kalmayı engelleyebilmektedir. Endometriozis; üreme organlarında yapışıklıklar oluşturarak, yumurtanın tüplerin içine ulaşmasını engelleyebilmektedir. Bazen de tüplerin ucunu tıkayarak yani ‘tubal tıkanıklığa’ yol açarak gebeliği önleyebilmektedir. Endometriozisin, endometrioma denilen çikolata kisti oluşturma ihtimali de bulunmaktadır. Bu kistler yumurtalıklara yerleşerek, sağlıklı bir yumurtlama olmasını engelleyebildiği gibi yumurta rezervini azaltarak gebelik şansını da düşürebilmektedir. Endometriozis odaklarından salgılanan sitokinler ile humoral faktörler ise embriyo gelişimini ve tutunmasını olumsuz etkileyebilmektedir. Tedavi sonrası, iki yıllık beklemenin ardından gebelik yüzde 40 oranında artmaktadır. Ancak kişi yine normal yollarla gebe kalamazsa, tüp bebek denenebilmektedir.
Üreme çağındaki kadınlarda sık görülen endometriozis hastalığının özel bir tipi olan “derin infiltratif endometriozis”, bazen şiddetli ağrıyla kendini gösterirken bazense hiç belirti vermeden sessizce ilerleyebilir. Belirti göstermeyen hastalar genellikle gebe kalamama şikayetiyle doktora başvurmaktadır. Endometriozisin, vajen ile rektum arasındaki rahmin bağları, bağırsak, idrar torbası, idrar kanalları ve karın zarının derinlerine yayılması olarak tanımlanan “derin infiltratif endometriozis” sorunu sadece kadın hastalıkları alanını değil, genel cerrahi, üroloji, gastroenteroloji gibi alanları da ilgilendiren, multidisipliner yaklaşım gerektiren bir hastalıktır
İleri evrelere kadar hiçbir bulgu vermeyebilen bu dokular, çok büyük boyutlara ulaştığında bağırsak bölgesinde kanalları tıkayabilmektedir. “Derin infiltratif endometriozis” adı verilen bu durumda cerrahinin tecrübeli ellerde, deneyim sahibi kişiler tarafından yapılması önem taşımaktadır. Çünkü ameliyat esnasında rahim ve bağırsak arasındaki bölgeyi ve idrar borucukları olan üreterleri çok iyi serbestleştirmek gerekir. Cerrahide çoğu kez tutulmuş olan bağırsak kısmının çıkartılması ve geriye kalan kısımların bir araya getirilmesi oldukça önemlidir. Hastaların sosyal yaşantısını ciddi anlamda etkileyen derin endometriozis tanısının doğru konulabilmesi, endometriozisin dokular arasında ciddi yapışıklıklara yol açmasının önlenebilmesi için tanı ve tedavinin, deneyimli ellerde ve gerekli donanıma sahip merkezlerde yapılması önem taşımaktadır.
Endometriozis bitkisel tedavi ile çözülemez. İnternette yer alan “Endometriozis için şifalı bitkiler” adı altında satılan ürünler yarardan çok zarar getirebilir. Endometriozis için uzman bir kadın hastalıkları ve doğum doktoru ile tedavi planlanmalıdır.
Endometriozis tanısı ortalama 25-35 yaş arasında konulmaktadır. Hastalığın başlangıcı ile tanısı arasında yaklaşık 7 senelik bir gecikme periyodu görülmektedir.
Endometriozis hormon bağımlı bir hastalıktır. Menopozda yumurtalıklardan üretilen östrojen ve progesteron hormonları kesildiğinden endometriozis hastalığının da gerilemesi beklenmektedir. Menopoz sonrası dönemde endometriozis görülme oranı yüzde 5’in altındadır ve genelde bu kadınların hikayesinde menopoz semptomlarını geriletmek için kullanılan hormon yerine koyma tedavisi yer almaktadır.
Endometriozisin oluşmasına neden olan risk faktörlerinin yanı sıra bu hastalıktan korunmayı sağlayan faktörler de bulunmaktadır. Gebelik, birden fazla doğum yapmak ve emzirmek başlıca koruyucu etkenler arasında yer alırken; yüksek vücut kitle indeksi ve özellikle bel-kalça oranı yüksek olan obez kadınlarda endometriozis hastalığı daha az görülmektedir.
Evet, şiddetli adet ağrıları endometriozis belirtisi olabilir. Ancak adet sancıları ilk adetten itibaren değil daha sonraki herhangi bir dönemde başlamaktadır. İlk adetten itibaren olan adet sancıları primer dismenore olarak adlandırılır ve nedenleri genellikle daha farklıdır. Ne yazık ki pek çok kadın adet ağrılarını doğal karşılayıp, bu ağrılarla yaşamak zorunda gibi hissedebilmektedir. Çoğu kadın bir doktora gitmek yerine bu ağrıların normal olduğunu düşünebilmektedir. Oysa bu sorun kadınların hayat kalitesini düşürmekte, ilerleyen safhalarda üremeyi de olumsuz etkileyebilmektedir.
Hamile kalamayan kadınlarda nedenlerden biri de endometriozis hastalığı olabilir. Bu kadınların bir kısmında endometriozisin neden olduğu yara dokusu kadının tüplerinde tıkanıklığa yol açmaktadır. Ancak, çoğu kadında endometriozisin doğurganlığı etkileme nedenleri henüz net olarak bilinmemektedir.
Endometriozis kısaca şunlara neden olabilmektedir:
Tüp bebek tedavisiyle endometriozis hastalığı olan kadınlarda yaşlarıyla orantılı olarak tek bir denemede % 60’a varan oranlarda gebelik sağlanabilmektedir. İlk denemede gebe kalamayan kadınlarda elbette tüp bebek tedavisini tekrarlamak gerekmektedir. Tekrarlayan denemeler ile gebelik şansı büyük oranda yakalanabilmektedir.
Endometriozisin kesin nedeni halen bilinmemektedir. Bu konuda en yaygın kabul gören teori, adet kanamaları sırasında rahim içindeki dokuların kadının tüplerinden geçerek karın boşluğuna yerleşmesi ve burada gelişimini sürdürmesidir. Bağışıklık sisteminin de buna izin verecek şekilde normalden farklılık gösterdiği düşünülmektedir.
Endometriozis hastalığı oldukça yaygın bir sağlık sorunudur. Bu doku karın içindeki organlarda (yumurtalık, rahim kanalı, karın iç zarı, bağırsaklar, rektum, idrar kesesi) bulunabildiği gibi karın dışında (vajina, göbek, göz, plevra) da bulunabilir. Belirtilerin şiddetine ve endometriotik nodüllerin rektum iç kanalına ulaşma oranına göre bazı hastalarda nodülün bulunduğu kalın barsağın son kısmı olan rektumun çıkarılması ve kalan kısımlarının tekrar birleştirilmesi, bazı hastalarda ise nodülün rektum üzerinden makas yardımıyla sıyrılması gerekebilmektedir.
Bu ameliyatlarda Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanları şu noktalara dikkat etmektedir:
Çikolata kisti ameliyatı için belirli bir büyüklük sınırı yoktur. Ameliyat için hastanın yaşı, infertilitesi, rüptür ve torsiyon riskleri hasta ile konuşularak birlikte karar verilmelidir. Rüptür, yumurtalığın endometrioma olan kısımlarının yırtılması ve endometrioma içeriğinin karın boşluğuna dökülmesidir. Torsiyon ise endometriomayı da içeren yumurtalık ve tüpün kendi etrafında dönmesi ile kan akımının bozulması ve kangren olmasıdır. Bu durumda yumurtalık ve tüp tekrar döndürülerek eski haline getirilir. Ancak maalesef bazı hastalarda yumurtalık kurtarılamamaktadır.
Çikolata kisti kendiliğinden geçmez. En etkili tedavi yöntemi cerrahidir. Bazı ilaçlar kistlerin büyümesini önlese de yok etmez. Kist patlarsa içeriği karın boşluğuna dökülebilir ancak kistin duvarı çıkarılmadığı için kistin tekrarlama riski oldukça yüksektir.
Çikolata kisti olanlar adet sancısı çektiklerini söylerler. Ağrılarının da adetten hemen önce başlayıp, adet dönemi boyunca devam ettiğini dile getirirler. Hastalar, özellikle kasıklarında, bacaklarına ve bellerine vuran ağrı olduğunu ifade edebilirler. Bunun yanında çikolata kisti cinsel ilişki sırasında da ağrıya sebep olabilir. Bazen bağırsaklarda ve idrar torbasında da bir ağrıya rastlanabilir.
Endometriomaları rüptüre olan hastalar kasıklarına bıçak saplanır tarzda bir ağrı hissettiklerini, bu ağrının sonrasında tüm karınlarına yayıldığını ifade eder. Çikolata kistinin rüptüre olduğu ultrasonla anlaşılabilmektedir. Bazen hastalarda ağrıyla birlikte bulantı, kusma, halsizlik de görülebilir.
CA 125 değeri aslında yumurtalıklarında kitle saptanan hastalarda kitlenin kötü huylu yani kanser olup olmadığı ayrımı için kullandığımız bir kan tetkikidir. Kanser dışında birçok durumda da Ca125 düzeyleri yükselebilmektedir. Bu durumlardan biri de çikolata kistleridir. Özellikle rüptüre yani patlamış çikolata kistlerinde Ca125 değerleri oldukça yüksek değerlere ulaşabilmekte, karın içine dökülen çikolata kisti içeriği ile birlikte ileri evre yumurtalık kanserlerini taklit edebilmektedir.
Çikolata kistleri karın içerisinde yerleşmiş bulunan yumurtalıklarda görüldüğünden ve vajen ile doğrudan bağlantılı olmadığından akıntıya neden olmamaktadır.
Bekarlarda çikolata kisti olabilmektedir.
Sağlık Destek Sitesi tarafından hazırlanmıştır.
Güncelleme Tarihi : 28 Ocak 2025
Yayınlanma Tarihi: 21 Ocak 2025
Sağlık Destek Sitesi
Sağlık kütüphanesi içeriklerimiz yalnızca bilgilendirme amaçlı ve kayıt tarihindeki bilimsel verilerle hazırlanmıştır. Sağlığınızla ilgili tüm sorularınız, endişeleriniz, teşhis veya tedavi için mutlaka doktorunuza veya sağlık kuruluşuna başvurunuz.