Ebeveynlerin çocuklarının sağlığı konusunda endişelendiği konulardan biri olan havale, ateşli olabildiği gibi ateşsiz yani soğuk havale şeklinde de geçirilebiliyor. Çocukların özellikle bebeklik dönemlerinde havale ile ilgili hikayeleri olabiliyor. Kan şekeri düşüklüğü, kanda kalsiyum eksikliği, kafa travması, kafa içerisinde tümör, kanama ve epilepsi gibi hastalıklar nedeniyle yaşanabilen soğuk havale; bilinç kaybı, göz kayması, kol ve bacaklarda kasma, çırpma veya pelte gibi olmak ve idrar kaçırma şeklinde kendini belli edebiliyor. Ateşsiz dönemde ortaya çıkan soğuk havalenin kısa veya uzun bir aradan sonra yeniden tekrarlaması ise toplumda “sara” hastalığı olarak bilinen epilepsiye işaret edebiliyor. Genellikle 5 dakikadan kısa sürede kendiliğinden geçen soğuk havalenin uzun sürmesi acil müdahale yapılmasını gerektiriyor. Nöbet geçiren çocukların aileleri ile yakınlarında bulunan kişilerin bu durumla karşılaştıklarında sakinliklerini koruyarak ve kurallara uygun şekilde davranması önem taşıyor. Sağlık Destek Sitesi Ankara Hastanesi Çocuk Nöroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Y. K. Yavuz Gürer soğuk havale ile ilgili bilgi verdi.
Halk arasında havale olarak bilinen olay veya durum, hekimlerin nöbet, konvulsiyon, epilepsi nöbeti olarak tanımladıkları olaydır. Beklenmedik bir durum ve zamanda, kişinin bilincini kaybetmesi, gözlerini kaydırma, kol ve bacaklarını kasma veya çırpma, pelte gibi olma, değişik bir his alma, idrar kaçırma şeklinde kendini belli eden bir olaydır.
Nöbet/havale çocuklarda genellikle bir hastalığın seyri sırasında, ateşin hızlı bir şekilde yükseldiği durumlarda olur. Bunlara ateşli havale denilmektedir. Hiç ateş olmadan oluşan nöbetler, ateşsiz nöbet olarak kabul edilir.
Kan şekerinin düşmesi, kanda kalsiyum eksikliği, kafa travması, kafa içerisinde tümör, kanama, epilepsi gibi bir hastalıklar soğuk havalenin nedenleri arasında yer almaktadır.
Soğuk havale/ateşsiz havalenin belirtileri arasında bilinç değişikliği veya bilinç kaybı, bayılma, boş bakma, yüz -kol ve bacaklarda kasılma, ağız kitlenmesi, ağızda köpürme, idrar kaçırma ve göz kayması bulunur.
Ateşsiz dönemde ortaya çıkan nöbetin, kısa veya uzun bir aradan sonra yeniden olması durumunda epilepsi hastalığından şüphe edilir.
Ateşsiz dönemde kendiliğinden ve iki veya daha fazla nöbet (soğuk havale) geçiren hastalara epilepsi tanısı konulur. Tanı koymak için başka tetkik gerekmez. Ancak tedavisinin planlanması ve kullanılacak ilacın seçilmesi için elektroensefalografi (EEG) tetkiki ile nöbetin sebebini belirlemek için hekimin gerek gördüğü durumda, beyin tomografisi (BT) veya beyin manyetik rezonans görüntülemesi (MRG) yapılır. Bazı özel durumlarda (anne baba akrabalığı, ailede benzer hastanın olması, hastanın özel görünümünün olması ve muayenesinde dikkat çeken bulguların varlığında) özel kan ve idrar tetkikleri yapmak gerekebilmektedir.
Soğuk havale durumunda muayene ve yapılan tetkik sonuçlarına göre, öncelikle sebebe yönelik tedavi planlanır. Beyinde tümör, kist, damar tıkanması, kanama gibi bir durum olup olmadığı araştırılır. Belirgin bir sebep bulunamaz ise, epilepsi tedavisinde kullanılan; nöbetin şekli ve EEG bulgusu değerlendirilerek; hekim deneyimine göre bir ilaç tedavine başlanır. Epilepsi tedavisinde kullanılan ilaçlar, yan etkilerinin gözlemlenebilmesi için düşük dozda başlanır, yavaş yavaş artırılıp uygun doza çıkarılır. Daha sonra ilacın yan etkisine göre belli aralıklarla muayene ve kan tetkikleri yapılarak hasta takip edilir.
İlaç tedavisi en az iki yıl nöbet gözlenmemek kaydı ile sürdürülmelidir. Daha sonra hekimin önerileri ve kontrol tetkikleri ile yine yavaş yavaş azaltılarak ilaç kesimi planlanır.
Nöbetler yalnız uykuda, yalnız uyanık veya hem uykuda hem uyanıkken olabilir.
Uykuda nöbetlerde genellikle hasta bir ses çıkarır, kendini kasabilir, çırpınma hareketi yapabilir, idrar kaçırabilir; dilini ve yanağını ısırdığı için yastığında kan görülebilir.
Havale zaten beyinden kaynaklanan bir olaydır. 5 dakikadan uzun sürmediği sürece beyinde hasar bırakmadığı kabul edilir. Ancak nöbete sebep olan olayın kendisi, beyinde hasar bırakabilir.
Nöbetler hiçbir şey yapılmasa bile, genellikle, 5 dakikadan kısa süre içinde, kendiliğinden durmakta ve hasta derin bir uykuya dalmaktadır. 5 dakikadan uzun nöbetler nadiren olmaktadır. Uzun süren nöbetler acil müdahale gerektiren, acil servise götürülmesi gereken nöbetlerdir.
Nöbet geçiren çocukların aileleri veya yakınında bulunan kişiler, öncelikle nöbet sırasında sakin olmalıdır. Hastayı yan yatırarak varsa ağızdan gelen salyanın dışarı akması sağlanmalıdır. Hasta kolunu ve bacağını çırpıyorsa tutulmaya çalışılmamalıdır. Bunun yerine kendine zarar vermesini önleyecek tedbirler (keskin kenarlı cisimlerden uzak tutulmalı, başının altına yumuşak bir şey konulmalı) alınmalıdır. Bununla birlikte hastanın yüzüne görüne kolonya, su gibi sıvılar dökülmemeli, ağzına su ve ilaç gibi şeyler konulmamalıdır. Eğer hastanın dili dişlerinin arasında değilse, kitlenen çene açılmaya çalışmamalıdır. Hastanın dilinin geri kaçması ve boğazını tıkaması söz konuş olmamaktadır.
Ateşli veya ateşsiz nöbet geçiren bir hastanın uzman hekim tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir. Hastanın kan tetkikleri yapıldıktan sonra bir anormallik bulunmaz ise; epilepsi yönünden değerlendirilmek üzere, çocuk nöroloji uzmanına yönlendirilmelidir.
Bazen ebeveynler ilacın zararının daha fazla olacağını düşünerek çocuklarına ilaç kullandırmak istemezler. Bu durumda geçirilen her nöbet yeni nöbete zemin hazırlayarak, daha sık ve daha uzun süreli nöbetlere neden olabilir. Ayrıca nöbetin nerede ne zaman olacağı bilinemez ve hasta nöbet esnasında kendine zarar verebilir ya da zarar verecek bir ortamda bulunabilir (banyoda, havuzda, denizde boğulma; yolda, merdivende, okulda düşme gibi).
Ateşsiz nöbet geçiren hastaların dikkat etmesi gereken öneriler şöyle sıralanabilir:
Güncelleme Tarihi : 4 Aralık 2024
Yayınlanma Tarihi: 1 Aralık 2022
Sağlık Destek Sitesi
Sağlık kütüphanesi içeriklerimiz yalnızca bilgilendirme amaçlı ve kayıt tarihindeki bilimsel verilerle hazırlanmıştır. Sağlığınızla ilgili tüm sorularınız, endişeleriniz, teşhis veya tedavi için mutlaka doktorunuza veya sağlık kuruluşuna başvurunuz.