Testis kanseri, erkek üreme sisteminin bir parçası olan testislerde gelişen hücre büyümesi ile oluşan kanser türüdür. 15 ila 45 yaş arası erkeklerde en sık görülen kötü huylu kanserlerden biridir. Erkeklerde gelişen tümörlerinin %1'ini ve erkek üreme organında görülen kanserlerin %5'ini temsil eder. Testis kanserinde vakaların büyük çoğunluğunda hastalık tamamen tedavi edilebilir. Testis tümörünün gelişmesinde, ihtimali 3-14 kat artıran "kriptorşidizm” olarak ifade edilen inmemiş testisler, genetik, klinefelter sendromu ve kısırlık en yaygın etkenlerdir.karşı testiste daha önceden testis tümörü olması ve kısırlık gibi nedenler öne çıkmaktadır.
Testis, erkek üreme sisteminin bir parçası olup, skrotum adı verilen bir deri kesesi içinde penisin arkasında duran iki oval bezdir. Testisler sperm üretir ve depolar. Ayrıca bu işlevinin yanı sıra, yüz kıllarının, artan kas kütlesinin yanı sıra cinsel dürtü (libido) gelişiminden sorumlu olan testosteronu üretir. Sperm oluşumu ve testosteron salgılanması hipofizden salgılanan FSH ve LH hormonları tarafından kontrol edilir.
Testis kanseri, testislerde başlayan ve bazen vücudun diğer alanlarına da yayılabilen tümöral bir büyümedir. Testis kanseri, bir testisin dokularında kanserli (kötü huylu) hücreler geliştiğinde ortaya çıkar. Testis kanseri, 20 ila 35 yaş arası erkeklerde en sık görülen kanserdir. Hastalık genellikle başarıyla tedavi edilebilir. Testis kanserlerinin sağ testiste görülme sıklığı yüzde 52.3 iken sol testiste görülme sıklığı ise yüzde 47,7’dir.
Her iki testiste de kanserli hücrelerin gelişimi meydana gelebilir, ancak bu durum %2-3 gibi bir oranla çok nadirdir.
Testis kanserlerinin yaklaşık yüzde 90 ila 95'i sperm üretiminde kullanılan ve “germ hücreleri” olarak adlandırılan hücrelerden meydana gelir. Testis kanserlerinde iki ana tür mevcuttur: Seminoma ve seminom dışı.
Seminoma tümörleri şu iki temel özelliğe sahiptir:
Seminom dışı tümörlerin özellikleri şunlardır:
Karışık tümörler
Bazen bir testis kanseri, seminoma hücrelerinin ve seminom dışı hücrelerin bir karışımını veya seminom dışı hücrelerin (karışık tümörler) farklı alt tiplerinin bir kombinasyonunu içerebilir.
Stromal tümörler
Stromal tümörler testislerin destekleyici (yapısal) ve hormon üreten dokusunu oluşturan hücrelerde oluşur. Genellikle iyi huyludurlar ve ameliyatla çıkarılırlar.
Bazı testis kanserleri, intratubüler germ hücreli neoplazi (ITGCN veya IGCN) adı verilen bir durum olarak başlar. Bu durumda hücreler anormaldir, ancak sperm hücrelerinin geliştiği alanın dışına yayılmazlar. ITGCN kanser değildir; ancak beş yıl içinde yaklaşık yüzde 50 olasılıkla testis kanserine dönüşme riski vardır. Testis kanseri teşhisi konan kişilerin yaklaşık yüzde 5 ila 10'u ITGCN'ye sahiptir. ITGCN, testis kanserine benzer risk faktörlerine sahiptir. ITGCN’yi teşhis etmek zordur zira hiçbir belirti görülmez, yalnızca bir doku örneğinin test edilmesiyle teşhis edilebilir.
Testis kanserinin nedenleri, ırk ve etnik köken, HIV/AIDS hastalıkları, inmemiş testis, yaş, ailede testis kanseri öyküsü, kısırlık, hipospadias olarak bilinen penis anormalliğidir.
Testis kanserinin ilk belirtisi genellikle şişmiş bir testis veya testisteki sert bir yumrudur. Testislerde genelde ağrı olmaz; ancak genellikle skrotumda yani erkeklerde testislerin bulunduğu torba benzeri organda ağrı veya rahatsızlık hissedilebilir.
Testis kanseri belirtileri genel olarak şunlardır:
Testis kanserinin evresine göre değişkenlik gösterebilen aşağıdakiler dahil başka semptomlar da gelişebilir:
Testis kanserinin erken evrede teşhis edilmesi tedavide başarı oranını artıracağından yukarıdaki belirtilerin görülmesi durumunda vakit kaybedilmeden doktora başvurmak gerekmektedir.
Testis kanseri risk faktörleri genel olarak şunları içerir:
Çoğu vaka 15 ila 40 yaşları arasında ortaya çıkar. Testis kanseri, 20- 35 yaşları arasındaki erkeklerde en sık görülen kanser türüdür.
Testis kanseri gelişme riski beyaz erkeklerde, siyahi erkeklere nazaran 5 kat daha fazladır. Dünya çapında bu hastalığın gelişme riski Amerika ve Avrupa’da yüksek, Afrika veya Asya’da daha düşüktür.
Aile geçmişi, testis kanseri gelişme riskini arttırır. Nitekim ailede bir erkekte testis kanseri görülmüşse, aynı ailede erkek kardeş ve/veya oğulda da testis kanseri görülme olasılığı artar.
Doğumdan önce skrotuma inmeyen testisli erkekler yüksek risk altındadır. Bu durumu düzeltmek için ameliyat olan erkekler halen testis kanserine yakalanma riskini taşımaktadır.
Testislerin anormal gelişimine sebep olan koşullar testis kanseri riskini artırabilir
HIV enfeksiyonu kapan erkeklerde, özellikle AIDS olan hastalarda testis kanseri riski artmaktadır.
Bir testiste kanser tedavisi görüp iyileşen erkeklerin yaklaşık yüzde 3 ila 4’ünün diğer testisinde de kanser tespit edilmektedir.
Klinefelter sendromu da testis kanseri riskini artıran faktörlerdendir.
Testis tümörlerinde tanı için fizik muayene, testis ultrasonu ve kan testlerine ihtiyaç duyulur. Bu tetkiklerin yanı sıra, tümörün yayılma riskine karşı akciğer filmi ve tomografi de çekilir. Testiste ele gelen bir kitle saptandığı takdirde, tetkiklerle aksi ispat edilmediği sürece, bu kitlenin bir tümör olduğu kabul edilip, tedaviye bu şekilde başlanmaktadır.
Vakit geçirmeden hastalıklı testisin alınması ve gerekli patolojik incelemenin yapılıp, tanının kesinleştirilmesi gerekmektedir. Zira testis kanseri tanısında 6 haftalık bir gecikme, kanser nedeniyle ölüm riskini 2 kat artırmaktadır.
Tümör belirteç proteinlerinin seviyelerini ölçmek için aşağıdaki kan testleri de yapılacaktır.
Tüm testlerin (CT taraması, MRI taraması, göğüs röntgeni) ve patolojik incelemenin sonucuna göre hastalığın hangi evrede olduğu ve hücre yapısına göre değişiklik gösteren alt tipleri tanımlanmaktadır. Elde edilen sonuç doğrultusunda “kemoterapi” veya “radyoterapi” gibi ek bir tedaviye ihtiyaç duyulup duyulmadığı belirlenmektedir. Ameliyat sonrası tümörün evresine ve tipine göre iyi bir takip yapılmalıdır. Diğer kanser tiplerinde de olduğu gibi; erken tanı ve kısa sürede yapılan uygun tedavi ile başarı şansı çok yüksektir.
Testis kanseri tedavisinde temel tedavi yöntemi cerrahi yöntem yani ameliyattır. Kanserin yayılım göstermediği, sadece testiste bulunduğu 1. evrede, testisin alınması (orşidektomi) tek tedavi seçeneğidir. Kanser testisin ötesine yayılmışsa kanserin 2. ve 3. evresinde cerrahi ile birlikte kemoterapi ve/veya radyoterapi de uygulanır. Testis kanseri tekrarlayabilir veya vücudun diğer bölgelerine yayılabilir. Bu nedenle başarılı bir tedavinin ardından takip bakımı önemlidir.
Evre 1, kanserin sadece testiste bulunduğu anlamına gelir. Evre 2 kanserin karın veya pelviste lenf düğümlerine yayılmıştır. Testis kanserinde Evre 3 ise, kanserin lenf düğümlerinin ötesine, akciğerler gibi vücudun diğer bölgelerine yayılmıştır.
Testis kanseri için ana tedavi, kanserden etkilenen testisi çıkarmak için yapılan Bu operasyona orşidektomi denir. Erken teşhis edilen testis kanserinde temel tedavi yönteminin ameliyat olduğu söylenebilir.
Ameliyattan sonra, onkoloji umanı dahil olmak üzere bir uzman ekip tüm sonuçları inceleyecektir. Örneğin kanser daha da ilerlemişse karındaki lenf düğümlerini çıkarmak için başka bir cerrahi prosedüre daha ihtiyaç duyulabilir.
Kanser testisin dışına yayıldıysa veya ameliyattan sonra tekrarladıysa, genellikle testis kanserini tedavi etmek için kemoterapi uygulanabilir. Kanser yayılmamış olsa bile, doktor ihtiyaç duyması halinde hastaya bir kür kemoterapi uygulayabilir. Bunun nedeni ilerleyen süreçte testis kanserinin tekrarlama olasılığını azaltmaktır.
Radyoterapide, kanser hücrelerini öldürmek için radyasyon kullanır. Radyoterapi, seminomlar radyasyona çok duyarlı olduğu için seminom tip testis kanserlerini tedavi etmek için kullanılır. Ameliyattan sonra kanserin tekrarlamasını önlemek veya kanserin testisin ötesine yayıldığı durumlarda radyoterapi uygulanabilir.
Testis kanserinin evreleri nelerdir?
Evre 1: Evre 1’de tümör yalnızca testistedir.
Evre 2: Evre 2’de tümör karın bölgesindeki lenf nodlarına yayılmıştır.
Evre 3: Evre 3’te tümör karın bölgesindeki lenf nodlarına ve ötesine yayılmıştır (en sık olarak akciğere).
Orşidektomi ile tek testisin alınmasının ardından kısırlık ya da ereksiyon problemleri genellikle yaşanmaz. Zira diğer testis eksik olanı telafi etmek için daha fazla sperm ve daha fazla testosteron hormonu üretir. Ancak kemoterapi ve radyoterapi uygulamaları doğurganlığı düşürebilir. Öte yandan tedavi sırasında hem testisler hem de lenf düğümleri çıkarılırsa bu durumda da doğurganlık etkilenebilir.
Testis kanserini önlemenin bir yolu yoktur; ancak erken teşhis önemlidir. Erkekler ayda bir kendi kendine testis muayenesi (TSE) yapmalıdır. Testislerde herhangi bir değişiklik fark edilirse (yumrular veya nodüller, sertlik, kalıcı ağrı veya testis büyümesi veya küçülmesi) zaman kaybedilmeden doktora başvurmak gerekmektedir.
Kendi kendine testis muayenesi için en iyi zaman, banyo sırasında veya sonrasında testis torbasının derisinin gevşediği zamandır.
Her bir testisi incelemek için iki el de kullanılmalıdır. İşaret ve orta parmaklar testisin altına ve başparmaklar testisin üstüne yerleştirilmelidir. Testisler parmakların arasında nazikçe döndürülmelidir. (Testislerin farklı boyutlarda olması normaldir.)
Testisin üstünde ve arkasında kord benzeri bir yapı fark edebilir. Bu yapıya epididim denir. Epidim sperm depolar ve taşır, yumruyla karıştırılmamalıdır.
Testiste ele gelen herhangi bir sertliğin kitle veya şişlik olup olmadığını kontrol edilmelidir. Herhangi bir yumru hissedildiğinde doktora başvurulmalıdır. (Topaklar bezelye büyüklüğünde veya daha büyük olabilir ve genellikle ağrısızdır.)
Bu kanser türü, vakaların yüzde 95'inden fazlasında başarıyla tedavi edilmektedir. Olumsuz risk faktörlerine sahip erkeklerin dahi ortalama olarak yüzde 50 iyileşme şansı vardır.
Sağlık Destek Sitesi tarafından hazırlanmıştır.
Güncelleme Tarihi : 20 Eylül 2024
Yayınlanma Tarihi: 20 Eylül 2024
Sağlık Destek Sitesi
Sağlık kütüphanesi içeriklerimiz yalnızca bilgilendirme amaçlı ve kayıt tarihindeki bilimsel verilerle hazırlanmıştır. Sağlığınızla ilgili tüm sorularınız, endişeleriniz, teşhis veya tedavi için mutlaka doktorunuza veya sağlık kuruluşuna başvurunuz.