Odyoloji, temel olarak işitme problemleri ile ilgilenen bir bilim dalıdır. Bu bilim dalı, işitme ve denge ile ilgili sorunların rehabilitasyonunda görev alır.
Odyoloji; Latince işitme, duyma anlamına gelen ‘audire’ ve tanımlama, bilme anlamına gelen ‘logos’ sözcüklerinin birleşmesiyle oluşmuştur. Odyoloji bölümü; adından da anlaşılacağı üzere işitme ile ilgili problemlerin taranması, tespit edilmesi, tedavi sürecinde kullanılacak araçların hazırlanması ve eğitiminin verilmesi gibi alanlarda faaliyet gösterir. İç kulakta yer alan ve vücut dengesinden sorumlu olan yapılarla ilgili sorunlar da odyolojinin alanına girer.
Odyolojinin farklı alt dalları mevcuttur. İlgilenilen yaş grubuna göre pediatrik yani çocuklara veya geriatrik yani ileri yaş gruba yönelik çalışmalar yapan odyoloji alt dalları vardır. Endüstriyel odyoloji ise iş yerlerindeki gürültünün belirlenen düzeyler içinde kalmasını ve bu bölgede çalışan işçilerin işitme sağlığı ile ilgili önlemlerin alınmasından sorumludur. Yine denge sistemi alanında veya konuşma ve ses bozukluklarında özelleşmiş odyoloji alt dalları da mevcuttur.
Odyologlar, Kulak Burun Boğaz (KBB) ve nöroloji ile sıkı bir ilişki içerisindedir. KBB veya nöroloji bölümüne başvuran hastalarda işitme ya da denge ile ilgili sorunlar fark edildiğinde, bu hastalara odyolojik testler uygulanabilir. Hastalardaki soruna yönelik yapılan odyolojik test, sorunun kaynağını belirlemede önemlidir. Odyolojide sıkça yapılan testler:
Odyometri testi genellikle kişide bir işitme kaybı olup olmadığını belirlemek için kullanılır. Bu testte hastanın hangi şiddet ve frekanstaki sesleri duyabildiği ölçülür. Sesin şiddeti, desibel (dB) ile ölçülür. Örneğin fısıldayarak konuşmada ses şiddeti yaklaşık 20 dB iken, uçak kalkışındaki ses ise 140-80 dB arasındadır. Test sırasında kişiye kulaklığından farklı desibel değerlerine sahip sesler dinletilir ve hastanın sesleri duyduğunda işaret vermesi (el kaldırmak gibi) istenir. Bu sayede hastanın hangi şiddetteki sesleri duyabildiği ölçülür. Odyometri ile bakılan bir diğer durum da hasta tarafından duyulan ses frekansı aralığıdır. Ses frekansı, ses dalgalarının birim zamandaki titreşimi olarak ifade edilebilir. Ses frekansı; sesin tonunu, perdesini, ince mi kalın mı olduğunu belirleyen bir özelliktir. Normal şartlarda sağlıklı bir kişinin 20-20.000 Hz. arasındaki sesleri duyması beklenir. İnsanlar tarafından gerçekleştirilen konuşmalar yaklaşık 500-3.000 Hz aralığındadır. İşitme kaybı olan kişilerde duyulabilen frekans aralığında azalma görülebilir. Odyometri ön hazırlık gerektirmeyen acısız bir testtir. Hastaya kulaklık aracılığıyla çeşitli sesler dinletilerek kişinin işitme fonksiyonları ölçülür.
Timpanometri, orta kulak sorunlarını tespit etmede kullanılan bir testtir. Orta kulak, kulak zarının arkasında kalan ve iç kulağa kadar giden bölüme verilen addır. İşitmede oldukça önemli olan bu kulak bölümünde meydana gelen hasarlar işitme kaybına neden olabilir. Timpanometri testi, özellikle çocuk yaş grubunda işitme problemleri ile ilgili durumlarda sıklıkla uygulanan bir testtir. Test öncesinde hastanın kulak yolu otoskop yardımıyla incelenir ve normal olup olmadığı kontrol edilir. Sonrasında kulak yoluna bir cihaz yerleştirilir. Bu cihaz, farklı basınçlar altında kulak zarının hareketlerindeki değişimleri kaydeden bir alettir. Cihaz yerleştirildikten sonra kulak zarını etkileyen hava basınçları değiştirilir ve bu değişikliğe kulak zarının verdiği tepki kaydedilir. Timpanometri testi yapılırken hastanın konuşması, hareket etmesi gibi durumlar test sonucunu etkileyebilir. Dolayısıyla hastanın test esnasında olabildiğince hareketsiz durması gerekir. Timpanometri testi her iki kulak için de yapılır ve genellikle birkaç dakika içinde test tamamlanmış olur.
BERA (İşitsel Beyin Sapı Cevabı) testi, beynin işitilen sesi nasıl işlediğini görmek için uygulanır. Bu testte kişiye rahatça oturması ya da uzanması söylenir. Sonrasındaki kişinin kulak memesine ve kafa derisine elektrotlar yerleştirilir. Bu elektrotlar ilgili bölümdeki elektriksel aktiviteyi ölçmeyi sağlar. Eğer test küçük yaşta bir çocuğa uygulanıyorsa çocuğa çeşitli ilaçlar verilerek test sırasında sakin kalması sağlanabilir. Yetişkinlerde bu uygulamaya genellikle ihtiyaç duyulmaz. Hastaya elektrotlar takıldıktan sonra kulaklık yardımıyla çeşitli sesler dinletilir. Elektrotlar, oluşan sese beynin nasıl tepki verdiğini ölçer. Test sonrasında kaydedilen değerler incelenir. Normalde ses duyulduğunda kaydedilen elektriksel aktivitede artma gözlenmesi gerekir. Ancak hastadaki elektriksel aktivite artış göstermeden düz bir şekilde ilerliyorsa, bu durum bir işitme kaybını işaret ediyor olabilir. Beyin ve sinir sisteminde hasara neden olan Multipl Skleroz (MS), inme, beyin tümörü gibi durumlar da anormal test sonucu oluşmasına yol açabilir.
Otoakustik emisyonlar, iç kulak fonksiyonları normal olan kişilerde işitme sırasında belirlenen yanıtlardır. Bu yanıtlar iç kulakta yer alan kokleadaki saçsı hücrelerin sese verdiği tepki sonucu ortaya çıkar. Otoakustik emisyon testinde de kulak yoluna yerleştirilen küçük bir mikrofon sayesinde bu yanıtların varlığı araştırılır. Otoakustik testler; basit, etkili ve girişim gerektirmeyen testler olduğundan yenidoğan işitme taramalarında sıklıkla kullanılır. Bebeklere uyku sırasında uygulanan bu işlem ile bebekte işitsel bir problem olup olmadığı belirlenebilir. Bebekte bu test sonucu herhangi bir problemden şüphelenilirse ABR testi ve diğer bazı tetkikler yapılarak sorunun kaynağına ulaşılmaya çalışılır.
Odyoloji, iç kulakta yer alan denge merkezi ile ilgili problemlerle de ilgilenir. VEMP testi de iç kulaktaki vestibül adı verilen yapının ses duyarlılığını ölçer. VEMP testi, baş dönmesi ayırıcı tanısında kullanılabilir.
ENG testi; iç kulakta yer alan ve pozisyonel durum, oryantasyon, denge gibi konulardan sorumlu olan kısımların değerlendirilmesinde kullanılır. ENG testi; okülomotor, pozisyonel, kolorik gibi çeşitli alt testlerin bir araya gelmesiyle oluşur. Kalorik testte hastanın gözünün altına üstüne ve yanlarına elektrotlar yerleştirilir. Hastanın alnına da bir elektrot koyulur. Hastanın başı eğik pozisyondayken, denge sistemi sıcak ve soğuk hava kullanılarak uyarılır. Elektrotlar da bu sıcaklık değişimine iç kulağın ve bu yapının yakınından geçen sinirlerin tepkilerini ölçer. Okülomotor testte hastanın başını sabit tutması istenir. Daha sonra hastaya görüş alanındaki bir cisme odaklanması söylenir ve cismin yeri hızlıca değiştirilir. Bu test ile hastanın hedefteki bir cismi göz hareketleriyle ne kadar takip edebildiği izlenir. Pozisyonel testte ise hastanın kafasını hızlıca bir sağa bir sola çevirmesi, hastanın çabuk bir şekilde ayağa kalkıp oturması istenebilir. Bu hareketler sırasında hastanın göz hareketleri takip edilir. Pozisyonel test vertigo veya diğer baş dönmelerinin tanısında kullanılabilen bir testtir.
Odyoloji, tanısal testlerin yanı sıra işitme ve denge problemlerinin rehabilitasyonunda da görev alır. Koklear implant sonrası uyum, işitme cihazı kullanımı, vestibüler rehabilitasyon gibi pek çok konuda odyoloji uzmanlarına ihtiyaç duyulur.
İşitme ve denge problemleri, her yaştan insanı etkileyebilen ciddi bir durumdur. Bu problemlerin fark edilmesi, tanı alması ve rahatsızlığa yönelik tedavilerin yapılması ile hastanın yaşam kalitesinde ciddi bir yükselme olur. Özellikle yenidoğanlarda yapılan işitme tarama testine her bebeğin katılması gerekir. Bebeklerde işitme, dil gelişimi açısından da oldukça önemlidir. Bu nedenle bebeklerde işitme azlığı veya kaybı gibi durumların erken fark edilip uygun tedavinin başlanması, bebeğin ileriki hayatında daha az problemlerle karşılaşmasını sağlar.
İşitme ve denge ile ilgili problemleriniz varsa donanımlı bir merkeze başvurarak gerekli kontrolleri yaptırmanız faydalı olacaktır.
Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Sayfa içeriğinde tedavi edici sağlık hizmetine yönelik bilgiler içeren ögelere yer verilmemiştir. Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz.