Başta eklemler olmak üzere kas, kemik ve bağları tutan romatizma, çok sayıda hastalığı kapsayan genel bir tanımdır. Ağrı, şişlik ve hatta hareket kısıtlılığına yol açan Romatizma bazı durumlarda şekil bozukluklarına yol açabilir. Büyük bölümü kronik olan romatizmal hastalıklarda, kişilerin günlük hayatlarına devam edebilmeleri için erken tanı ve düzenli tedavi oldukça önemlidir.
Kas ve eklem problemleri günümüz toplumlarında oldukça sık karşılaşılan sağlık sorunlarının başında gelir. Özellikle sağlık hizmetlerinin gelişmesiyle birlikte, bireylerin yaşam süresinin uzaması sonucu, iskelet sistemine ait rahatsızlıkların görülme sıklığında da artış yaşanmıştır.
Bunun yanı sıra; bazı bağışıklık sistemi bozuklukları nedeniyle daha erken yaşlarda gelişim gösteren ve eklemlerde kalıcı hasara yol açan çeşitli romatolojik hastalıklar da tanımlanmıştır. Bu hastalıklardan biri iltihaplı eklem romatizmasıdır.
Romatizma çocuklar dahil olmak üzere her yaş grubundan kişide görülebilen, kas, iskelet ve bağlardan oluşan hareket sisteminde oluşan ağrı ve hareket kısıtlılığı ile birlikte seyreden kronik bir hastalıktır. Bazı durumlarda iç organları da etkileyen bu hastalık bilinenin aksine hava olaylarının neden olduğu bir rahatsızlık değildir. İltihaplı romatizma ve iltihapsız romatizma olarak kabaca ikiye ayrılsa da, romatizmanın pek çok farklı alt türü bulunur.
İltihaplı romatizma veya romatoid artrit; başta vücuttaki eklem dokuları olmak üzere, çeşitli organ ve bölgelerde oto-immün mekanizmalar yoluyla hasara ve rahatsızlığa yol açan kronik bir romatolojik hastalıktır. Klinikte özellikle eklem iltihaplanmasına bağlı eklem ağrıları, eklem hareketlerinde kısıtlılık ve eklem yapısında deformite ile tanınır.
Bunun yanında iltihaplı romatizma, diğer romatolojik hastalıklarda olduğu gibi vücudun başka dokularında da rahatsızlıklara yol açarak farklı klinik bulgulara da neden olabilir.
İltihaplı romatizma sıklıkla osteoartrit olarak da bilinen, eklem kireçlenmesiyle karıştırılır. Eklem kireçlenmesi, ileri yaşla birlikte eklemlere binen yükler nedeniyle eklem yapısının zamanla sağlamlığını yitirmesi ve çeşitli belirtilerle kendini göstermesidir.
Bu anlamda klinik belirtiler açısından da birbirinden farklı iki hastalıkta en dikkat çekici noktalardan biri; iltihaplı romatizmada etkilenen eklemlerin simetrik seyir göstermesidir. Bir el veya ayak ekleminde iltihaplanma başladığında, yakın zamanda diğer el veya ayak ekleminde de benzer sorunların meydana geleceği varsayılabilir.
İltihaplı romatizma klinik tabloda eklem problemleriyle ön plana çıksa da, akciğerler, kalp ve damar yapıları veya sindirim sistemi gibi vücudun geri kalan bölgelerinde de tahribata yol açabilir.
Hastalık kronik seyirli olup uzun dönemde eklem yapılarında kalıcı hasarlara neden olurken, sistemik semptomları daha ön plana çıkabilir. Yine hastalık seyrinde bazı dönemler semptomların şiddetlenmesiyle kendini gösteren alevlenmeler meydana getirebildiği gibi, alevlenmelerin arasında periyotta belirtilerin azaldığı remisyon dönemleri izlenebilir.
Bu bakımdan hastalık seyrinde aşağıdaki klinik belirtilerle karşılaşılabilir:
İltihaplı romatizma kronik seyirli olmakla birlikte, uygun tedavi yöntemleriyle kontrol altına alınmadığı takdirde, çeşitli komplikasyonlarla sonuçlanabilir.
Bu anlamda hastalık seyrinde aşağıdaki sağlık sorunlarının gelişmesi mümkündür:
İltihaplı eklem romatizması temelde vücudun kendi bağışıklık sisteminin yine kendi vücut dokularını yabancı olarak algılaması nedeniyle, kendi dokularına saldırması ile oluşur. Oto-immünite adı verilen bu durum özellikle eklem zarları ve eklem dokularında kendini gösterir. Bu mekanizma sonucunda bağışıklık sistemi eklem dokularında iltihaplanma başlatır ve zamanla kronik iltihaplanma nedeniyle eklem yapıları hasara uğrar.
Günümüze kadar yapılan çalışmalar bağışıklık sisteminin neden iltihaplanmayı başlattığını tam olarak aydınlatamamıştır. Bununla birlikte, araştırmalarda tespit edilen çeşitli genetik ve çevresel faktörlerin oto-immün mekanizmaları kolaylaştırdığı veya tetiklediği belirlenmiştir.
Bu bakımdan aşağıdaki durumlar iltihaplı romatizma rahatsızlığı açısından risk faktörleri arasında sayılabilir:
Eklem romatizması nedir sorusu, kaslar, tendonlar, eklem ve kemiklerin oluşturduğu hareket sisteminin zarar görmesi sonucu oluşan ağrılı ya da iltihaplı devam eden kronik bir hastalıktır şeklinde cevaplanabilir.
Diğer bir deyişle, eklem romatizması nedir sorusu kemiklerin rijid yapısının kaybolarak iskelet sistemini etkileyen riskli bir hastalıktır şeklinde açıklanabilir. Bunun temel kaynağında, vücudun kemikleri arasında hareketi kolaylaştıran sinoviyal sıvının azalması vardır.
Eklemi oluşturan iki kemiğin uçlarında bulunan kıkırdak ve sıvının mevcut formunu kaybetmesi, kemiklerin kayganlığını kaybetmesine neden olur, böylece kemiklerde aşınma meydana gelir.
Osteoartrit ve romatoid artrit olmak üzere iki grubu, en çok görülen türleri arasındadır. Osteoartrit toplum arasında kireçlenme olarak bilinirken romatoid artrit savunma sisteminin bozulduğu daha ağır geçen iltihabik türüdür. Genel olarak, eklem romatizması kilolu kişilerde ağırlıkları iskelet sistemine bindiği için daha sık görülür. Ancak, kişinin yaşı, cinsiyeti, hastalıkları, genetiği de hastalığın ortaya çıkmasında oldukça önemlidir.
Eklem romatizması belirtileri fiziksel olarak şişkinlik ve şekil bozukluğu ile fark edilebilir. Bunun yanında, kas ve kemik dokuları çevresinde oluşan reaksiyonlar fizyolojik olarak kişiyi etkileyebilir.
Tüm bunlar doğrultusunda, eklem romatizması belirtileri osteoartrit ve iltihaplı eklem romatizması olarak iki farklı grupta semptomları değişkenlik gösterir, bu semptomlar aşağıdaki gibi sıralanabilir:
Eklem Romatizması belirtileri (Osteoartrit)
Romatoid Artrit (İltihabik eklem romatizması) belirtileri:
Eklem romatizması rahatsızlığının altında yatan nedenler aşağıdaki gibi listelenebilir:
Tüm bunlara ilave olarak, otoimmun hastalıkların varlığı romatoid artrit türünü tetikleyebilir. Vücudun kendi bağışıklık sisteminin yabancı olarak algılayarak eklemler arası sinoviyal sıvıya saldırmasını ifade eder. Bu nedenle, bölgesel bir iltihap oluşturarak iç organları dahi etkileyebilir.
Hastalığın teşhisinde osteoartrit ve romatoid artrit merkezli farklı tekniklere başvurulabilir. Öncelikle, ortopedi ve travmatoloji alanında uzman doktor hastanın hayat öyküsünü dinleyerek fiziksel muayeneden geçirir.
Kan testleri, görüntüleme teknikleri ve genetik testlerle uygulamalar yapılabilir, bu doğrultuda tanı yöntemleri aşağıdaki gibi sıralanabilir:
Romatizmal hastalıkların tanısı için pek çok test yöntemi bulunur. Öncelikle hastanın hikayesi dikkatlice dinlenir ve genetik geçmişi dikkatlice incelenir. Fizik muayene ile belirtiler incelendikten sonra hekimin ihtiyaç duyduğu durumlarda laboratuvar testleri istenir.
İyi bir hikaye anamnezi ve fizik muayene ile tanının %70'i konabilse de ayırıcı tanıda laboratuvar testleri gereklidir. Romatizma testi diye bir test olmamasına rağmen farklı testler uygulanarak romatizmal hastalığın türü netleştirilir.
Bu testler şöyle sıralanabilir:
Hemen tüm hastalıklarda olduğu gibi romatizmal hastalıklarda da erken tanı son derece önemlidir. Erken tanı ile sakatlıklar ve organ tutulumları önlenebilir.
İltihaplı romatizmanın kesin teşhisinin konulması ve hastalık şiddetinin belirlenmesi birtakım klinik incelemeler ışığından değerlendirilebilir. Uzman bir hekim tarafından hastanın öyküsünün sorgulanması ve detaylı bir sistemik fizik muayene yapılması bu konuda yararlı bilgiler sunabilir. Hekim bu aşamadan sonra bazı görüntüleme ve laboratuvar tetkiklerinden faydalanır.
Bu doğrultuda kandaki hastalık etkilerinin ve iltihaplanma derecesinin ölçülmesine yönelik bazı kan testleri ile birlikte çeşitli bağışıklık sistemi belirteçleri, antikor düzeyleri istenebilir. Yine eklemlerin detaylı incelenmesi için direkt röntgen grafilerinden yararlanılabilir. Şiddetli vakalarda ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi veya manyetik rezonans (MR) görüntüleme yöntemlerine başvurulması gerekebilir.
İltihaplı romatizma tanısında özel önemi olan tahliller arasında romatoid faktör (RF) varlığı, anti-sitrülin protein antikor testi (anti-CCP), anti-nükleer antikor testi (ANA), eritrosit sedimantasyon düzeyi (ESR) ve C-reaktif protein düzeyi (CRP) yer alır. Bu testler teşhisin yanında hastalığın şiddetini belirlemede de oldukça değerlidir.
Bu incelemeler ışığında, hastalık şiddetine bağlı olarak gerekli tedavi planlamaları yapılır. Mevcut klinik yaklaşımda iltihaplı romatizmanın kesin bir tedavisi bulunmamaktadır. Tedavide asıl hedeflenen hastalık belirtilerinin kontrol altına alınması, alevlenmelerin azaltılması ve doku hasarının gelişmesinin önlenmesidir. Tedavi ile hastanın semptomları giderilir ve hayat kalitesi önemli ölçüde yükseltilir. Yine tedavi komplikasyon gelişimini azaltarak, hastanın yaşam süresine katkıda bulunur.
Bu doğrultuda hastalığı modifiye edici ilaçlar olarak bilinen hidroksiklorokin, metotreksat, azatioprin gibi ilaçlar, anti-inflamatuvar ilaçlar, kortikosteroidler ve antikor yapıdaki biyolojik ajanlar tedavide sıklıkla kullanılır.
Yine yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığının kazanılması, düzenli egzersiz yapılması, yeterli ve kaliteli uyku, eklem bölgesine sıcak ve soğuk uygulama yapılması gibi çeşitli yaşam tarzı değişikliklerinin uygulanması da tedavi başarısını önemli ölçüde olumlu etkiler.
Romatizmal hastalıklara romatoloji bölümündeki romatolog hekimler bakar. Romatoloji; romatizmal ve diğer kas iskelet sistemi hastalıklarını inceleyen bilim dalıdır. Romatoloji bölümünde romatolog, fizik tedavi ve rehabilitasyon hekimleri birlikte çalışır.
Romatizmal hastalıklarda genetik kalıtım oldukça önemlidir. Ailede romatizmal hastalık teşhisi konmuş kişilerin bulunması yatkınlığı artırsa da hastalığın sebebi konusunda genetik faktörler kesinlik taşımaz. Ancak kişinin ailesinde hastalık geçmişinin olması tanı koymayı kolaylaştırır.
Romatizmal hastalıklarda bulunan ağrı tipleri oldukça geniş bir aralıkta bulunur. Bu durum hastalığın getirdiği ağrı ve diğer yakınmalar için uygulanacak tedavi yöntemini özel kılar. Örneğin kaplıca tedavisi iltihaplı romatizmal hastaların şikayetlerini artırırken kireçlenme de faydalı olabilir. Farklı yöntemler denemeden önce mutlaka doktorunuza danışmanız gerekir.
Eklem romatizması, el ve ayak bileklerinde parmakların kemik bölgesinde sıklıkla tutunur. Bu açıdan, diz, kalça, parmak, dirsek, omuz, çene ve boyun bölümleri en çok etkilenen eklem-kemik sistemidir.
Romatoid artrit türü 25 yaşlarında aniden kişilerde otoimmun hastalık olarak görülmeye başlayabilir.
Sağlıklı beslenme, egzersiz, ağır yük kaldırmama, takviye edici ürünleri kullanma ve klinik tedavileri eksiksiz doktor kontrolünde gerçekleştirerek semptomlar hafifletilebilir.
Eğer sizin de romatizmayı düşündürecek belirtileriniz varsa, uzman bir hekim tarafından değerlendirilmek üzere, size en yakın sağlık kuruluşuna başvurun.
Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Sayfa içeriğinde tedavi edici sağlık hizmetine yönelik bilgiler içeren ögelere yer verilmemiştir. Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz.