Konuşma, insan iletişiminin en önemli unsurlarından biridir. Ancak bazı nörolojik veya kas kaynaklı rahatsızlıklar, konuşma yeteneğinde bozulmalara neden olabilir.
Bu tür durumlarda bireyin konuşması anlaşılmaz hale gelebilir, sözcükleri düzgün telaffuz etmesi zorlaşabilir veya konuşma hızı anormalleşebilir.
İşte bu noktada dizartri kavramı karşımıza çıkar.
Konuşma sırasında ağız, dudak, dil ve boğaz gibi organların uyumlu çalışması beklenir.
Bu organları kontrol eden sinir sisteminin herhangi bir noktasında hasar ya da bozukluk olduğu zaman, ses çıkarmak güç hale gelir.
Bu durum, konuşma kaslarının yetersiz çalışması ve motor kontrol sorunları nedeniyle ortaya çıkan bir konuşma bozukluğudur.
Tıbbi alanda, beyinle ilgili lezyonlar veya nörolojik hastalıklar sonucunda görülme sıklığı artar. Kişinin günlük hayatta kendini ifade etme kalitesi düşebilir, sosyal ve psikolojik anlamda zorluklar yaşayabilir.
Dizartri, beyin tarafından kontrol edilen konuşma kaslarının istemli ve uyumlu hareket edememesi sonucu konuşma kalitesinin bozulmasına yol açan bir motor konuşma bozukluğudur.
Dizartri, farklı seviyelerde ortaya çıkabilir. Hafif vakalarda sadece belirli seslerin çıkarılması zorlaşırken, ileri vakalarda anlaşılır bir konuşma tamamen kaybolabilir. Bu durum kişinin sosyal yaşamını, iş hayatını ve genel yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilir.
Belirtiler kişiden kişiye değişmekle beraber, dizartrinin en belirgin yansıması konuşma anlaşılırlığının düşmesidir. Yani kişi belirli bir çabayı sarf etse bile sesler doğru çıkmayabilir.
Buna ek olarak nefes kontrolü zayıflayabilir, dudaklar ve dilin hareketlerinde eşgüdüm eksikliği görülebilir.
Başlıca dizartri belirtileri:
Dizartrinin ortaya çıkmasında nörolojik faktörler büyük rol oynar.
Beynin konuşma işleviyle ilgili alanlarında herhangi bir travma, kanama, tümör veya dejeneratif değişiklik yaşandığında kaslara giden sinyaller doğru şekilde iletilemez.
Kasların kendisinde yapısal bir bozukluk olmamasına rağmen, sinyal iletimindeki kopukluk nedeniyle hareketler koordineli olmaz.
Dizartri nedenleri şu şekildedir:
Tedavi süreci, öncelikle altta yatan nedene bağlı olarak şekillenir.
Eğer inme gibi akut bir durum söz konusu ise ilk aşamada hastanın genel sağlık durumu ve nörolojik stabilizasyonu sağlanır.
Dizartrinin altında yatan hastalığın tedavisi tamamlandıktan veya en azından kontrol altına alındıktan sonra, rehabilitasyon programlarına başlanır.
Tedavide en temel yaklaşım genellikle konuşma terapisi ya da dil-konuşma terapistlerinin uyguladığı özel egzersizlerdir. Bu egzersizler kas gücünü, koordinasyonunu ve nefes kontrolünü geliştirmeye yönelik tasarlanır. Terapi sırasında şu noktalara dikkat edilir:
Bazı durumlarda, farmakolojik tedavilere de başvurulabilir.
Örneğin parkinson gibi nörolojik hastalıklarda konuşma bozukluğunun yanı sıra diğer motor fonksiyon bozuklukları da bulunduğundan, ilgili ilaçlar konuşma kalitesine dolaylı yoldan katkı sağlayabilir.
Ayrıca ameliyat, botoks enjeksiyonu veya beyin stimülasyonu gibi girişimsel yöntemler de, bazı spesifik nörolojik sorunları düzeltmeye yardımcı olabilir.
Klinik gözlemler ve bilimsel çalışmalar, dizartrinin farklı tiplerde ortaya çıkabileceğini göstermiştir. Bu tipler, hasarın yeri ve türüne göre sınıflandırılır. Her birinin kendine özgü semptom profili bulunur.
Bazı hastalarda tek bir tip dizartri görülürken, bazılarında birden fazla tipin karışımı gözlemlenebilir.
Spastik Dizartri: Merkezi sinir sistemindeki üst motor nöronların hasarından kaynaklanır. Konuşma yavaş ve güçlükle anlaşılır hale gelir. Kaslar genellikle sert ve gergindir.
Ataksik Dizartri:Beyincik hasarı ile ilişkilendirilir. Konuşmada düzensiz ritim, vurgu hataları ve dengesiz tonlama dikkat çeker.
Hipo-kinetik Dizartri: Özellikle parkinson gibi hastalıklarda görülür. Konuşma düşük ses seviyesinde, tekdüze ve hızlı olabilir.
Hiper-kinetik Dizartri: Kaslarda istem dışı hareketlerin yoğun olduğu durumlarda ortaya çıkar. Ses dalgalanmaları, aniden ortaya çıkan konuşma duraklamaları ve hareket bozuklukları belirgindir.
Karışık Dizartri: İki ya da daha fazla dizartri tipinin aynı anda görülmesidir. ALS gibi ilerleyici hastalıklarda sık rastlanır.
Her bir dizartri tipinde farklı kas grupları ve nörolojik devreler etkilenir. Dolayısıyla tanı koyarken multidisipliner bir yaklaşım benimsenir.
Uzman nörolog, fizyoterapist, dil-konuşma terapisti ve diğer ilgili profesyonellerin birlikte çalışması, doğru tanı ve uygun tedavi stratejilerinin belirlenmesi açısından kritik öneme sahiptir.
Dizartri ve afazi farkı, çoğu zaman karıştırılsa da bu iki durum farklı konuşma bozukluklarıdır.
Dizartri, konuşma kaslarının zayıflığına bağlı olarak ses üretiminin bozulmasıdır. Kişi kelimeleri anlar, ancak net bir şekilde söyleyemez.
Afazi, genellikle beyin hasarı sonrası dil yeteneğinde bozulma ile ortaya çıkar. Kişi kelimeleri anlama, oluşturma veya yazma konusunda zorluk yaşayabilir.
Bu farklar nedeniyle her iki durumun tedavi süreçleri de farklıdır. Afazisi olan bireylerin dil terapisine, dizartrisi olan bireylerin ise konuşma ve kas güçlendirme terapilerine ihtiyacı vardır.
Dizartrinin kalıcı olup olmayacağı, altta yatan sebebe bağlıdır. Örneğin inme geçiren bazı hastalar uygun tedavi ve rehabilitasyonla konuşma becerilerinde önemli iyileşme gösterebilir. Ancak progresif bir nörolojik hastalığın parçası olarak ortaya çıktıysa, sürecin nasıl ilerleyeceği hastalığın seyrine göre değişebilir.
Bazı hastalarda belirtiler çok hafif olabilir ve konuşma sadece biraz peltek ya da hafif boğuk duyulur. Diğer uçta yer alan ağır vakalarda ise kelimeleri ayırt etmek güçleşir. Dizartrinin farklı tipleri ve şiddet dereceleri vardır.
Özellikle beyin hasarının geniş olduğu veya birden fazla beyin bölgesini etkilediği durumlarda her iki bozukluk birlikte ortaya çıkabilir. Bu durumda dizartri kas kontrolüne, afazi ise dilsel fonksiyonlara ilişkin sorunlar yaratır. Entegre terapi yaklaşımları ile her iki bozukluğun aynı anda hedeflendiği rehabilitasyonlar yapılır.
Çoğunlukla ağız, yüz, dil ve boğaz kasları etkilendiği için yutma, çiğneme ve mimik kullanma gibi işlevler de bozulabilir. Bu nedenle dizartriye eşlik eden yutma güçlükleri veya yüz ifadesi bozuklukları oldukça yaygındır.
Özellikle doğuştan gelen beyin hasarları, serebral palsi gibi durumlar çocuklarda dizartriye yol açabilir. Bu çocuklarda erken tanı ve düzenli terapi, gelişimsel süreç içinde konuşma becerisinin iyileştirilmesinde kritik rol oynar.
Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Sayfa içeriğinde tedavi edici sağlık hizmetine yönelik bilgiler içeren ögelere yer verilmemiştir. Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz.