Diş sağlığı yalnızca günlük hijyen alışkanlıklarıyla korunabilen bir alan değildir. Bazen dişlerde meydana gelen problemlerin çözümü basit işlemlerle mümkün olmaz. Özellikle gömülü, kırılmış ya da çene kemiğiyle kaynaşmış dişler için farklı yöntemler uygulanması gerekebilir. Bu gibi durumlarda standart çekim yöntemleri yetersiz kalır ve cerrahi diş çekimi süreci devreye girer.
Diş çekimi her ne kadar korkutucu bir işlem gibi görünse de doğru teknikler ve uygun bakım ile oldukça rahat atlatılabilir. Cerrahi diş çekimi sonrası iyileşme sürecinin hızlanması için belirli kurallara uymak gerekir. Dişin bulunduğu konum çekimin nasıl yapılacağını belirleyen en önemli unsurlardan biridir. İşlem öncesinde ve sonrasında dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında bilgi sahibi olmak sürecin daha konforlu geçmesine yardımcı olabilir.
Diş hekimleri tarafından uygulanan çekim işlemleri iki farklı kategoride değerlendirilir. Eğer diş hiçbir cerrahi müdahale olmadan çekilebiliyorsa bu işlem normal diş çekimi olarak adlandırılır. Ancak bazı durumlarda dişin çekilebilmesi için diş etinin kesilmesi ya da kemik dokusunun bir kısmının alınması gerekir. Cerrahi diş çekimi işte bu gibi durumlarda uygulanan bir yöntemdir. Çekim öncesinde detaylı bir muayene yapılması en uygun yöntemin belirlenmesini sağlar.
Bu tür bir çekimin gerekli olup olmadığı genellikle dişin pozisyonuna bağlıdır. Örneğin, 20 yaş dişleri gömülü kaldığında ya da çene yapısına zarar verebilecek bir konumdaysa standart yöntemlerle çıkarılamaz. Aynı şekilde kökleri eğri olan ya da parçalanmış dişler de cerrahi diş çekimi gerektirebilir. Bazı durumlarda enfeksiyon riski taşıyan ya da çevre dokulara zarar verebilecek dişler için de bu işlem tercih edilir.
Bunun dışında ortodontik tedavi öncesinde çene yapısının düzenlenmesi amacıyla da bazı dişler çekilebilir. Çekim sürecinin nasıl ilerleyeceğini anlamak hastaların tedirginliğini azaltabilir. Planlı bir çekim öncesinde hekim önerilerine dikkat edilmesi sürecin daha kontrollü şekilde ilerlemesini sağlar. Çekim sonrası dikkat edilmesi gereken noktalar konusunda bilinçli olmak, iyileşme sürecini olumlu yönde etkileyebilir.
Bu iki işlem arasındaki farkları anlamak sürece daha iyi hazırlanmayı sağlar. Cerrahi diş çekimi basit çekimden belirgin şekilde ayrılır. Her iki yöntemin kendine özgü prosedürleri ve iyileşme süreçleri bulunur.
Her iki çekim yöntemi de belirli durumlarda uygulanır. Doğru tedavi sürecinin belirlenmesi için diş hekiminin yönlendirmelerine uyulması önemlidir. Cerrahi müdahale gerektiren durumlarda iyileşme süreci biraz daha uzun sürebilir ancak düzenli bakım ile bu süreç daha konforlu hale getirilebilir.
Çekim süreci belirli aşamalar doğrultusunda ilerler. Cerrahi diş çekimi öncesinde ve sırasında uygulanan adımlar şunlardır:
Tüm bu aşamalar hastanın konforunu sağlamak adına dikkatle uygulanır. İşlem sırasında anestezi etkili olduğu için ağrı hissedilmez. Çekim sonrasında ise hafif bir baskı hissi normal kabul edilir ve genellikle birkaç gün içinde azalır.
Diş çekimi sonrası iyileşme sürecini hızlandırmak ve komplikasyon riskini en aza indirmek için belirli kurallara uyulması gerekir. İlk 24 saat kan pıhtısının oluşumu açısından kritik bir dönemdir. Bu süre zarfında ağız çalkalamaktan sert yiyecekler tüketmekten ve çekim bölgesine dokunmaktan kaçınılmalıdır.
Kanamanın kontrol altına alınması için hekimin verdiği tampon belirli bir süre boyunca ağızda tutulmalıdır. Özellikle ilk birkaç saat içinde tükürmek ya da ağız içinde basınç oluşturacak hareketler yapmak kan pıhtısının yerinden oynamasına neden olabilir. Sigara içen kişiler iyileşme sürecinde ekstra dikkatli olmalıdır çünkü sigara yara bölgesinin iyileşmesini geciktiren bir etkendir. İçeceklerin pipetle tüketilmemesi de çekim sonrası kanamanın yeniden başlamasını engellemek için önemlidir.
Beslenme konusunda da dikkat edilmesi gereken bazı noktalar bulunur. Sıcak yiyecekler ve içecekler yara bölgesini tahriş edebilir bu nedenle ılık veya soğuk gıdalar tercih edilmelidir. Yumuşak besinler yemek dikişlerin zarar görmesini engelleyerek iyileşme sürecini destekler. Çekim yapılan tarafın kullanılmaması ve çiğneme işleminin diğer bölgeyle yapılması da olası tahrişleri en aza indirir.
Çekim sonrası ağrı genellikle ilk birkaç gün içinde en yoğun şekilde hissedilir. Özellikle anestezinin etkisi geçtiğinde hafif ya da orta şiddette bir ağrı oluşması normaldir. Hekim tarafından reçete edilen ağrı kesicilerin düzenli kullanılması bu süreci daha konforlu hale getirebilir. Ağrının beklenenden uzun sürdüğü ya da şiddetlendiği durumlarda hekime başvurulması önerilir.
Şişlik, cerrahi çekim sonrasında sık görülen bir durumdur ve genellikle ilk 48 saat içinde en yüksek seviyeye ulaşır. Bunu önlemek için çekim sonrası ilk birkaç saat içinde aralıklarla buz kompresi uygulanabilir. Şişliğin azalması için başın yüksek bir yastıkla desteklenerek yatılması da faydalı olabilir. Hekim önerisiyle kullanılan anti-inflamatuar ilaçlar hem şişliği hem de ağrıyı kontrol altına almaya yardımcı olabilir.
İyileşme süreci kişiden kişiye değişebilir ancak genel olarak birkaç hafta içinde tamamlanır. Dikişlerin alınması genellikle 7-10 gün içinde gerçekleşirken diş etinin tamamen iyileşmesi biraz daha uzun sürebilir. Cerrahi çekim sonrası bölgede hafif bir hassasiyetin devam etmesi mümkündür ancak zamanla bu durum azalır. Tam iyileşme sürecinde hekimin önerilerine uyulması daha hızlı bir toparlanma süreci sağlar.
Bu işlem genellikle gömülü dişler, diş köklerinde kırıklar ya da ortodontik nedenlerle çekim gerektiren durumlar için uygulanır.
İşlemin süresi dişin konumuna ve çekim zorluğuna bağlı olarak değişir. Ortalama olarak 20 ila 45 dakika arasında tamamlanabilir.
Şişlik genellikle 2-3 gün içinde azalır. Ancak bazı durumlarda tam olarak geçmesi bir haftayı bulabilir.
Eğer kendiliğinden erimeyen dikişler kullanıldıysa genellikle 7-10 gün içinde alınır.
İlk birkaç saat boyunca herhangi bir şey tüketmemek gerekir. Daha sonra yumuşak ve ılık gıdalar tercih edilmelidir.
Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Sayfa içeriğinde tedavi edici sağlık hizmetine yönelik bilgiler içeren ögelere yer verilmemiştir. Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz.