Duruş bozuklukları, bel bölgesinde hissedilen rahatsızlıklar ve omurganın anormal şekilde kıvrılması, vücudun genel dengesini etkileyen önemli konular arasında yer alır.
Özellikle omurga sağlığı, hem günlük yaşam kalitesini belirgin ölçüde etkiler hem de gelecekte ortaya çıkabilecek daha ciddi sorunların habercisi olabilir.
Kimi zaman görünürde çok belirgin olmayan bir duruş bozukluğu, uzun vadede farklı ağrı türlerine ve hareket kısıtlılığına yol açabilir.
Bu nedenle, omurganın doğal eğriliklerini korumak ve olası sorunları erken dönemde tespit ederek önleyici tedbirler almak önemlidir.
Omurgamız, boyun, sırt ve bel bölgesindeki kıvrımlar sayesinde dik durmamıza, yürürken dengeli bir şekilde hareket etmemize ve yük taşırken omurga üzerindeki baskıyı doğru dağıtmamıza yardımcı olur.
Tıp dilinde boyun lordozu ve bel lordozu şeklinde iki ayrı bölgeyi tanımlayan kavramlar, genel olarak omurganın önden bakıldığında görülemeyen, yandan bakıldığındaysa kıvrım olarak ortaya çıkan doğal eğriliklerini tarif eder.
Bel bölgesindeki kavisin normalden fazla artması veya azalması, çeşitli nedenlerle gelişebilen bir durumdur.
Aşırı kilo, uzun süre masa başında çalışmak, hareketsiz yaşam tarzı, ağır yük kaldırma veya doğuştan gelen kemik yapısı sorunları, beldeki çukurluğun dengesini bozabilir.
Bununla birlikte, hamilelik sürecinde de hormonların ve vücudun ağırlık merkezinin değişmesiyle bel boşluğunda artış gözlemlenebilir.
Bu ve benzeri durumlar fark edildiğinde, erken önlem almak adına uzman görüşü almak en doğru yaklaşım olacaktır.
Lordoz, omurganın doğal eğrilerinden biri olan ve bel bölgesinde bulunan içbükey eğriliğin normalden fazla olması durumudur. Sağlıklı bir omurgada boyun ve bel bölgelerinde doğal içbükey eğrilikler bulunur.
Ancak bu eğriliklerin aşırı derecede artması veya düzleşmesi omurganın işlevselliğini bozabilir.
Lordoz durumunda, kişinin bel bölgesi normalden daha içeri doğru eğilmiş gibi görünür.
Lordozun yaygın belirtileri şunlardır:
Bu belirtiler genellikle kişinin yaşam kalitesini düşürür ve ileri düzeyde fiziksel aktivitelerde zorluklara neden olabilir.
Omurgadaki çukurun gereğinden fazla ya da az olmasının bir dizi farklı sebebi bulunur. Bu nedenler arasında:
Bu etkenlerin her biri, belde gözlemlenen çukurluğu etkileyerek ağrı ve hareket kısıtlılığı ile sonuçlanabilir. Çoğu zaman erken fark edildiğinde basit tedbirlerle bu durum yönetilebilir. Ancak şikâyetler belirgin hale geldiğinde, mutlaka uzman görüşü almak gerekir.
Birçok kişi, belinde ya da boynunda anormal bir kıvrım sezdiğinde bu durumu ilk etapta ciddiye almayabilir.
Ancak omurgada meydana gelen her türlü değişiklik, yaşam kalitesini etkileyecek sonuçlar doğurabilir.
Uzman hekimler teşhis koyarken genellikle hastanın şikâyet öyküsünü dinler, fiziksel muayene yapar ve gerekli görürse röntgen, MRI gibi görüntüleme yöntemlerinden faydalanır.
Fizik Muayene: Doktor, hastadan ayakta durmasını ve öne doğru eğilmesini isteyerek omurganın şeklini inceleyebilir. Bel çukurundaki anormallik gözle görülebilecek kadar belirginse, tanı için ilk belirtiyi elde etmek kolaydır.
Görüntüleme Tetkikleri:Röntgen, MRI veya BT gibi görüntüleme yöntemleri, omurgadaki kemik yapıların ayrıntılı şekilde incelenmesini sağlar. Bu sayede omurlar arasındaki açı, disk bozuklukları veya olası sinir sıkışmaları net olarak saptanabilir.
Teşhis sürecinde, bel bölgesinde hissedilen ağrının kaynağına da odaklanılır.
Çünkü omurganın eğriliği kadar, kas ve bağ dokularında da gerilmelere yol açan faktörler mevcuttur.
Gerekli incelemeler tamamlandıktan sonra, durumun ciddiyeti ve tedavi seçenekleri değerlendirilerek kişiye özgü bir yol haritası oluşturulur.
Omurga eğriliklerini düzeltmeye veya yönetmeye yönelik tedaviler, hastanın şikâyetlerinin derecesine, yaşına ve genel sağlık durumuna göre değişir.
Pek çok kişi, düzenli egzersiz, doğru duruş alışkanlıkları ve yaşam tarzı düzenlemeleriyle rahatlayabilir.
Daha ileri vakalarda ise farklı yöntemler devreye girebilir. Lordoz tedavisi için şu yöntemler kullanılır:
Hastalar, özellikle günlük yaşam alışkanlıklarını yeniden gözden geçirerek ve doktor tavsiyesine uyarak birçok durumda olumlu sonuçlar alabilir. Tedavide ana hedef, ağrıyı gidermek, hareket kabiliyetini artırmak ve omurganın sağlıklı yapısını olabildiğince koruyabilmektir.
Her ne kadar cerrahi müdahale, son çare olarak düşünülse de bazı vakalarda omurga ameliyatı kritik hale gelir.
İlerlemiş omurga eğriliği, sinirlere baskı yapabilir ve günlük hayatta ciddi işlev kayıplarına yol açabilir.
Böyle durumlarda, omurganın yeniden hizalanması veya sinirlerin rahatlatılması amacıyla ameliyat planlanır.
Lordoz ameliyatı genellikle, ağrıların dayanılmaz hale geldiği veya diğer tedavi yöntemlerinin sonuç vermediği durumlarda uygulanır. Ameliyattan sonra hastaların dikkat etmesi gereken başlıca noktalar şöyledir:
İyileşme sürecinde ağır kaldırmaktan kaçınmak ve belirli pozisyonlara özen göstermek çok önemlidir.
Ameliyat sonrasında kasların güçlenmesi ve omurganın sağlıklı konumunu koruyabilmesi için uzman gözetiminde fizyoterapi önerilir.
Cerrahi sonrası dönemde, oluşabilecek komplikasyonların erken tespiti için hastalar düzenli aralıklarla hekim kontrolüne gider.
Operasyon sonrasında, hastanın ağrı düzeyinde belirgin bir iyileşme ve hareket kabiliyetinde artış beklenir. Ancak bu süreç kişiden kişiye farklılık gösterebileceği için sabırlı olmak, doktorun önerdiği egzersiz ve yaşam tarzı düzenlemelerine titizlikle uymak gerekir.
Omurgada boyun ve bel bölgelerinde gözlenen lordotik eğrilikler temel olarak iki bölümde incelense de bazı alt sınıflandırmalar da mevcuttur. Örneğin; doğuştan gelen yapısal bozukluklar veya travmatik kazalar sonucunda ortaya çıkan lordoz farklı tiplerde karşımıza çıkabilir.
Lordoz çeşitleri, eğriliğin nedeni ve tipiyle farklılık gösterir:
Patolojik Lordoz: Altta yatan bir hastalığa bağlı olarak gelişir.
İdiyopatik Lordoz: Nedeni bilinmeyen lordoz türüdür.
Postüral Lordoz: Kötü duruş alışkanlıklarına bağlı olarak oluşur.
Travmatik Lordoz: Yaralanmalar sonucu ortaya çıkar.
Konjenital Lordoz: Doğumla birlikte mevcut olan lordoz türüdür.
Omurga sağlığını korumak ve bel bölgesindeki ağrıyı azaltmak için düzenli egzersiz yapmak çoğu zaman ilk öneriler arasında yer alır.
Lordoz egzersizleri adı altında bilinen bu hareketler, temelde karın ve bel kaslarını güçlendirmeye, duruş bozukluklarını düzeltmeye ve esnekliği artırmaya yöneliktir.
Kişinin sağlık durumuna ve rahatsızlık seviyesine bağlı olarak, uzman fizyoterapistler tarafından özel egzersiz programları hazırlanabilir.
Evde yapabileceğiniz lordoz egzersizleri şunlardır:
Bu tür egzersizler, bel kaslarını güçlendirebildiği gibi, lordoz ağrısı hissini de hafifletebilir.
Ancak egzersizlerin düzenli ve doğru şekilde yapılması büyük önem taşır. Yanlış yapılan hareketler, mevcut durumu kötüleştirebilir.
Bu nedenle, herhangi bir rahatsızlık söz konusuysa önce doktor görüşü almak ve bir fizyoterapistin rehberliğinde egzersizlere başlamak önerilir.
Bel çukurunun normal olup olmadığını anlamak için en doğru yöntem, bir uzman hekime başvurarak fizik muayene ve görüntüleme tetkikleri yaptırmaktır. Kendi kendine yapılan gözlemler veya ayna karşısında omurgayı incelemek fikir verebilir, ancak profesyonel inceleme şarttır.
Lordoz korsesi, omurga eğriliğini kontrol altına almak, ağrıyı azaltmak ve bel bölgesini desteklemek amacıyla kullanılabilir. Hekim, hastanın omurga yapısına ve ağrı seviyesine göre geçici veya uzun süreli korse kullanımını önerebilir. Ancak korse, tek başına kalıcı bir çözüm sunmayabilir; egzersiz ve uygun duruş alışkanlıklarıyla desteklenmesi gerekir.
Omurgada farklı eğriliklerin aynı anda bulunması, özellikle ileri düzeydeyse, durumu daha karmaşık hale getirebilir. Lordoz kifoz birlikteliğinde omurgada hem öne hem de arkaya doğru anormal kavislenme söz konusu olabilir. Bu durumda, tedavi yaklaşımları çeşitlenir ve uzman takibi daha büyük önem kazanır.
Bel bölgesindeki doğal kavis normalden azalmaya başladığında, bel çukurunun görünümü belirgin şekilde değişir. Kişi, bel ağrıları, hareket kısıtlılığı ya da bel bölgesinde sertlik hissedebilir. Fizik muayene ve gerektiğinde alınan görüntüleme sonuçlarıyla lordoz düzleşmesi kolaylıkla teşhis edilebilir.
Ameliyat, genellikle son çare olarak başvurulan bir yöntemdir. Çoğu hastada düzenli fizik tedavi, egzersiz programları, korse kullanımı ve yaşam tarzı düzenlemeleri gibi yöntemlerle başarılı sonuçlar alınabilir. Ağrının şiddeti, omurgadaki hasarın derecesi ve hastanın genel sağlık durumu ameliyat kararını etkileyen faktörler arasındadır. Dolayısıyla erken tanı konulduğunda, ameliyatsız yöntemlerle de başarılı sonuçlar elde etmek mümkündür.
Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Sayfa içeriğinde tedavi edici sağlık hizmetine yönelik bilgiler içeren ögelere yer verilmemiştir. Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz.