Çift Terapisi ile Ayrılma Kararı Alabilmek: Zor Bir Süreci Anlamak ve Yönetmek
“Çift terapisi ile ayrılma kararı alabilmek” konulu makalemizi yazma amacımız; bazı çiftlerin ayrılık süreçlerini yönetirken yaşadıkları bireysel sorunlar dışında ilişkisel; aile hayatı; varsa çocukları ile ilgili geleceklerini; iş hayatı; sosyal hayatlarındaki değişimleri yönetirken el sıkışarak vedalaşabilmelerini sağlamaktır. Evlilik veya sevgililik ilişkisini bitirmek bazen insanların yeni içinden çıkamayacakları sorunlar üretmelerine ve de ilişkinin bitişi ile varacaklarını düşündükleri huzur ve iyilik haline ulaşmalarını zorlaştırabilmektedir. Özellikle; düşman kardeşler modunda olmak durumunda kalmamak adına çift terapisi ayrılan çiftlerin gelecek için hazırlanmalarına yardımcı olabilmektedir.
Bu makalede; bu süreçte çift psikoterapisi ve terapist hangi işlevle her iki kişiye yardımcı olabileceğini işleyeceğiz. Genellikle; “İlişki bitiyor zaten; bitmiş gitmiş bir ilişki terapiye ne gerek var ki?” şeklinde bakılabilse de bazı durumlarda çiftler hukuki süreç öncesinde bazı düğümleri uzman eşliğinde değerlendirerek bir nevi “diplomatik arabuluculuk” eşliğinde psikolojik ve sosyal düzenlemeler yaparak ayrılık süreçlerini psikolojik sağlıklarını bozmayacak şekilde ayrılabilmeyi başarabilmektedirler.
Ayrılma Kararı Almak Neden Bu Kadar Zor?
Pek çok çift gibi sizler de; "Doğru olan ayrılmak mı?"; "Ayrılmalı mıyım yoksa yeni can sıkıcı konular olmaması adına ya da sosyal manada rahatımı bozmadan devam mı etmeliyim?" gibi sorularla boğuşuyor olabilirsiniz. Bu sorular aslında; sadece içinde bulunduğunuz ilişkinin değil; aynı zamanda hayata ikilemler içinde bakmanızdan veya verdiğiniz karar için yeteri kadar ön hazırlığınızın olmamasından kaynaklanır.
Aşağıdaki maddelerde; bir ilişkide ayrılmaya karar verememenin altında genelde şunlarla ilişkilidir:
Belirsizlikten Korkmak: İçinde bulunan ilişki artık her iki tarafa zarar veriyor olsa bile ilişki içindeki kadın ve erkeğin ayrılık sonrası hayatlarında ne olacağını kestirememesi nedeniyle ve de ayrılık sonrası sürecin acılarla yani trajedilerle dolu olabileceğine dair varsayımları maalesef çözülmeyen ağır problemlerle olası infilak edecek bir ilişkiyi sürdürmelerine sebep olmaktadır.
Anılara Bağlı Kalmak: Birlikte yaşanmış anlamlı güzel anılar da hoş olmayan anılar da ne olursa olsun anlam demektir. Anlamlı duygusal bağları; mutlu anıları; birlikte aşılan zorlukları ve paylaşılan hayat dönemeçlerini çiftlerin birbirlerine karşı bir düzeyde bağımlılık geliştirmesine neden olabilmektedir. Bu durum; çoğunlukla göz ardı edildiği için ilişkinin sorunlarına rağmen ayrılık kararının alınması zorlaşabilmektedir.
Yakın Çevre Duyarlılığı ve Sosyal Baskı: İlişkiyi yaşarken bu sürece tanıklık eden iş eş dost; konu komşu; akraba yakın çevrenin; ailelerin ya da arkadaşların siz ve eş/partneriniz hakkında neler neler düşüneceği de ayrılık kararının gecikmesine etki eder. Sizler hakkında başkalarının olumsuz düşüncelere ve de yargılara sahip olacaklar korkusu da karar almayı zorlaştırır.
Kendi Yeterliliklerinden Şüphe ve Özsaygı Eksikliği: "Yalnız başıma yapabilir miyim?" ya da "Yeni bir hayata nasıl başlarım?" gibi kaygılı düşünceler de kişinin kendine olan güvenini sarsabilir. Bu da ayrılık sonrasında yalnız kalma korkusu olan bireylerin veya bu süreçle nasıl tek başına idare edebileceğini; hayatı yönetebileceğini bilemeyen veya kendinden tam emin olamayan bireylerin ayrılık kararı almakta zorlanmasına esasen ciddi etki edebilir.
Bu tip ikilemli ve tereddütlü durumlarda çift terapisi; duyguların karmaşıklığı nedeniyle kararsızlık içinde sıkışıp kalan kişilerin veya çiftlerin; duygularını ayrıştırarak netleştirebilmesine ve düşüncelerini daha sağlıklı kararlar alınmasına yardımcı olabilecek şekilde düzenleyebilmelerine yardımcı olacaktır.
Ayrılma Kararı Günlük Hayatı Nasıl Etkiler?
Ayrılma kararının kişinin (kendisi; varsa çocuğu; işi; rutin ve sosyal ilişkilerini) günlük hayat akış ve alışkanlıklarını olumsuz etkileyeceği endişesi de ayrılma noktasındaki çiftler için önemli bir boyuttur. Çift olarak paylaşılan hayat artık tek başına olma haline geçtiğinde bu durumu nasıl yöneteceklerine dair zihnen ve fiziksel hazırlığı olmayan; yalnız başına olabilmeye dayanıklı olmayan kişiler de ayrılık kararı almaya uygun olmayan bir olgunluk düzeyinde demektir. Herkes her kararda bu olgunlukta olmak zorunda değildir. Ancak ayrılık kararı alırken kararın gerçek hayata ve gerçekliğe uygun olması şarttır. Aksi taktirde yetişkin olan kişiler mevcut ayrılık sonrası olan her sorunu aksaklığı ayrıldığı eşi/sevgilisine atarak çocuksu bir düzeye geriler. Bu da olgunlaşmamış bir ayrılık durumunda sıklıkla yaşanır. İki kişinin de ayrılık öncesi bu kararı ve kendilerini yeterince hazırlamış olmaları günlük hayatlarının alternatif akışına ve rutinlerine kafada hazırlanmış olmalarını gerektirir. Eğer; olgunlaşmamış ayrılık kararı verilirse günlük hayatınızı şu şekilde etkileyebilir:
İştah Bozulması ve Uyku Sorunları: Ayrılık kararını sürekli sürekli düşünür halde olmak; verilecekse de en doğru kararı vermeye çalışmak ve bu sürecin yarattığı her olası riski hesaplayıp ortadan kaldıracak şekilde tedbirler düşünmeye çalışmak birinde uyku problemleri ve iştahsızlık şeklinde kendini gösterir.
İşe Odaklanamamak ve Verimsizlik: Ayrılma kararının yaşatmış olduğu stres ve kararsızlık; kişinin enerjisini tükettiği için işine odaklanmasını zorlaştırabilir bu da verimsizlik ve iş kaynaklı sorunlar yaşatabilir.
Sosyal Yaşamda Gerginlik Yaşamak: Yaşadığı durumu birisiyle paylaşmak onu rahatlatacakken; arkadaşlarının ya da ailesinin bu konuda onu haksız görmeleri; yargılamaları; anlayamamaları da kişinin kendisini yalnız hissetmesine neden olabilir. Bu da normalde kurduğu sağlıklı ilişkilerde de; yaşadığı stresi istemeden de olsa o ilişkilere yansıtarak ekstra problemler yaşanmasına neden olabilir.
Duygusal Karmaşa Yaşamak: Kişinin yaşadığı mevcut ilişkinin zarar verici olduğunu; ayrılmanın şart olduğunu fark etmesi fakat bu konuda duygusal iniş çıkışlar yaşayarak kafasının karışmasına yol açabilir. Yukarıda detaylı bahsi geçen endişeler nedeniyle bir gün var olan ilişkiyi ne olursa olsun devam ettirmek isterken; ertesi gün ne olursa olsun ayrılmayı düşünmek sık görülen bir durumdur. Bazen bu duruma kendinizi o kadar kaptırırsınız ki kararınızın değişmesi dakikaları bile bulabilir. Bu tutarsızlık değil ambivalanstır (çift uçlu duyguları aynı anda yaşamak). Bunun taşınamadığı durumlarda ise kişi yeterince hazırlık yapmadan ani kararlar alarak şimdiki zamanını düzenlemek ister. O nedenle de duygusal karmaşa yaşanır.
Örneğin; bu konularda destek alan birisi bana şu şekilde bir durumunu anlatmıştı: "Sabah işe giderken; arabada sürekli 'Bu ilişki benim için gerçekten doğru değil; bitirmem şart!' diye düşünüyorum. İşe vardığımda ise hiçbir şeye odaklanamıyorum. Akşam eve dönerken de; eşimle nasıl bir ayrılık konuşması yapmam gerektiğini planlıyorum ama evde yüzüne baktığımda ona hiçbir şey söyleyemiyorum. Hatta ilişkinin nasıl sürebileceğine dair planlar yaparken kendimi buluyorum. Farkedince de bana ne oluyor diye düşünüyorum." Duygusal karmaşa herhalde en net sizlere bu şekilde aktarılabilirdi.
Bu tür durumlar; kişinin hem bireysel hem de ilişki içindeki duygusal dengesini sarsabilir. Çift terapisi; bu karmaşık süreçte bireylerin kendilerini daha iyi anlamalarına ve adımlarını rasyonel ve de tabiki bilinçli bir şekilde adım atmalarına yardımcı olabilir.
Çift Terapisinin Bu Süreçteki Rolü
Çift terapisi; ayrılma kararıyla ilgili süreçlerde sadece bir "tamir aracı" değildir. Zaman zaman desteğe gelen çiftler ayrılık kararının zorluğunu aşmak için psikoterapiyi bir “yapıştırıcı zamk” veya hızlı tamir hizmeti veren bir servis gibi görebilirler. Evet kısa süreli çözüm odaklı ve stratejik müdahalelerle çiftlerin zorlukları da aşması mümkün olabilmektedir de ancak
esasen ayrılık sürecinde çift terapisi fener gibi karanlıkta bir "aydınlatıcı" görevi görür. Çift terapi sürecinde genellikle şu konular ele alınmaktadır: Duygusal Yüklerin Paylaşılması: Uzman bir çift terapisti eşliğinde; tarafların birbirlerine söylemeye cesaret edemedikleri veya uygun kelimeleri nasıl bir araya getirip kendilerini en açık; en net şekilde ifade edemeyeceklerini düşündükleri tüm duygu ve düşünceleri söyleme ve anlatma fırsatı bulurlar. Kaygılar; öfkeler; eleştiriler; acılar; hayal kırıklıklıkları duygusal dengesizlik yaşamadan kırmadan dökmeden nasıl ifade edilebilir bu çalışılır. Öncelikle; insan ilişkilerindeki güvenli iletişim zemini tesis edilir.
İlişki Dinamiklerinin Analizi: Çift terapisti; terapi sırasında ilişkinin sadece zayıf yönlerini değil güçlü yönlerini de ortaya koyarak; ilişkinin çiftleri nasıl olumsuz etkilediğini anlamalarına ve yeni olumsuzlukları nasıl eklemeden ilerleyebileceklerine yardımcı olur. Bitme düzeyine gelen ilişkinin; neden bittiğinin veya neden devam edemeyeceğinin anlaşılması veyahut devam edecekse neler yapmaları veya neler yapmamaları gerektiğine dair farkındalıklar oluşur. Çiftlerin varolan problemlere kendi şahsi katkılarını görmeleri de ayrıca diğerini suçlama ve çocuksulaşarak öfke yaşama eğilimlerini azaltır.
Sağlıklı İletişim Yolları: Ayrılık kararı; ayrılık kararını konuşma gibi konular çatışma yaratabilecek; kişilerin kolaylıkla öfke; kırgınlık; kızgınlık duyabileceği durumları maalesef oluşturabilmektedir. Çift terapisi ise; bu ayrılık sürecinde çiftlerin daha sağlıklı ve de tabii ki daha da açık iletişimde kalınmasını sağlayarak çifte bu zor dönemeçte kılavuzluk eder.
Çift terapisinin bu ayrılık sürecindeki rolünün bir diğer önemli noktası ise; terapi sürecinde ortaya çıkan bireysel; ilişkisel ve hayatın geneline dair farkındalıklardır. Belirtmek isterim ki; çift terapisi; ilişkinin sadece zayıf; yıpratıcı taraflarına değil bireylerin ve ilişkilerin güçlü ve olumlu yönlerine de odaklanarak kişilerin düğümlenmiş konularının aşılmasına daha doğrusu açılmasına uygun koşullar sağlandığında sebep olur. Böylece bazı çiftler; terapide ilişkilerine yeniden bir şans vermek de isteyebilmektedirler. Bunu aksine; bazı çiftler ise daha bilinçli; daha sağlıklı bir şekilde ayrılmanın en doğru karar olduğunda hem fikir olabilmekte ve de arkadaş dostça hayatlarının geri kalanını birbirlerine rahatsızlık vermeyecek şekilde saygıyla parantezi kapatabilmektedirler.
Ayrılık Kararı Alanlara Öneriler
Eğer ilişkinizin artık zarar verici olduğunu düşünüyor ve ayrılma kararı vermeye çalışıyorsanız aşağıdaki öneriler belki psikoterapi desteği almadığınız durumlarda da size yol gösterici olabilir:
Hissettiğiniz Duyguları Kabul Edin: Ayrılma kararı almayı düşünmek sizde duygusal karmaşa yaratarak kendinizi eş ve partnerinize kötü davranan bir insan olarak suçluluk duygusu yaşamanıza sebep olabilir. Bu durum zihninizin daha da çok karmaşıklaşmasına neden olur. Bu durumun böyle bir karar arifesinde normal olduğunu ve de sizin de insan olduğunuzu unutmadan karmaşık bu sürecin bir doğum sancısına benzeyebileceğini atlamamanız yeterlidir.
Kendinize Zaman Tanıyın ve Sabırlı Olun: Zihninizin karmaşıklığı ve bir an önce ne olacaksa olsun demeniz girecek olduğunuz durumu daha yıkıcı ve yıpratıcı bir hale getirebilir. Kendi duygularınızı anlamlandırmak için kendinize acele etmeden zaman tanıyın. Bu süreçte düşüncelerinizin ve duygularınızın durgunlaşarak netleşmesine izin verin. Çalkalanmış bir soda şişesinin kapağını hemen açmadan biraz durulmasını bekleyin!
Bir Uzman Desteğine Başvurun: Bu süreçte bireysel terapi ya da çift terapisi sürecine girmek hem kendinizi hem de ilişkinizi analiz etmenize; anlamanıza ve de kararlarınızı gerçekçi bir zeminde dengeli almanıza çok büyük yardımı olur.
Yakın Çevrenizle Paylaşın: Bu durumu sizi objektif şekilde değerlendirebilecek; güvendiğiniz; açık şekilde iletişim kurabileceğiniz insanlarla hislerinizi paylaşmak zihninizin netleşmesine nahoş tekinsiz durumları tekrardan değerlendirmenize ve yalnız olmadığınızı hissetmenize olanak sağlar. Ancak burada daha da önemli bir durum vardır ki; bu süreçte yaşadığınız karmaşıklıktan dolayı önünüze; aklınıza ilk gelen kişilere kendinizi fazlaca açmak büyük bir risk olabilir. Sizin duygusal iniş çıkışınızdan menfaat sağlayacak; aynı zamanda size daha sonra sosyal açıdan yara verebilecek kişilere kendinizi açıp tuzağa düşmemeniz. En büyük tehlike budur.
Kendi İhtiyaçlarınıza Zaman Ayırın ve Odaklanın: "Bu ilişki gerçekten beni destekliyor mu?" ve "Kendi mutluluğum ve hayat kalitem için gerçekten neye ihtiyacım var?" gibi sorular üzerinde düşünün. Genelde ilişki kurarken karşı tarafa sınırlarımızı belirtsek bile ilişki içerisinde kendi sınırlarımızı esnetmek; karşı tarafın isteği üzerine esnetmek zamanla bir kurala ve alışkanlığa döneceği için yıpratıcı bir hale dönüşecektir. Bu yüzden; bu sınır koyma konuları üzerine de tekrar çalışmanız da ve düşünmeniz de faydalı olacaktır.
Profesyonel Destek ile Yeni Bir Başlangıç
Ayrılık kararı alabilmek bir insan ve ilişki hayatında kolay bir süreç değildir. Ancak doğru adımlar atıldığında bu sürecin yıkıcılığı ve yıpratıcılığı en aza indirgenebilmekte hatta bu durumu yeni bir başlangıç için dönüşüme çevirebilmeniz de mümkündür. Çift terapisi; hem çiftlerin hem de bireylerin psikolojik dönüşümlerini; değişimlerini en sağlıklı şekilde yaşayabilmeleri için bir tür kılavuzluk sunar. Şunu net bir şekilde söyleyebilirim ki: hayat zorlu bir süreç ve her zorlayıcı süreç krizler olsa da bir öğrenme fırsatı da yaratır bizlere. Eğer siz de bu tür bir zorlu süreç içerisindeyseniz; bir uzmandan çift terapisinden destek almayı düşünmeniz hayat kaliteniz açısından fayda sağlayabilir.
“Her son bir başlangıçtır.” derler sizi ne gibi güzellikler ve fırsatlar bekliyor hiçbir zaman bilemezsiniz😊. Belki de kurtarılamaz olarak baktığınız ilişkiniz küllerinden yeniden de doğabilir; ne dersiniz?