Siz değerli Tavsiyeediyorum.com okuyucularına Adli Tıp’ta kullanılan Tıp Terminolojisini alfabetik olarak sunuyorum.
Abdomen; abdomen : Karın; batın. Abdüksiyon; abduction (Lat. abductio) : Çekilme; uzaklaşma; açılma (kol ve bacak); tespit hareketi; sagital planda uzaklaşan bir uzvun yaptığı hareket; kendi merkezinden ayrılma hareketi yapan vücudun bir kısmı. uzaklaştırma; kırılmış bir kemiğin parçalarını ayırma; temizleme; ayırma (yara). Abdusent; abducent : Uzaklaştırıcı; çekici; ayıran; açan. Aberan; aberrant : Bir organın bütününden uzakta ya da yakında başka bir yerde meydana gelmiş küçük örneği; normalin veya alışılmış yerin dışında bulunan ve oluşum kusuruna bağlı olarak meydana gelmiş doku; sapmış; hatalı; anormal. Aberasyon; aberration : Sapıklık; mantık eksikliği; yarı delilik; akli hastalık; anormal gelişme; anomali; optik sapma. Aboklüzyon; abocclusion : Üst ve alt çene dişlerinin temas etmemesi durumu Abondan; abondan : Bol; fazla miktarda. Aborsiyon; abortion : düşük; çocuk düşürme; abortus; gebeliğin yedinci ayından önce fetüsün uterustan atılması. Abort; abortus : Çocuk düşürmek; düşük yapmak; önlemek; bir hastalığın seyrini durdurmak veya kontrol etmek; gelişimine engel olmak; düşmek (çocuk); geri kalmak; tam gelişmemek. Abrazyon; abrasion : Deri veya mukozanın sıyrılması; soyulması veya kazınması; sıyrık; travma sonucu görülen en hafif lezyondur; genellikle künt cisimlerin cilde sürtünme tarzındaki etkileri sonucu oluşur; Dişlerde çiğneme veya benzeri kusurlar yüzünden beliren aşınma; dökülme (deri). Absans; absence : Yokluk; noksan; eksiklik; bilinç kaybı. Abstinans sendromu; abstinence syndrome : Toksik madde alışkanlığı olan kişilerde; bu maddenin kesilmesinden sonraki ilk 24 - 48 saat içerisinde beliren; hırçınlık; sıkıntı; sanrılar; uykusuzluk; ellerde titremeler; nabızda hafifleme; bulantı; kusma; ishal; proteinüri; barsak kanamaları; kalp ve solunum yetersizliği bulgularıyla karakterize; ölümle sonlanabilen tablo; toksik madde yoksunluk sendromu. Abstraksiyon; abstraction : Soyutlama; bir olayın açık bir biçimde ve tüm bileşenlerin tanımlanmasıyla belirlenmesi. Absürdite; absurdity : Saçmalık; anlamsızlık; manasızlık. Açlık atrofisi; starvation atrophy : Kıtlık; savaş; esir kampları; anoreksiya nervosa; ishal; kanser; ülser gibi sindirim kanalı hastalıklarına bağlı yetersiz beslenme sonucu görülen genel atrofi. Açlık grevi; Hunger strike : Bir kişi; kurum ya da bir fikir ile mücadele amacıyla aç kalınarak yapılan pasif direniş. Addüksiyon; adduction (Lat. adductio) : Sagital plandan uzaklaşan bir uzvun yaptığı hareket; yakınlaştırma; yaklaştırma. Adefaji; adephagia : Oburluk; doymazlık; bir türlü tatmin edilemeyen derin açlık duygusu; bulimya. Adenopati; adenopathy : Bir hastalık nedeniyle lenf bezlerinin genel olarak büyümesi; lenf düğümleri veya bezlerinin kronik iltihapları; lenfatik gangliyonların hipertrofisi. Adler teorisi; Adler theory : Nevrozların sosyal veya fiziksel bakımlardan duyulan aşağılık duygusu nedeniyle ortaya çıktığını ileri süren teori. Adli antropoloji; Forensic anthropology : Çürümüş insan cesedinin bulunabilen kalıntılarından kimlik; yaş; boy uzunluğu; ırk; vücut ağırlığı; sosyoekonomik durum; meslek; kemik hastalıkları; cinsiyet vb. konularda bilgi edinen ve kimlik tespiti ile ölüm nedenini saptayan adli bilimlerin bölümü. Adli astronomi; Forensic astronomy : Olay tarihindeki Ay ve Güneş’in durumunu ve bunlara uyan tarih ve saatleri olay yerinin koordinatlarını almanaklar yardımıyla hesaplayan ve meteorolojik verileri değerlendirerek adalete yardımcı olan adli bilimler alanı. Adli balistik; Forensic ballistic : Mermi çekirdekleri ve kovanların incelenmesi sonucunda bunların belli bir silahtan atıldığını ispat ederek olaya karışmış diğer silahların ayrımı ile saçma taneleri ve atış artıklarının hedef üzerindeki dağılış şeklinden atış mesafesinin tayin edilmesi konularıyla uğraşan adli bilimler alanı. Adli bilişim; Forensic informatics : Sayısal verileri elde etme; muhafaza etme ve çözümleme işlemlerinin delilin gereklerine uygun olarak mahkemeye sunulması aşamasına kadar uygulanması. Adli biyoloji; Forensic biology : Nesep tayini; soy tayini; çeşitli kan örneklerinin ve vücut sıvılarının karşılaştırmalı incelenmesi ve tanınması; her türlü adli mikrobiyoloji uygulamaları; gıda maddelerinin incelenmesi gibi konularda çalışan bilim dalı. Adli Diş Hekimliği; Forensic Dentistry : İnsan kalıntılarından dişlerle ilgili delillerin cisimler üzerinde veya olay yerinde bulunan kişilerdeki ısırık izlerinin incelenmesi; diş hekimliği bilgilerini ve tanı yöntemlerini adli amaçlar için kullanan bilim dalı. Adli entomoloji; Forensic entomology : Ceset üzerindeki böceklerin yumurta; larva; pupa ve ergin formlarının gelişimini inceleyerek ölüm zamanı ve ölüm yerinin tayini ile uğraşan adli bilimlerin bölümü. Adli kimya; Forensic chemistry : Kimya yöntemlerini kullanarak adli olayların çözümlenmesine çalışan bilim dalı. Adli palinoloji; Forensic palinology : Adli olgularda; kişilerin ve şüpheli objelerin üzerinde bulunan polen örneklerinin incelenmesi ile olay yerinde bulunup bulunmadıklarını veya nereden geldiklerini inceleyen adli bilimlerin dalı. Adli rapor; Forensic report : Adli bir konuda; hekim tarafından düzenlenen adaletin tecellisinde etkili olabilen rapor. Adli şifa; Forensic recovery : Mutat iştigalden geri kalma süresi. Ceza davalarında bu süre esas alınır. Adli Tabip; A Doctor of Forensic Medicine : Adli olgularda bilgisine başvurulan; herhangi bir uzmanlık alanından ya da pratisyen hekim olarak çalışan bilimsel ve teknik yönden görüş bildirmesi amacıyla görevlendirilen hekim. Adli Tıp; Forensic Medicine : Tıbbi bilgilerin hukuka uygulanışını; adaletin gereksinimlerine göre tıp biliminin olanaklarının kullanılmasını ele alan bilim dalı. Adli Tıp Uzmanı; Forensic Medicine Specialist : Tıpta uzmanlık tüzüğüne göre adli tıp alanında uzmanlık eğitimini tamamlamış uzman hekim. Adli Tıp Kurumu; Institute of Forensic Medicine : Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışan; görevleri 19.02. 2003 tarih 4810 sayılı Kanun’la belirlenmiş adalet işlerinde bilirkişilik yapmak üzere kurulmuş; mahkemeler ile hakimlikler ve savcılıklar tarafından gönderilen adli tıpla ilgili konularda bilimsel ve teknik görüş bildiren kuruluş. Adli toksikoloji; Forensic toxicology : Kriminal olaylarda; çeşitli analiz yöntemleri kullanılarak zehrin türü; belirlenen miktarın ölüme yol açıp açmayacağı ve toksik maddenin hangi yolla alındığı gibi konuları inceleyen adli bilimlerin dalı. Adli travmatoloji; Forensic traumatology : Travmanın etkilerini ve yaraları inceleyen bilim dalı. Adolesans; adolescence : Gençlik; buluğ; ergenlik; rüşt; 11-19 yaş arasındaki dönem. Adult; adult : erişkin Affekt; affect : duygulanım. AFIS; Automated Fingerprint Identification System : Otomatik parmak izi tanıma sistemi. Afyon; opium : Haşhaş bitkisinin kelle denilen kapsüllerinin çizilmesiyle elde edilen sıvısı. Agoni; agony : Can çekişme. Agresyon; aggression : Tehdit edici davranış biçimi; saldırganlık. Ağır ceza mahkemesi; The high criminal court : Bir başkan ve iki üyeden oluşan; asliye ceza mahkemelerinin bir dalı olan mahkeme. İl merkezlerinde ve bazı ilçelerde kurulur. Ağır ihmal; gross negligence : Bir işi yaparken durum ve koşulların gerektirdiği asgari özenin gösterilmediği kusur. Ağır kusur; gross fault : Bir işi yaparken dikkati az olan kişinin bile yapamayacağı şekilde hatalı davranma. Ahlaki redaet; mental examination of the victims of sexual assault : Kişinin maruz kaldığı cinsel eylemin sonuçlarını kavrayıp ruhsal yönden mukavemet edebilmesi. Akıl sağlığı yerinde olmayan kişilere karşı işlenen cinsel eylemlerde sanığın cezasını ağırlaştırıcı bir durum olup olmadığının değerlendirilmesi esasına dayanır. Ajitasyon; agitation : Huzursuzluk; tedirginlik; iç çalkantısı. Akapni; acapnia : Kandaki karbondioksidin azalması. Akardiyotrofi; acardiotrophia : Kalp atrofisi. Akarisit; acaricide : Kene; uyuz akarı ve benzeri eklem bacaklıları öldürücü madde; ilaç. Akatafazi; acathaphasia : Özellikle söz dizimi (sintaks) üzerinde görülen afazi; sintaks – sözdizimi yeteneksizliği; konuşma düzensizliği. Akit; act : Sözleşme. Akomodasyon; accommodation : uyum. Akondroplazi; achondroplasia; chondrodystrophia hypoplastica : Gövdenin normal; ekstremitelerin kısa olduğu kalıtsal durum; orantısız; cücelik. Akragnosis; acragnosis : Kol ve ayaklarda duyarlılık yitimi. Akrasiya; acratia : Kuvvet veya egemenlikten mahrum olma; kendini tutamama durumu; takatsızlık; iktidarsızlık; inkontinans. Akratüresis; acraturesis : sidik tutamama; sidik kesesi atonisine bağlı işeme güçlüğü. Akroasfiksi; acroasphyxia : Raynaud hastalığı. Akromatizm; achromatism : Renk körlüğü. Akromatofil; achromatophil(e) : Boyalara karşı ilgi göstermeyen; kolay boyanmayan; akromatin gibi bazik boyalarla kolay boyanmayan hücre veya doku. Akromazi; achromasia : Derinin normal pigmantasyonunu kaybetmesi; akroma; eksik beslenmeye bağlı renksizlik; solukluk; kaşektik renksizlik; doku veya hücrelerin mutat boyama yöntemlerine cevap vermemesi; boyayı kusma; renk atma. Akropatoloji; acropathology : El ve ayak hastalıkları bilgisi. Akselerasyon; acceleration : Hızlanma; yükselme; süratlenme; solunum ve nabız gibi kronolojik belli bir bölüm içinde ortalama sayısı bilinen fizyolojik olaylar hakkında. Aktif ötanazi; active euthanasia : Hekimin derin sedasyonu takiben letal dozda bir anestezik ya da uyuşturucu madde vererek hastanın yaşamını sonlandırması. Akut; acute : Hızlı gelişen; had; şiddetli; hassas; nafiz; delici. Aldatma kabiliyetine haiz; Fraudulent capacity : Belgeler üzerinde tespit edilen tahrifat veya sahteciliğin nitelik yönünden profesyonelce tasarlandığı; ancak teknik cihaz kullanılarak tahrifat veya sahteciliğin anlaşılabileceği yönünde yapılan değerlendirme; iğfal ve ikna kabiliyetine haiz. Aleka postmortem; coagulum : Postmortem dönemde kalp boşlukları ve büyük damarlarda iri kitleler halinde bulunan elastik kıvamda genellikle parlak; sarımsı beyaz renkte formalinde sertleşmeyen fibrin kitlelerinin oluşturduğu yumuşak pıhtı. Aleksi; alexia : Beyin lezyonuna bağlı olarak meydana gelen; okunulan yazıların tanınmamasıyla karakterize afazi türü. Allel; allele : Genin alternatif ya da değişik şekilleri. Ambivalans; ambivalence : karşıt değerlilik Amnezi; amnesia : bellek yitimi Ampütasyon; amputation : Kesme; kesilme; ekstremitelerin ve öteki vücut çıkıntıları (kulak; burun vb.) ile vücut yüzeyinden dışa doğru gelişen bir oluşumun cerrahi yöntemlerle vücuttan ayrılması; alınması; çıkarılması. Anastomoz; anastomosis : Ağızlaşma; ağızlaştırma; normal olarak ayrı olan iki aralık veya organ arasındaki cerrahi bir pasaj veya patolojik geçit oluşumu. Anayasa; constitution : Bir devletin yönetim biçimini belirten; yasama; yürütme; yargı güçlerinin nasıl kullanılacağını gösteren; yurttaşların kamu haklarını bildiren temel yasa. Ani ölüm; sudden death : Ölümle sonuçlanan belirtilerin başlamasından ölümün meydana gelmesine kadar en fazla 24 saat geçen ölüm. Anksiyete; anxiety : İç sıkıntısı; endişe; korku veya kuruntunun yarattığı psişik gerilimle belirgin huzursuzluk durumu; kaygı. Anoksi; anoxia : Çevrede canlı için gerekli oksijenin bulunmayışı; oksijen yokluğu. Anormal; abnormal : normal olmayan; doğal olmayan; kusurlu oluşum; sakatlık; malformasyon; kural dışı; kural dışında kalan; düzgüsüz. Anterograd; anterograde : İleriye yönelik; ileriye doğru giden. Anterograd; amnezi; anterograde amnesia : anterograd bellek yitimi. Anterograd bellek yitimi; anterograde amnesia : Olaydan sonrasına ait bellek izlerinin silinmesi durumu. Antisosyal; antisocial : Toplum kurallarına aykırı; toplumun ahlak kurallarına ters; topluma ters düşen. Antrakoz; anthracosis : Maden kömürü tozları veya dumanını devamlı soluma sonucu akciğerlere kömür toplanması ve organın siyahımsı görünüm almasıyla belirgin durum. Antropoloji; anthropology : İnsanın tarihi seyri içinde evrimini; insan ırklarının biyolojik; sosyal; kültürel özelliklerini bütün halinde inceleyen bilim dalı; insan bilimi. Antropometre; anthropometer : İnsan vücudunun çeşitli kısımlarının ölçümlerini almada kullanılan araç. Aort; aorta : Kalbin sol ventrikülünden çıkarak vücudun üst ve alt bölümlerine dallar veren ana arter. Apeks; apex : Tepe Apoptosis; apoptosis : İstenmeyen her türlü hücrenin elimine edildiği fizyolojik bir ölüm; hücresel bir intihar yolu. Apraksi; apraxia : Belli bir amaca yönelik hareketi; istenilen şekilde yapamama. Apse; abscess : Çıban; cerahat kesesi; irin şişi; dokuların zararına meydana gelen ve arızi oyuklarda toplanan irin kütlesi; cerahat. Araz; symptom : İşaretler; belirtiler. Arest; arrest : Durma; kesilme; herhangi bir organ veya oluşumda sürekli seyir gösteren hareketin veya faaliyetin durması. Arızi; contingent : Geçici; eğreti. Artefakt; artifact : Doğal olmayan yapı veya oluşum; doku veya organda yapay olarak meydana gelmiş veya getirilen şey. Artikülasyon; articulation : İki veya daha fazla kemiğin birbiriyle ilişki durumuna geldiği hareketli bölge; oynak yeri; eklem; mafsal; kelimeyi anlaşılır şekilde söyleme; heceleyerek söyleme. Asfiksi; asfeksi; asphyxia : Havasızlık; oksijen azlığı-yokluğu; vücudun gerekli oksijeni alamaması; keza kan ve dokularda artan karbondioksidi atamaması nedeniyle hayatın durması; havanın akciğerlere ulaşamaması; ulaşırsa alyuvarlarla yeterince birleşememesi ya da ortamdaki oksijen niceliğinin yetersiz olması gibi nedenlerle canlının havasızlıktan ölmesi. Asidofil; acidophil(e) : Asitsever; eosin gibi asit boyalarla boyanabilen; hipofiz ön lobunda asit boyalarla boyanan hücreleri belirtmekte kullanılan terim; asitlik derecesi yüksek besiyerlerinde gelişen organizmaları anlatır. Asliye Ceza Mahkemesi; Criminal Court of First Instance : Ceza yargılamasının asıl mahkemesi; her ilçede kurulup sulh ceza mahkemeleriyle ağır ceza mahkemelerinin görevleri dışındaki davalara bakan mahkeme. Asliye Hukuk Mahkemesi; Civil Court of First Instance : Hukuk yargılamasının asıl mahkemesi; her ilçede kurulan ve sulh mahkemesinin yasada belirtilen görevi dışındaki bütün davalara bakan mahkeme. Ateroskleroz; arteriosclerosis : Atardamar duvarlarının esnekliğini kaybetmek üzere sertleşip kalınlaşması. Aura; aura : Hastalık nöbetinin geleceğine dair kişinin hissettiği öncül belirti; özellikle epilepsi nöbetinin yaklaşmakta olduğunu gösteren; gerçek dışı görüntüler; ses duymalar; tükürük artışı gibi bazı belirtilerle karakterize durum. Avulsiyon; avulsion : Burarak koparma veya ayırma. Aza; organ : Organ; üye; organlar; el; kol; ayak; bacak; böbrek; karaciğer; akciğer gibi vücut bölümlerini niteleyen sözcük. Balistik; ballistics : Ateşli silahlarda barut gazının basıncı ile fırlayıp hedefe varıncaya kadar merminin hareketlerini inceleyen bilim dalı. Barton kırığı; Barton fracture : Radius kemiğinin distalinde olan kırıklı çıkık. Barut; gunpowder : Mermi kovanı içinde; kapsül ile ateşleme delikleri aracılığıyla bağlantı gösteren kısmında yer alan toz. Basınç atrofisi; pressure atrophy : Bir dokunun uzun süre ve normalden fazla bir basınç altında kalması sonucu oluşan atrofi. Baskı derecesi; pen pressure : Fulaj izi; herhangi bir belge düzenlenirken veya yazılırken kaleme uygulanan basınç nedeniyle kağıt altındaki diğer kağıtlar üzerinde ve yazı yazılan belgenin arka yüzünde oluşan iz; kalemin baskı izi. Bebek; infant : 0-12 aylık çocuk; infant. Beclard kemikleşme merkezi; Beclard ossification center : Femur alt ucundaki epifiz kıkırdağı içerisinde bulunan; intrauterin 9. ayda beliren ve 10 gün içerisinde maksimum büyüklüğüne ulaşan; zamanında günlü doğmuş çocuklarda uzun ekseni 5 mm olan baklava dilimi biçimindeki kırmızı renkli kemikleşme çekirdeği. Beden muayenesi; physical examination : Bir suça ilişkin kanıt elde etmek için şüpheli veya sanığın bedeninde muayene yapılabilmesi ya da biyolojik örnek alınabilmesi için Cumhuriyet savcısı veya Hakim tarafından karar verilen muayene. Bellek yitimi; amnesia : Unutkanlık; hafıza kaybı; kişinin yaşadığı durumu hatırlayamama durumu; amnezi. Bennet kırığı; Bennet fracture : Birinci metakarp tabanının kırılması ve karpometakarpal eklem içerisine girmesiyle karakterize; kendisini subluksasyonla gösteren kırık. Benzen; benzene : Kömür katranından elde edilen eritici özelliğe sahip hidrokarbon yapısında; uçucu nitelikte bir sıvı; benzol; boya ve ilaç sanayinde kullanılır. Bestiyalite; bestiality : Hayvanlarla cinsel ilişki kurulması; zoofili. Beyaz ası; white hanging : Yüzün renginin beyaz veya soluk olduğu ası. Beyin kontüzyonu; brain contusion : Kafatasında kırık ve bilinç kaybı yapabilecek güçte bir travmanın etkisiyle meydana gelen beyin dokusu zedelenmesi. Beyin ödemi; brain oedema : Beynin hücre içi veya hücre dışı kısımlarında sıvı birikimi. Beyin ölümü; brain death : Beyin sapındaki dolaşım ve solunum merkezlerinin irreversibl olarak çalışmasının durması. beyin sapı ölümü. Beyin sarsıntısı; commotio cerebri : Refleks ve bilinç kaybı; retrograd bellek yitimi; kusma gibi bulgularla karakterize; kafaya gelen geniş yüzeyli bir cismin yaptığı künt travma sonrasında oluşan; beyinde morfolojik olarak bulgu saptanamayan tablo. Bifurkasyon; bifurcation : İki dala ayrılma; ikili çatallaşma; ana dalın (damar veya sinir) iki kola ayrıldığı nokta; çatallaşma noktası. Bilirkişi; expert : Çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren; Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenemeyen konularda bilgisinden yaralanılan kişi. Biliş; cognition : Hatırlama; düşünce ve idrak gibi zihinsel işlevler topluluğunu tanımlayan kavram; kognisyon. Bipolar; bipolar : İki kutuplu; iki uzantılı. Birden ölüm; unexpected death : Bir kişinin beklenmedik bir zamanda hiçbir neden olmaksızın ya da basit bir etkiden sonra kısa bir süre içerisinde ölmesi. Bitişik atış; contact shot : Silah namlusunun vücuda tam temas hâlinde olduğu veya en fazla 2 cm uzaklıktan yapılan atış. Biyolojik leke; biological blot : Kan; tükürük; vücut sıvısı; semen gibi insana ait biyolojik örneği içeren leke. Biyopsi; biopsy : Teşhis amacıyla mikroskopik muayene için dokudan küçük bir parça alma; mikroskobik muayene için alınan doku parçası. Biyotoksikoloji; bio