Destek Sitesi platformunda Uzman olmak ister misiniz?

Uzman olmak için Şimdi başvurun.

Yüksek Tansiyon Kalp Yetmezliği Sebebi

Oluşturulma tarihi: 18.02.2025 22:13    Güncellendi: 18.02.2025 22:13
Basit bir sorun gibi görülen yüksek tansiyon; ani ölümleri getiren kalp yetmezliğine sebep oluyor. Kalp yetmezliğine yakalanmamak içinse yıllık tansiyon kontrollerinin yanında kardiyolojik takip önem taşıyor.

Yüksek tansiyon en büyük risk

Toplumda yüzde 2 oranında görülen kalp yetmezliği; belirti vermeden ilerleyebilen bir sorun olduğu için tehlikeli ve ölümcüldür. Kalp perfomansının azalması sonucu; kalbin doku ve organlara gerekli kanı gönderememesi sonucu ortaya çıkan klinik bir tablo olarak yorumlanan kalp yetmezliğinin en büyük risk faktörleri yüksek tansiyon ve damar tıkanmasıdır. Kalp yetmezliğinden korunmak için yüksek tansiyon ve damar tıkanıklığına neden olabilecek şeylerden kaçınmak gerekmektedir. Yüksek tansiyon hastalarında kan basıncının yükselmesiyle birlikte kalp yüksek basınca karşı çalışınca tükenme durumuna gelmektedir. Damar tıkanıklıklarında ise yeterince kan alamayan kalbin dokusu ve kasılması bozulmaktadır.

Eforla gelen nefes darlığına dikkat

Kalp yetmezliğinin temel iki belirtisi vücutta su birikmesine bağlı ödem ve nefes darlığıdır. Bütün belirtiler ise şöyle sıralanabilir:

Eforla gelen nefes darlığı; ileri evrede dinlenme halinde nefes darlığı

Vücutta su birikmesine bağlı ödem

Çabuk yorulma

Çarpıntı

Göğüs ağrısı

Karında şişlik

Hızlı kilo artışı

Baş dönmesi; sersemlik; bayılma

İştah kaybı ve bulantı

Sık öksürmek

Kalp yetmezliği dört evreden oluşuyor

Kalp yetmezliği de son yıllarda kanserdeki gibi evrelendirilen hastalıklar arasında yer almakla birlikte; hastalığın evreleri şöyle sıralanmaktadır:

Evre A: Yüksek tansiyon ve damar tıkanması olan hasta bu evrede yer alır. Kalpte hasar yoktur; kalp krizi meydana gelmemiştir.

Evre B: Örneğin hasta kalp krizi geçirmiştir ama kalp yetmezliği belirtisi yoktur

Evre C: Hastanın kalbinde hasar bulunur; kalp yetmezliği belirtileri de başlamıştır.

Evre D: Hastanın kalbinde hasar vardır; kalp yetmezliği belirtisi bulunur ve belirtiler kontrol altında tutulamaz

Fizik muayeneye uygun teknolojik teşhis

Kalp yetmezliği teşhisinde iyi bir fizik muayene önemli rol oynarken; teknoloji iyi bir tedavinin kapılarını açmaktadır. Fiziki muayenedeki bulgular ve hastadaki şikayetlere göre kalp ultrasonu yani ekokardiyografi; kalp MR’ı; klasik anjiyo; ritim holteri ile teşhis yoluna gidilir. Kalp yetmezliği son yıllarda kanda bakılan BNP maddesi ile kolaylıkla teşhis sağlanabilmektedir.

İlaç tedavilerinden kalp piline

Eski yıllarda digoksin etken maddeli ilaçların kalp yetmezliğinde işe yaradığı düşünülürken; araştırmalarla birlikte pek çok ilaç tedavide kullanılmaktadır. Ancak teknolojinin ilerlemesiyle birlikte özellikle ileri evre kalp yetmezliği bulunan hastalarda kalp pili gibi uygulamalar yapılmaktadır. Kalp pilleri doğru hastalarda kullanılırsa; hastalarda gözle görülür derecede başarılı bir düzelme görülmekte ve kalp nakline ihtiyaç kalmamaktadır. Ancak kalp pili için doğru hasta EKG ile belirlenebilmektedir. Doğru hastaya uygulanan kalp pili sayesinde hastaların ömrü uzamaktadır.

Kalp nakli ileri evrede devreye giriyor

Son yıllarda “Sacubitril/valsartan” içeren ilaçlar gündeme gelmişken; bu ilaçların yakın zamanda kullanılanlardan daha üstün olduğu ifade edilmektedir. Ancak bir grup hasta; ilaç ya da kalp pili tedavilerine yanıt vermemektedir. Bu gibi ileri evre hastalarda yapay kalp; suni kalp destek cihazları ve kalp nakli devreye girmektedir. Tüm bu uygulamalar ülkemizde başarıyla yapılabilmektedir.

Kalp yetmezliğinden korunmak için düzenli takip önemli

Kişilerin 20 yaşından itibaren düzenli olarak yüksek tansiyon kontrolü yaptırması gerekmektedir. Ayrıca yüksek tansiyondan korunmak çok önemlidir. Kilo kontrolü; alkol kullanılmaması; tuz kısıtlaması; potasyum alımının artırılması; doğru beslenme yüksek tansiyonu önleyici olabilmektedir. Bunun yanında damar tıkanmasını önlemek de kalp yetmezliğinden koruyabilmektedir. Düzenli bir yaşam ve dengeli beslenme prensiplerine uymak; sigara ve aşırı alkolden uzak durmak; egzersiz; kolesterol takibi de damar tıkanıklığını önleyebilmektedir. Bunların yanında hiçbir yakınma olmasa bile 20’li yaşlarda kolesterol; kan şekeri ve tansiyon senede bir ölçtürülmelidir. Bu değerlerde bir problem yoksa 30 yaşa kadar beş yılda bir; 30-40 yaş aralığında 3 yılda bir; 40 yaş sonrasında yılda bir kardiyolojik muayene yapılmalıdır.