Destek Sitesi platformunda Uzman olmak ister misiniz?

Uzman olmak için Şimdi başvurun.

Somatik Deneyimleme Tam Bize Göre

Oluşturulma tarihi: 18.02.2025 22:13    Güncellendi: 18.02.2025 22:13
“Travmanın kökeni travmatik olayın kendisinde değil; sinir sisteminin bu olaya verdiği tepkide yatar.”
Peter Levine


Çoğu zaman etrafınızda travmatik bir olay yaşayıp onu atlattığına inanan insanlarla karşılaşırsınız. Kendilerinden son derece emin bir şekilde “Artık o konu beni hiç rahatsız etmiyor. Ben hallettim onu” derler. Fakat konu ile ilgili detaylı konuşmak istemezler veya konuşurken donuk bir ifade takınırlar. Bedenlerine ve özellikle göz bebeklerine dikkatlice bir bakın bakalım fizyolojileri de “atlattıkları” ile ilgili hemfikir mi? Sanmıyorum…

Bazen geçmişteki basit bir düşmenin; ufak bir tıbbi müdahalenin; küçük bir kazanın bile halihazırdaki fiziksel ve psikolojik şikayetlerinizle bağlantılı olabileceğini biliyor muydunuz? Açıkçası ben deneyimli sayılabilecek bir psikolog olarak bu tarz durumların uzun vadeli etkilerinin bu denli yoğun ve geniş olabileceğini bilmiyordum. Ne mutlu bana ki bundan birkaç sene önce “Somatik Deneyimleme”yaklaşımı ile tanıştım. Bu yaklaşım bana hem kendi kişisel hayatımda hem de seanslarımda geniş bir perspektif kazandırdı. Somatik Deneyimleme ile insanın potansiyeline ve doğasının iyileştirici gücüne bir kere daha hayran kaldım.Psikoterapi süreçlerinde bu yaklaşımdan faydalanıp danışanlarımın kendilerini derinlemesine keşfetmelerine şahit olurken sanki “puzzle”ın eksik kalan parçasını bulmuştum.

Bildiğiniz üzere insan sadece zihinsel; duygusal ve davranışsal süreçlerden ibaret değil. Dolayısıyla sezgiyi ve bedeni de psikolojik iyileştirme sürecine sokmadan tam bir iyileşme hali sağlanabilmesi neredeyse imkânsız. Aslında halihazırdaki psikoterapi yöntemlerinin bazıları bedeni de işin içine sokuyor. Fakat bu çabalar çoğunlukla yüzeysel kalıyor. Somatik Deneyimleme ise bu ihtiyacı karşılayarak bedenin şifresini çözüyor ve ilginç bir şekilde bedenin anahtarı zihnin ve duygunun kapılarını da aralıyor. Zaman içerisinde bu deneyimleri sadece seansta yaşamıyor; artık bütün hayatınıza uygulamaya başlıyorsunuz. Tabir-i caizse sinir sisteminizle konuşmaya başlıyorsunuz. Hatta ilişki içerisinde olduğunuz insanları da sinir sistemlerine göre seçiyorsunuz.

Peki nedir bu Somatik Deneyimleme?

Somatik Deneyimleme kişilerin travmatik yaşantılar sonucu sinir sistemlerinde biriken gerilimleri sağlıklı yollarla boşaltmalarını sağlayıp; geçmişi geçmişte bırakmalarına yardımcı olur. Somatik Deneyimleme ile kişiler kendi sinir sistemlerini düzenlemeyi öğrenir.Böylece kişiler kendi kendilerini sakinleştirebilir; gerçekten ne zaman güvende olup olmadıklarını fark edebilir; şimdi ve burada olup anın tadını çıkarabilirler. Somatik Deneyimleme seanslarında içerikten ziyade o içeriğe sinir sisteminin verdiği tepkiler ile çalışılır. Bazen yıllarca farklı terapi yöntemleriyle çalışan danışanların problemleri sadece birkaç somatik deneyimleme seansı ile çözülebilir.

Sinir Sisteminin Sağlıklı Çalışması Neden Önemli?

Bedenimizdeki temel işlevlerinin tümünün düzenlenmesinden sorumu olan Otonom Sinir Sistemimiz ikiye ayrılır: Sempatik Sinir Sistemi (SNS) ve Parasempatik Sinir Sistemi (PNS). SNS bedenimizde uyarılma sağlayarak bizi olası tehlikelere karşı hazırlarken; PNS tehdit ortadan kalktıktan sonra gevşememizi ve iyileşmemizi sağlar. SNS’yi gaz gibi; PNS’yi ise fren gibi düşünebilirsiniz.

Sağlıklı bir sinir sisteminde bu iki alt sistem geniş bir aralıkta salınım yapar. Kişi bir tehdit ile karşılaştığında SNS aktive olarak uyarılmayı arttırır ve kişiye tehdit ile başa çıkabilmesi enerji verir. Bu enerji “savaş veya kaç” dürtüsünü aktive eder. Enerji açığa çıktıktan ve kişi tehditten kurtulduktan sonra PNS devreye girerek kişiyi rahatlatır ve iyileşme sürecini başlatır. Sinir sistemimiz sağlıklı çalıştığında; yani SNS ve PNS arasındaki salınımın esnek dayanıklılığı yüksek olduğunda kişi kendi kendini yatıştırır; tehdite sağlıklı tepki verir; derin ilişkiler kurar; sakindir; bedeninin farkındadır; kendi kararlarını verir vb…

Travma nedir?

Eğer kişi sinir sisteminin esnek dayanıklılığının kaldıramayacağı düzeyde ağır bir tehdit ile karşılaşırsa; savaşamaz veya kaçamaz; bunun yerine çaresiz kalarak donma tepkisi gösterir. Tamamlanamayan dürtü ve açığa çıkamayan enerji sinir sisteminde gerilim birikmesine sebep olarak sistemin dengesini bozar. İşte travma böyle oluşur. Travma bazen tek bir olay olabileceği gibi bazen bir olaylar dizisidir. Kişilerin yetiştirilirken maruz kaldığı belirli tavırlar ve davranışlar gelişimsel travmaya yol açabilir.

Kişi Travma Yaşarsa Neler Olur?

Travma sonrasında -yukarıda bahsettiğim- biriken gerilimle beraber sinir sisteminin fonksiyonu bozulur. Ayrıca kişinin duygu; zihin ve dürtü süreçleri birbirinden ayrılır ve tutarsız hale gelir. Bunun sebebini açıklamak için biraz Üçlü Beyin Modeli’nden bahsedeyim. Üçlü Beyin Modeli’ne göre beynimizin en üst katmanı; NeoKorteks; dil; iletişim; soyut düşünme; tahlil etme; olayları sıralı bir şekilde hatırlama gibi yüksek bilişsel işlevlerden sorumludur. Bir diğer katman olan Limbik Sistem (duygusal beyin); duygu; motivasyon ve bedensel duyumlarımızı kapsar. Son olarak ilkel beyin dediğimiz; Sürüngen Beyin; içgüdülerimizi; reflekslerimizi; hayatta kalmak için gerekli olan temel fonksiyonlarımızdan sorumludur. İşte travma sonrası neokorteksin işlevselliği aksar. Bu yüzden kişinin düşünme; karar verme; analiz etme gibi bilişsel yetenekleri zarar görür.Yukarıda bahsettiğim üç beyin katmanı birbirinden ayrı hareket etmeye başlar. Duygusal beynimiz aşırı uyarılır ve ilkel beynimiz gerekli-gereksiz (kendince hayatta kalmak için) savaş-kaç veya don tepkileri vermeye başlar. Mesela; travması olan bir insan aslında güvenli olan bir ortamda mantıksız bir şekilde anksiyete yaşayabilir.

Kalp çarpıntıları; kaygı; panik atak; olumsuz düşünceler; takıntılar; tepkisiz kalmalar; ani tepkiler; korku ve çaresizlik hisleri; fobiler; kabuslar; uykusuzluk; ölüm korkusu; empati yoksunluğu; ani duygu değişimleri; artan veya azalan cinsel istek gibi durumlar ortaya çıkabilir. Bedensel çeşitli belirtiler olabilir (tikler; ağrılar; hissizlikler; hastalıklar; unutkanlık gibi).

Somatik Deneyimleme Travmatik Etkileri Nasıl Yok Eder?

Somatik Deneyimleme ile sıkışmış gerilim dışarı atılarak kişinin hayatta kalmak için kullanması gereken enerjiye kavuşması sağlanır. Mesela; kişi eskiden her korktuğunda donma tepkisi veriyordu ise; artık hareketsiz kalmak yerine korkusunu kontrol edip bunu kaçma yanıtına dönüştürebilir. Boşaltılan gerilim ile birlikte kişinin sinir sistemi sağlıklı çalışma haline döner. Bununla birlikte kişinin içgüdüleri; duyguları ve zihinsel süreçleri birbiriyle uyumlu olarak çalışmaya başlar. Bu tutarlılık ve senkronizasyon sonucunda kişi artık kendini ve dünyayı keşfetmeye; kendi kararlarını almaya ve gerçek potansiyelini kullanmaya hazırdır. Geçmişi günümüze taşımak zorunda değildir artık… Zaman günü yaşama ve kendi olma zamanıdır!

Sonuç olarak Somatik deneyimleme bizim için yeni sayılabilecek bir yaklaşım olsa da kültürümüze oldukça uygun ve bizim için oldukça işlevsel.Biz genel itibariyle ifade etmekten çok hissetmeyi; anlamaktan çok anlaşılmayı tercih eden insanlarız. Ayrıca öyle bir coğrafyada yaşıyoruz ki; yıllar boyunca bireysel ve toplumsal çok sayıda travmatik deneyimlerimiz oldu ve olmaya devam ediyor. Halen günlük hayatımızı çeşitli tehditlerle karşı karşıya kalarak sürdürmeye çalışıyoruz. Doğal olarak; sempatik sinir sistemimiz; parasempatik olana göre daha aktif olmak zorunda. Sinir sistemimizde geçmiş travmalarının gerilimleri duruyor ve bu bizi tahammülsüz bir toplum haline getirdi. Bireysel manada ise çoğumuzun psikolojik süreçleri bedenlerine yansır hale geldi. Somatik Deneyimleme yaklaşımı ve bu yaklaşımla oluşturulabilecek bireysel ve toplumsal projeler bütün bunlara bir çeşit çözüm sunabilir mi; ne dersiniz?