Son günlerde kadınların dişil enerjilerini nasıl yükseltebileceklerine dair çeşitli başlıklarla karşılaşıyorum (elbette dişiliği sizden öğrenmeliyiz). Bu yazılarda sıklıkla bahsedilen konu özetle şu; kadınlar iş yaşamına atıldıkları için östrojenleri kaybola kaybola erkek gibi davranmaya başlıyorlar; bu sebepten git gide erilleşiyorlar ve kadın gibi kadın olmaktan çıkıyorlar (alt metin; kadınlar çalışmasın). Kadınlar; kadın gibi kadın olamadıkları için erkekler adam gibi adam olamıyorlar ve kadınlar da adamlarının(!) adam gibi olamadıklarından yakınıyorlar. Gittikçe erilleşen kadınlar aldatıldıkları zaman suçu kendilerinde aramamak (!) gibi bir gaflete düşüyorlar. Oysa bir kadın içindeki dişil enerjiyle barıştığında asla başka bir kadına tercih edilmeyen bir Tanrıça’ya dönüşüyor. Kısacası bayanlar; yazar demek istiyor ki; eğer aldatılıyorsanız tek suçlu sizsiniz; sizler erilleştikçe daha dişil kadınlara tercih ediliyorsunuz.
“Erkek seçer; kadın seçilir. Erkeğin zengin; kadının ise güzel ve bakımlı olması gerekir. Erkek eve geldiğinde kadınının sekse ve yemeğinin yenmeye hazır olması gerekir. Bunlar gerçekleşmezse erkek kendini erkek gibi hissedemez; çünkü bir erkeğe kendini nasıl hissetmesi gerektiğini çaktırmadan ifade eden ise yine kadındır (erkekteki eksik testesteron da bizim suçumuz oldu iyi mi!) Bu bağlamda kadın çok ama çok güçlüdür.” Oldu canım; giyotin var mı ben 21. Çağda Ortaçağ çekemiyorum bir zahmet beni cadı diye dünyadan aforoz ediver?
Kadın; erkek egemen dünyanın dayattığı dişil enerji ile uyumlanmak zorunda değildir. Kadın yalnızca kendi içsel sesini dinleyerek bireyliğine ulaşabilir.
Bir kadının esas amacının kendi güzelliğini iddiasız ve erkeğini korkutmayacak bir şekilde ortaya koyması gerektiğini salıveren ve kadınları yalnızca dış görünüşü ve sözümona mülayimliği ile ortaya koyan ortaçağ paradigmalarınızdan sıkılmadıysanız ve kendinizi ancak bir erkeğin aynasında görebiliyorsanız acilen dişilik okullarında sıraya girebilirsiniz.
Dişilik ve erillik hipotezi gelenekselliğe dayanır. İnsanın doğasına ve içgüdülerine göre davranması gerektiği temel gösterilerek kadını pasif; alıcı ve seçilen pozisyona geri itmeye çalışılır. İşin gerçeği erkek egemen dünyanın en büyük kâbusu kadının gerçek gücünü geri kazanmasıdır. İlkel çağların tümü anaerkil toplumlardan oluşmaktadır. Anaerkil toplumların korku ile yok edilip yerine ataerkil toplumların oluşturulduğu bilinmezmiş gibi kadının “itaat eden; alıcı; seçilen” pozisyona itilmeye çalışması erkek egemen kültürün bir kabustan uyanmaya çalışması; hele de bunun kadınlar tarafından sunulması kadınların kendilerine apaçık ihanetidir. Kadın gücü dünya üzerinde yaratıcı olan tek güçtür. Kadının doğurganlık yeteneği erkek tarafından her zaman korkuyla karşılanmış ve penis hakimiyetiyle baskı altına alınmaya çalışılmıştır.
Kadının dişil gücü; erkeğin eril gücü gibi hiyerarşik değildir. Dişil güç eril gücü bastırmaya çalışmaz; eril gücü doğuran da kendisi olduğu için eril gücün yükselmesini teşvik eder. Dişil güç rekabet etmez; dişil güç teşvik eder.
Öyleyse niçin binlerce yıldır Lilith’in özgüveninden korkulmuştur da bir kaburga kemiğinden itaat beklenmiştir? Çünkü eril gücün hakimiyeti altında bir kadını sindirmek mümkün iken dişil gücün kendini gösterdiği zaman kadın; eril gücün de potansiyelini tam gerçekleştirmesini bekler. Oysa eril güç “atılgan olma” gayesi ile hareket ederken kendi içsel kaygılarını kadın üzerinden sindirme cihetine girer.
Dişiliğin yeniden ve bambaşka bir formda pazarlanması ise apaçık kadının yaşamın her alanında kendini güçlü bir şekilde ifade etmeye başlamasının erkekçe korkusudur.
Sevgili Kadınlar
Dişiliği en iyi sizler bilirsiniz. Nasıl ki tarih kendi tekrar tekrar yenileyerek; git gide dönüşüyor ve ilerliyorsa her kadın da kendi evrimini tamamlaya tamamlaya kendini bulacaktır.
Kadının tercih edilebilir olma kaygısı ile güzelliğini ön plana çıkartıp zekasını gizleme çabası; kadını görünürde edilgen olan stratejik bir manipülatifliğe sürükleyecektir ve bu baştan başa traş losyonu kokan kapitalizmin eseridir.
Büyük bir hızla değişen; başkalaşan bir dünyada toplumun size dayattığı beklentileri karşılamak zorunda değilsiniz. Ne istediğinizi hatırlayın. İstediklerinize ulaşmak için ise geleneksel yöntemleri değil içinizden geleni deneyin. Çünkü siz östrojenden daha fazlasısınız. Sizler bir erkeğin kadını olmaktan çok daha fazlasısınız. Sizler birer bireysiniz.