Destek Sitesi platformunda Uzman olmak ister misiniz?

Uzman olmak için Şimdi başvurun.

Aile İçi Şiddet

Oluşturulma tarihi: 18.02.2025 22:13    Güncellendi: 18.02.2025 22:13
Mesleğim gereği şiddet dendiğinde ilk aklıma gelen aile içi şiddet oluyor. Hekimlik yaptığım yıllar boyunca aile içi şiddetin her türlüsüne tanıklık ettim; çoğu zaman olanları; olacakları çaresizlikle izledim. Demirtaş Sağlık Ocağında çalışırken jandarma darp cebir raporu için evli bir çifti getirmişti; adam bağırıp çağırıyor; komşularının kendisine saldırdığını ve rapor almak istediğini söylüyordu. Bu arada jandarmaya küfretti; ben eşini yalnız muayene etmek istediğim için hakarete uğradım; üstelik hemşire de ben de kadındık. Kadına ‘şikayetleriniz neler’ dediğimde yüzüme biraz şaşkınlık ve biraz da ‘sen aptal mısın’ diyerek baktı ve başı ile kocasını gösterdi. Onun şikâyeti kocası idi. O an çok utandım; her şey karşımda apaçık duruyordu; çaresiz bir kadın; muhtemelen psikopat tanısı alabilecek düzeyde kişilik bozukluğu olan bir adam; cehennemden farksız bir ev. Darp cebir raporu verdiğimiz o kısacık zaman diliminde koca hem bizi hem de silahlı ve kalabalık jandarmayı canından bezdirmişti; kim bilir evde neler oluyordu. Raporu verdik ve gittiler; ama o günkü kendi çaresizliğimi de asla unutamam.
Şiddet her türlü şekilde karşımıza çıkabilir. Sözel olarak aşağılama; hor görme; küçümseme şeklinde duygusal şiddet de olabilir; maddi durumu olduğu halde eşi; çocukları; aile üyelerini bir dilim ekmek için bile zor durumda bırakmak şeklinde ekonomik şiddet de olabilir; aile üyelerine fiziksel şiddet dediğimiz dövme; dayak; öldürme şeklinde ya da cinsellik içeren evlilik içi tecavüz; çocuklara yönelik ensest dediğimiz cinsel şiddet olarak da görülebilir.
Şiddetin her türlüsü şiddet uygulananı çaresiz; güçsüz; zayıf bırakır. Çoğu zaman şiddete uğrayan kendini suçlar utanç duyar. Daha iyi bir eş olsaydım; evi daha iyi temizleseydim; keşke o komşuya gitmeseydim; konuşmasaydım; babama/anneme karşılık vermeseydim; derslerime daha iyi çalışsaydım; keşke kız değil de erkek olsaydım; keşke ölseydim. Aslında her ne yaparsa yapsın şiddet uygulayan bir yolunu bulup aynını yapmağa dövmeye; aşağılamaya; cinsel taciz yada tecavüz de bulunmaya artık yöntemi her ne ise devam edecektir. Şiddet mağdurun utanç ve suçluluk duygularından beslenir; şiddet uygulayanların tam da istediği budur. Karşı tarafta utanç ve suçluluk yarat; onun değersizlik hissetmesine neden ol; bu zayıf yaratığın karşısında artık çok güçlüsün; attığın dayak; söylediğin söz yada uyguladığın cinsel saldırı yöntemin her ne ise seni inanılmaz önemli biri haline getiriyor. Evet önemlisin karşındaki insanın tüm yaşamı senin ellerinde; ona ödettiğin bedel her ne olursa olsun; şiddeti uygularken senden önemlisi yok.
Şiddet uygulayanların ortak özelliği kendilerini değersiz hissetmeleri; fark edilmek; kabul görmek istemeleri ve duyguları ile baş etmede sorun yaşamaları. Şiddet uygulayanlar karşı tarafın üzerinde güçlerini denerken işte o an içlerinde bütün olumsuz duygulardan; değersizlik; yetersizlik; yalnızlık; çaresizlik; umutsuzluk duygularından kurtulmakta ve güçlü olma duygusunu deneyimlemektedirler. Şiddet uygulayanların büyük çoğunluğu çocukluklarında şiddet ile ailede; sokakta karşılaşmış ve şiddeti rahatlama; kendini ifade biçimi olarak kabullenmişlerdir.
Burada en önemli konu toplumsal duruştur. Komşunun; öğretmenin; ailenin diğer üyelerinin; devlet kurumlarında çalışan savcı; polis; doktorun duruşu. Ayıplayan; yargılayan; şiddete uygulayanın hakettiğini düşünen; suçlayan bakışlar; yaklaşımlar; şiddetin gizlenmesine; üstünün örtülmesine ve devam etmesine neden oluyor. Şiddeti meşrulaştırıyor. Şiddet uygulayana üstü örtülü; bu senin hakkın; devam et mesajını veriyor.
Şiddetin her türlüsü hepimizin sorumluluğu ve şiddete engel olmak bizlerin tavrı; yaklaşımı ile ilgili; bu konudaki sorumluluğumuzun farkında olmalı ve şiddete hayır demeliyiz.