Osteoporoz; kemik kütlesinin azalması ve yapısının bozulması sonucunda kemik kırılganlığında artış meydana gelmesine sebep olan bir iskelet hastalığıdır. Erkeklerde kemik kütlesinin kadınlara oranla daha fazla olması sebebiyle osteoporoz kadınlarda daha sık görülmektedir. Yaşa; etkilediği bölgeye; kemik tutulumuna bağlı olarak sınıflandırılan osteoporoz primer ve sekonder osteoporoz olarak iki gruba ayrılabilir.
Primer osteoporozun Tip 1 türünde kadınlarda menapozla birlikte ortaya çıkan östrojen eksikliği sonucunda kemik kaybı meydana gelir. Östrojen kemikte yapım-yıkım döngüsünü sağlayan ve aralarındaki dengeyi kontrol eden önemli bir faktördür. Özellikle 50-75 yaş arası kadınların 2/5 i osteoporoz sebebiyle kırıklara maruz kalmaktadır. Ayrıca yaşlı kadınlarda kalça kırıklarının %90 ı düşük kemik yoğunluğundan kaynaklanmaktadır. Tip 2 türünde ise yaşlanmayla birlikte hem erkeklerde hem de kadınlarda kalsiyum emiliminde problem olması sebebiyle kemik kaybı meydana gelir. Sıklıkla 75 yaş üzeri bireylerde görülür.
Sekonder osteoporoz genellikle immobilizasyon denilen hareketsizliğe bağlı ortaya çıkan kemik kaybıdır. Hastalıklar; beslenme problemleri; uygulanan diyetler; kullanılan ilaçlar ve bireyin yaşam tarzı gibi faktörler sonucunda da ortaya çıkabilir.
Osteoporoz Kimlerde Daha Sık Görülür?
Yaşlanmayla birlikte bağırsaklarda kalsiyum ve D vitamini emiliminin azalmasıyla kemikte yıkım olayı yapım olayına göre artar ve osteoporoza yatkınlık meydana gelir. Zayıf olan kadınlarda ve menapoza girmiş olan kadınlarda da osteoporoz riski daha fazladır. İmmobilizasyon; sedanter yaşam; bazı ilaçlar (glukokortikoidler ve sitokinler) ve sigara kullanımı da osteoporoza yatkınlığı artıran faktörlerdendir. Hatta hareketsiz yaşam tarzına sahip bireylerin yer aldığı çalışmada kemik kütlesi kaybının 1 haftada %1 oranında olduğu görülmüştür.
Osteoporoz Hastalarında Fizyoterapistin Rolü
Öncelikle hasta hikayesi alınarak hastada risk faktörlerinin varlığı; sekonder bir hastalığın varlığı; ailede genetik faktörlerin olup olmadığı ve beslenme alışkanlıkları tespit edilir. Hastanın boyu; vücut ağırlığı not edilerek postür analizi ve denge değerlendirmesi yapılır. Kas kuvvet testleri; esneklik değerlendirmesi; yaşam kalitesi değerlendirmesi ve yürüyüş analizi yapılarak hastanın rehabilitasyon programına geçilir.
Rehabilitasyonda amaç öncelikle hastanın ağrısının giderilmesi ve fiziksel yetersizliklerin önüne geçilip bu yetilerin yeniden kazandırılmasıdır. Ağrı osteoporozda sıklıkla karşılaşılan bir durum olup mikro kırıklar; yumuşak doku zedelenmeleri ve kaslarda gerginlik gibi durumlarda ortaya çıkar. Akut (yeni başlamış) ağrı durumlarında yatak istirahati; elektroterapi uygulamaları ve izometrik egzersizler ile olumlu sonuçlar alınırken kronik ağrılarda medikal tedavi; dengeli beslenme programı ve yardımcı cihazlar önerilmektedir. Bu uygulamalar hastanın fonksiyonel yetersizliklerinin önüne geçilmesini sağlamakta olup osteoporozda ölüm riskinin yüksek olması sebebiyle uygulamalara en erken dönemde başlanması gerekmektedir.
Osteoporozlu hastalar egzersiz yaparak;
- Kemik kütlesini ve kas kuvvetini artırarak kırık riskini azaltır.
- Kas kuvvetini artırarak iskelet desteği sağlar.
- Denge ve koordinasyonu artırarak düşme riskini azaltır.
- Postürünü (duruş) koruyarak meydana gelebilecek deformiteleri önler.
- Yaşam kalitesini artırır.
- Özgüvenini artırır.
Osteoporozlu hastalarda düşme ve yaralanmalardan korunma ve esnekliği artırma amacıyla germe egzersizleri; bağımsız yaşam ve postural kontrol için denge-koordinasyon egzersizleri; kırık riskinin azaltılması amacıyla kuvvetlendirme egzersizleri (min 3 gün 45-60 dk); kifoz ve skolyoz gibi postural deformitelerin önüne geçmek için postür egzersizleri; esneklik; gevşeme ve ağrının azaltılması amacıyla pilates egzersizleri ve koordinasyon; esneklik; gevşeme ve ağrının azaltılması için Tai-Chi-Chuan egzersizleri sıklıkla önerilir.