Destek Sitesi platformunda Uzman olmak ister misiniz?

Uzman olmak için Şimdi başvurun.

Neden Yalnızız ? Zor Beğenme; İzalosyon ve Rutin; Kurallar Koyma; Düşük Öz Güven

Oluşturulma tarihi: 18.02.2025 22:13    Güncellendi: 18.02.2025 22:13
ZOR BEĞENME

Savunmalarımız sıklıkla bizi seçici ve yargılayıcı olma duygusu içine sokar. Bu genellikle yaşanmış kötü deneyimlerin; reddedilmenin ve birisi tarafından aldatılmanın doğurduğu duygulardır. Kadınlar genellikle “tüm erkekler aynı”; “dışarda erkek yok” ya da “tüm iyi erkekler alınmış” gibi düşüncelere sahiptir. Erkeklerde “kadınlara güven olmaz” ya da “kadınlar çıkar sağlamak için benimle birlikte” gibi söylemlerde bulunur. Bu yapıdaki kişilerin; partnerlerinden genellikle gerçekci olmayan istekleri vardır ya da karşılaştığı andan itibaren karşıdakinin zayıf noktalarını belirlemeye başlıyordur. Karşıdakine bir şans vermeden önce onlara süpheci ve eleştirel gözerle bakıyor ve iyi olma ihtimali yok ediyordur. Biriyle fölrt ederken uzun vadede onu nasıl mutlu edeceğine odaklanmak yerine bunu bir hesaplaşma; çekişme ve yanlışlarını bulma işine döndürüyor olabilir.

Bazen insanlar karşıdakini nazik; komik; akkıllı görmesine rağmen benimle çok ilgili diyerek; karşı tarafın uzun uğraşlarına rağmen onları hayatlarına almazlar. Savunma olarak da bana çok muhtaç ve herhangi bir şekilde onu incitmek istemiyorum diyebilirler. Karşıdakinin onu cezbetmediğini savunabilirler. Kendi için çizdiği erkeği tanımladığında güvenilmez ve duygusal olarak uzak insanları tarif ettiğini görebiliriz. Aslında karşı koymak yerine şans vermeyi denese belkide bu çok muhtaç kişinin sürprizlerinden ; ortak zevklerinden hoşlanacak ve anlamlı bir ilişki içinde gerçek aşkı bulacaktır. Bu tarz karşı çıkmaların çeşitlerini çoğaltabiliriz.
Aslında kendilerini şuan içinde oldukları durumdan çok daha yaşamaya değer ilişkiler içine sokabilirler. Bizler bazen ironik bir şekilde bize ilgi duyan insanlara güvenmeme eğilimdeyizdir. Ama onlara bir şans verirsek belkide gerçekten bize değer verdiklerini ve mutlu ettiklerini göreceğizdir.

DÜŞÜK ÖZ GÜVEN

Bir çok kişi bu konuda birbiriyle aynı duyguları ifade etmiştir. Doyurucu bir ilişki yaşamayı herşeyden çok istiyorlar fakat kimsenin onları sevmeye değer bulacağına inanmıyorlar. Eleştirel bir iç ses bu kişilere sürekli çok şişmen; çok çirkin; çok yaşlı ya da çok farklı olduklarını söylüyor. Bu iç sesleri dinlediğimizde karşı tarafı bilinçsizce itme eğiliminde oluyorlar. Bu güven eksikliği karşıdaki kişiye açık olamamalarına ve bu düşük enerjiyi karşı tarafa geçirmelerine neden oluyor. Bu tarz düşüncelerle yaşayan kişiler her hangi bir yere bile giderken potansiyellerini düşürüyor ve olası biriyle tanışma ihtimallerini yok ediyorlar. Etrafa bakınmak; güler yüzlü olmak ve başkalarıyla göz kontağına geçmek çekici olabilecekken isteksiz tavırlarıyla bu durumlara girmiyorlar. Düşük benlik algısı ve kendisine saygısı olmaması; kendini yalnız bırakma durumunu en çok tetikleyen şeylerdir.

REKABET KORKUSU

Benlik saygısı düşük olanlarda genellikle rekabet korkusu vardır. Diğerlerine göre kendimizi aşağı koymak kolaydır. Özellikle biriyle yeni tanıştığımızda hemen bizden daha iyisi ile olabileceğini düşünebiliriz. Ya da hoşlandığımız birinden başkasının etkilendiğini görünce direk onun bizden daha iyi olduğunu düşünerek geri adım atabiliriz. Özellikle yaş ilerledikçe rekabet etmekten daha çok kaçınmaya başlarız ve kendimize “senin zamanın geçti” “bunun için fazla yaşlısın” gibi öz saldırılarda bulunuruz. Rekabet korkusu bizim kendimizi ortaya koymamızdan kaçınmamıza neden olur. Aptal gibi görünmekten ya da tercih edilmemekten korkuyor olabiliriz. Bizler bile bazen bir rakabette galip gelen taraf olmaktan; karşı tarafın duygularını inciteceğiz ya da karşı tarafın saldırısına uğrayacağız düşüncesiyle korkabiliriz. Flört etmenin rekabet içerdiği basit bir gerçektir. Bir şans verip istediğimiz şeyin peşinden gitmek ve onun için rekabet etmek korkutucu olabilir fakat korkularımızla yüzleştiğimizde elde edeceğimiz şeyin buna değer olduğunu görürüz. Kendi benliğimize ait korkularımızdan sıyrılırak bir adım atarsak; arzuladığımız gibi bir ilişki yaşama şansımızı yükseltiğimizi göreceğizdir.

İZALASYON VE RUTİN

Yaş aldıkça insanlar kendi konforlu ve huzurlu bölgelerine çekilmeye daha eğilimlidirler. Günümüz kadınları çok çok daha fazla başarılı ve kendine yetebilen yöne giderek pozitif bir gelişme göstermiştir. Hem erkek hem de kadınların mali ya da pratikte daha rahat olması ortaya daha kolay görünen ama yine de zorluklar barındıran bir durum çıkarmıştır. Bu durum insanların kendilerini ortaya koymakta ve risk almakta zorlamalar yaşamasına neden olmuş olabilir. Uzun bir iş gününün ardından bizler genellikle belirsiz ve kaygılarımızı tetikleyen dış dünya da birileriyle tanışmak yerine eve gidip pijamalarımızı giyip uzanmak isteği içinde oluyoruz.

Genellikle içimizdeki eleştirel iç ses; bizi evde ve güvenli kalmaya teşvik eder. İçimizdeki bu ses bize “bu gece evde kal ve rahatla; dinlen”; “sen kendi kendine daha iyisin”; “bir kadeh birşeyler iç ve keyif yap”; “televizyon izle” ; “kitap oku” gibi şeyşer söyler. Bu sesi dinlememizdeki problem daha sonra bu seslerin “ne kadar eziksin”; “kaybedensin”; “evde yapayalnızsın” ; “hayatının geri kalanında yalnız olacaksın”; “kimse seni çekici bulmuyor; bulmayacak” gibi cümlelere dönüşecek olmasıdır.

Bu yaşımızdan daha genç olmayacağız. Aslında konforumuzu tercih ederek eylemde bulunduğumuz çoğu aktivitenin sonucunda gerçekte istediğimiz şeyi yapmadığımızı ve kendimizi hayattan alı koyduğumuzu fark ederiz. Bu iç sese kulak asmamak oldukça zordur. Yapmamız gereken bir adım atmak; dışarı çıkmak; gülümsemek; göz temasında bulunmak; arkadaşlarla buluşmak ve hayatınızda birini istediğinizi söyleyebilmektir. Farklı aktiviteler içinde olup; birbirinden farklı insanlarla flört edebiliriz böylelikle aslında ne istediğimize karar vermek çok daha kolay olacaktır.

KURALLAR OLUŞTURMA

Yıllar içinde bizler kendimize bazı ilişki kuralları koymaya ve geliştirmeye başlarız. Aslında kitaba yazdığımız kurallar değil; ne yaşadığımız ve bundan ne öğrendiğimizdir. Fakat bunlar her zaman herkesle her yerde ve her durumda işleyen şeyler değillerdir. Geçmişimizi baz alarak hareket etmek; hayal kırıklığı yaşatan bir ilişki döngüsü oluşturur. Örneğin kendisine inanılmaz çekici gelen bir partnerle kötü sonuçlanan ilişkisi olan birinin bir daha kendisine çekici gelen biriyle ilişki kurmaması geçmiş deneyimlerinin olumsuz bir döngü yaratmasına kapı açar. Kendine çekici gelen biri yerine daha makul birilerini seçmek ilişkilerinden daha az tatmin almasını ve mutlu bir ilişki içinde olamamasına neden olur.

Kendimize kurallar koymak ya da başkasının kurallarından kural edinmek ilişkiler için iyi bir şey değildir.

İnsanlara kendimizi kapatmamak ve açık olmak sevgi dolu bir ilişki için yapabilceğimiz en önemli şeylerden biridir. Evet; incinmiş olabiliriz ama risk almayı bırakırsak; gerçekten birisiyle bir şansımızın olmasını azaltırız. İlişki kuralları; oyunun kuralları gibidir ve bu kurallar doğrultusunda hareket etmek bizim daha az samimi ve otantiklikten uzak hareket etmemize sebep olur. Öte yandan; açık ve dürüst olmak bize daha otantik ve sağlam ilişkiler kurmamızda yardım eder.

Aşkı aramak ve bulmak kolay değildir fakat bu arayışın kendimize doğru bir yolcuğuda içerdiğini unutmayın. İçimizde bizi istediğimizi elde etmekten alı koyan bazı dirençler vardır. Kendimizi incineceğiz diye dış dünyaya kapatamayız. Herkesin kusurları vardır; ve bizler birilerine yakınlaştıkça bu yaralanabilir yerlerimizin açığa çıkacağından korkarız. Bu cesaret gerektiren bir savaştır ama eminimki içimizde hergün savaşmaya değer biri vardır.