Destek Sitesi platformunda Uzman olmak ister misiniz?

Uzman olmak için Şimdi başvurun.

Ailemiz & Bizim Çocuklarımız

Oluşturulma tarihi: 18.02.2025 22:06    Güncellendi: 18.02.2025 22:06
İnsanlar sosyaldir. Kadınlar insandır. Erkekler insanoğludur. Hiçbirimizin onuru diğerinin üstünde değildir. Çocuklar geleceğimizin teminatıdır.

Çocuklar diğerlerinin kendi davranışlarına verdikleri tepkileri gözlemleyerek kendileri için nasıl önem kazanacaklarını ve farklı gruplara nasıl gireceklerine karar verirler. Aile çocuğun dâhil olduğu ilk gruptur. Çocuklar ailelerinde ya da diğer sosyal gruplarda kendilerine sosyal açıdan olumlu ve yapıcı şekillerde bir yer bulma çabalarında başarı elde edemezlerse; olumsuz ve kendine zarar verici şekillerde ait olma arayışına başlarlar. Çocuğun ilk dâhil olduğu grup olan ailede şiddeti; saygısızlığı görerek büyüyen çocuk yüreğinde öfkeyi doğuracak ve bu öfkeyi diğer gruplara da genelleyecektir. Öfkeyi yüreğinde hisseden çocuk kendisine ve çevresine zarar verici davranışları tekrar eder. Bu durum çocukluktan başlayıp kişinin hayatını olumsuz etkileyen ve çevresi ile ilişkilerini bozan bir dinamiğe sahiptir. Aile atmosferi; aile duygu durumuna; aile içindeki yapısal hiyerarşik ilişkilere ve aile içindeki etkileşim örüntülerine bağlıdır. Çocuğun içindeki aile atmosferi çocuğun kendini; diğerlerini; dünyayı nasıl gördüğünü; aitliğini ve önem duygusunu nasıl kazandığını etkiler. Babanın eşini azarladığı bir ev ortamında büyüyen; ustanın çırağını dövdüğü bir ortamda yaşayan; öğretmeninin öğrencisini azarladığı/aşağıladığı bir çevrede yaşayan; annenin eşine samimi davranmadığını hisseden ve eşlerin sorunlarını şiddetle çözdüğü bir aile atmosferinde yetişen çocuklar büyüdüklerinde ait olma ve önem duygusunu kendilerine ve çevrelerine zarar verici şekillerde karşılarlar. Ailesinde şiddet gören bir çocuk kendisini şiddete meyilli arkadaşlarının ve grupların içerisinde var eder. Çocuklar aitliğini ve önem duygusunu sosyal açıdan kabul edilmeyen bu çevrede hisseder. Aileler ayırdın da olmadan çocuklarının yaptıkları ve işledikleri suçları örtme eğilimi taşırlar. Bu örtme; çocuğun eksikliğini giderme çabası değil ailenin kendi eksikliğini dışa vurmama/gizleme çabasını taşır. Bireylerin; toplumların ve ailelerin arsızlığa cesaret ismini vermesi ahlaksızlığa özendirmedir. Erkektir yapar; erkektir olur; erkek değil mi; genç kız değil mi; ne var canım bunda gibi özendirmeleri işiterek büyüyenler ve bu şekilde hissedenler ahlaksızlığın genellenmiş halini yaşamaktadırlar. İnsanlara; doğaya ve hayvanlara yönelik şiddetin ilk temeli ailede başlar ve giderek çevresel destekleyicileri tarafından tamamlanır. Sormamız gereken asıl soru nedir? Benim bu şiddette payım nedir sorusunu düşünmedikçe; işlenen ve işlenmekte olan her suçta dolaylı yönlerden katkımız olabilir. Otobüste; minibüste; vapurda vesair ortamlarda nezaketten yoksunluk ve bayanlara saygımızın olmayışını yer vermeyerek; aşağılayarak ifade etmiyor muyuz? Meşguliyetlerimiz bedensel ahlaksızlığa yönelince ruhlarımız ahlaksızlığın esaretinden kurtulamıyor. Övgülerimizin ruhsal karmaşalarımızı yücelttiği ve düşüncelerimizin bulanıklaştığı bir çevrede en güvenilir korunak ailedir. Ailemizi tehlikelerden koruduğumuz gibi görünmeyen; içimize milim milim işleyen ahlaksızlıklardan korumak yegâne gayemiz ve çabamız olmalıdır. Yaşam biçimlerimize dikkat etmek zorundayız. İnsanlar sosyaldir lakin yaşam biçimlerine ilişkin öğelerin bilinçli olarak farkında değildirler. Farkındalık dışında kalan yaşam deneyimlerimiz bizim yol göstericilerimizdir. İnsanların diğerlerine bağlanma kapasitesi ile dünyaya geldiklerini düşünecek olursak nasıl ilişki kurulacağının ve nasıl önemli olmayı elde edeceklerinin öğrenilmesi gerekir.

Özge canlarımız yaşasın diye hepimizin güvenilir; sadakatli; duyarlı; tutarlı ve bedenimiz kadar ruh sağlığımıza da dikkat etmek zorundayız. İnsanlığa mecburuz…