Destek Sitesi platformunda Uzman olmak ister misiniz?

Uzman olmak için Şimdi başvurun.

Sevgi...

Oluşturulma tarihi: 18.02.2025 22:05    Güncellendi: 18.02.2025 22:05
Sevginin; hayatımızdaki tartışmasız yeri; üstünlüğü ve önemine dair çokça yazılmış çizilmiş bir dünyada; sevginin karşı cins ilişkilerindeki yeri üzerine birkaç kelam etmek üzere çıktık bu ay ki yolculuğumuza…
Mesleğim gereği çok farklı ilişki yaşlarında; çok farklı ilişki modellerinde; birbirine hem benzeyen hem de benzemeyen problemlerle pek çok danışanla karşılaşıp onların yaşamlarına yoldaş oluyorum. Bu yaverliklerde sevginin ifadesi ve anlatımı üzerine çokça konuşmalar geçiyor aramızda. Bunlar üzerine bir yazı hazırladım sizlere…
İlişkinin; yapı taşlarını birleştiren bir beton görevi gören sevginin; hem tahmin edilebilir hem de tahmin edilemez gizemli bir yönü olduğunu düşünüyorum. Zira; birbiriyle çok iyi anlaşacağını ve birbirlerini çok sevebileceklerini düşündüğünüz iki insanın birbirlerine hiç ısınamadıklarını görüp düşünürken; anlaşamaz dediklerinizin de bir ömür sağlıklı bir ilişkiyi devam ettirişlerini görüp hayret ediyoruz. Ve merak ediyoruz nedir sevginin kaynağı; onları çeken; yakınlaştıran; aşk Yaratan!
Bu gizemi aralamaya çalıştığımızda genellikle iki şey karşımıza çıkıyor: biri ilahi çekim yasası ki bu her gün şahit olduğumuz bir mucize aslında. Diğeri ise projeksiyon dediğimiz kendi iç dünyamızın yansımasını uygun bir aynada görmemiz... Hepimiz ideal eşe dair bilerek ya da bilmeyerek listeler yapar; bir takım şeyleri kendimize yakın bulur; içimize ekleriz. Bunu yansıtabileceğimiz çekim yasasının da işlediği biri karşımıza çıktığında da yakınlaşma başlar. Bazı ilişkilerde yansıtmanın bazı ilişkilerde ise çekim yasasının ağır bastığı görülür. Yansıttığımız (aşkın gözünü kör eden) ilgi; tutum; davranış; duygu; düşünce vb özellikler ile partnerimizin gerçek varoluşu arasındaki fark zamanla ortaya çıkmaya başlar ve ilişki ilk sınavlarından birini bu şekilde verir. Yani “seni seviyorum” sözünün gerçek anlamı “bendeki seni seviyorum” dur. “Bende ki sen” ile “sen” arasındaki fark azaldıkça ilişki ayaklarını daha sağlam yere basmaya başlayacaktır.
Her daim dile getirilen bir şey vardır; aşk geçicidir; önemli olan sağlıklı bir sevgi duygusudur… Sevgi doğal; canlı ve akışkan bir duygudur. Normal şartlarda özel bir itina; bakım; özen gerektirmez. Ancak ilişkinin yaşadığı bazı problemler bu duyguda zedelenme oluşturduğunda sevginin de bakıma girmesi gerekebilir. İlişki birçok kalitesi ile güçlü olduğunda; çok küçük rötuşlarla duygunun tadı yerine gelir.
Onun hatırına normalde istemediğiniz ya da normalde yapmadığınız bir şeyi yapmak ve bunu nazikçe “onun için yaptığınızı” dile getirmek bunlardan biridir. Hatır kolay zedelenen ancak ilişkide tekrar yer tutmaya başladığında ilişkiyi çok çabuk toparlayan bir kalitedir. Çabaladığınızı; ilişkiye verdiğiniz önemi ve özeni ifade eder.
Yeri geldiğinde “haklısın” diyebilmek çok önemlidir. Zira ilişkinin ilerleyen dönemlerinde özellikle de kriz anlarında; her iki tarafta sürekli birbirini suçlar hale geldiğinde ilişki bir çıkmaza ve bir kısır döngüye girer. Oysa hiç kimse tamamen haklı ya da tamamen haksız; suçlu ya da suçsuz; basiretli ya da basiretsiz vb olamaz. Bu sebeple konuşma aralarına serpiştirilen; yerli yerince “haklısın” yanıtları tartışmanın hızını keser; olumlu duygu yansıması yaratır.
Sosyal ortamlarda; başkalarının yanında ve yalnızken sarf edilen övgü sözcükleri önemli bir referans noktası olabilir. Herkesin sevme sevilme; beğenme ve beğenilme ihtiyacı farklıdır ama mutlaka vardır. İlişki normal akışında ilerlerken buna ayrıca yer vermeye çalışmak gerekmez çünkü zaten içinizden gelir. Ve içinizden gelmesi en güzel olanıdır. Ancak ilişkide yaşanan bir araz varsa; başka olumsuz duygularımız karşımızdakinin güzel yaptığı şeyleri örter ve bize göstermez. Olumsuz her davranış ve tutum özelliğini de algıda seçicilikle ve olduğundan daha abartılı algılatarak toplar; biriktirir. Oysa kızgınlık; öfke vb duygusunu kaldırıp objektif baktığınızda mutlaka kayda değer olumlu bir yanı görebilirsiniz. Bu olumlu yanı dile getirmek; olumsuz duygunuzu bastırmak değil ama biraz askıya almak ilişkiye ve ilişki duygunuza çok iyi gelir. Zira kendimizi kollamak; karşımızdakini kollamaktan geçer.
Bu ve buna benzer bir takım duygu tedavisi ilaçları vardır. Ancak ilişki duygusu her şeye rağmen yerine gelmediğinde; iki tarafın da içinden kendileri; karşılarındaki ve ilişkileri için bir şey yapmak gelmediğinde; uzun zamandır bir kısır döngüye girilmişse; ilişki içinde anlayamadıkları bir soğukluk geziyorsa; bu ilişkiden sıkılmışlarsa; eski tatları yoksa ilişkinin bakıma girmesi gerekiyor demektir. Bir aile ve çift terapistinden destek almak gerekir.
“Herkes kendince haklıdır” bilgisi ile “hiçbir şey göründüğü gibi değildir” bilgisi birleştiğinde haklı; haksız; suçlu suçsuz; vicdanlı vicdansız vb tüm ayrımlar yumuşar ve etkinliğini kaybeder. Bu sebeple terapide de kimse suçlu; haksız; anlayışsız vs ilan edilmez. İlişkinin yararına; tedavi edici bir yöntemle ilişkiye bir süre eşlik edilip; eski tatlarının yakalanmasına çalışılır. Bir kez o tat var olmuşsa; tekrar yerine gelmesi için daima bir umut vardır.
Sevgiyle kalın…