Destek Sitesi platformunda Uzman olmak ister misiniz?

Uzman olmak için Şimdi başvurun.

Modern Hayatın Gücü Aileyi Yıkmaya Yeter mi?

Oluşturulma tarihi: 18.02.2025 22:05    Güncellendi: 18.02.2025 22:05
Büyük bir gururla kucağımıza aldığımız çocuğumuzu; anne dedi; baba dedi sevinçleri ile büyütmeye başlıyoruz. O bir gün para diyene kadar da oldukça keyifli bir süreç yaşıyoruz. Deneyimli yakınlarımızın “bu daha iyi günleriniz; hele bir büyüsünde görürsünüz” söylemlerine pek katılmıyoruz. Ne de olsa çocuğumuz büyüyüp kendi ayakları üzerinde durunca; yükümüzün azalacağına ; bir çok zorluktan kurtulacağımıza inanıyoruz.
Yürüdü; konuştu derken; çabucak okullu oluyor çocuğumuz. Bir telaş; bir heyecan içinde yeni rolümüze alışmaya çalışırken; gelecek kaygısı filizlenmeye başlıyor içimizde. Artık en büyük hedefimiz; çocuğumuzun iyi bir eğitim alması; popüler bir mesleği olması. Bu sayede rahat ve mutlu bir hayatı olacağına inanıyoruz.
Bu arada çocuğumuzda para demeyi öğrenmiş oluyor. Daha yakın zamanda bakkalda; markette “ne istersen alabilirsin” dediğimizde; bir sakız ya da bir gofretle yetinirken ; hızlı bir tüketiciye dönüşüvermiş çoktan. Bizi tüketim çılgını yapan; sistem çocuğumuzu unutacak değil ya. Tıpkı bizim gibi çocuğumuzun da imdadına kitle iletişim araçları yetişiyor. Filmler; diziler; reklamlar; paparazzi; facebook; televole yapımcıları ; bizi dinlendirmek; eğlendirmek için yanıp tutuşuyorlar.
Onlar; çocuğumuzu emek vermeden sahip olmaya; üretmeden tüketmeye programlarken; biz daha çok mücadele etmek zorunda kalıyoruz. Günlük telaşlardan öylesine yoruluyoruz ki; eve gelir gelmez televizyonun başına geçiyoruz. Ne de olsa ailemiz rahat etsin; bir eksiği olmasın diye tüm gün çalıştık; çok yorulduk. Bunca fedakarlıktan sonra “ sessiz olun; haber; film tartışma izliyorum demeye hakkımız vardır. Hele ayak altında dolaşan çocuklar hiç olmamalıdır. Onların dersleri yok mudur? Bir köşeye çekilip ödev yapmalıdırlar. Kendi nasıl yiyecek; giyecek; dershane; telefon; plazma parası kazanarak görevini yerine getirdiyse; çocukta sorumluluğunu bilmeli; ders çalışmalıdır.
İşte model olma rolümüzü unuttuğumuzu gösteren bu yaklaşımla; çocuğu için hep en iyisini isteyen fakat fark etmeden en kötüsünü yapan bir ebeveyne dönüşüyoruz. Okul yaşamının ilk yıllarında işe yarayan “öyle ol; böyle olma; onu yap; bunu yapma” uyarıları işlevini yitirince; “eskiden ne iyi bir çocuktu; ne oldu buna” diye korkmaya başlıyoruz. Ailece bir şey yapmayı; hafta sonları alış veriş merkezi dolaşmak olarak algılayıp; orada da uzlaşmayı başaramadığımız için; tartışarak dönünce; birlikte geçireceğimiz; paylaşacağımız zamanlar azalıyor. Sonra aynı tempo. Hafta boyunca “ sen odana git; ders çalış; oyuncaklarınla oyna; işim var; yorgunum; her şeyin var daha ne istiyorsun” diyerek yalnız bıraktığımız çocuklarımızı; dış dünyadan gelebilecek tehlikelere; daha önemlisi; iç dünyalarından kaynaklanan korkulara teslim ettiğimizi fark edemiyoruz.
Karşılanamayan her gereksinimin yarattığı boşluk bir şeyle dolmak zorunda olduğu için; modern hayatın aktörleri sahneye çıkıyor. Gerçek dünyanın güzelliklerini yaşayamayan çocuk sanal dünyadan beslenmeye başlıyor. Televizyon ve internet kabloları ile eve bağlanan çocuk dünyaya oyuncuların gözünden bakmaya başlıyor.
Devamlı oturan; çabuk sıkılan; sokakta yaşıtları ile oyun oluşturamayan; arkadaşları ile oynayamadığı için çevresini; arkadaşlarını anlama ve tanıma becerilerini geliştiremeyen; paylaşmayı bilmeyen; gittikçe asosyal; merhametsiz; kendi dünyasın da yalnız bireye dönüşüyor. Durumdan rahatsız olup; eleştiren ailesini; sınırsız özgürlüğünün önündeki engel olarak görmeye başlıyor. Gittikçe artan çatışma onu aileden kopma noktasına getiriyor. Ailelerin önemli bir kısmı çocuklarını on dört; on beş yaşlarında kaybetmeye başlıyor. Görünüşte aynı evde; gerçekte ayrı dünyalarda; birbirlerinden habersiz yaşamaya başlıyorlar.
Çocuklarının yarınlarından pişmanlık duymak istemeyen anne babalar; Daha ödemesini bitirmeden çöp olan yeniliklere yetişme sevdasından vazgeçip ailemize sahip çıkma zamanı çoktan geldi. Aksi halde modern hayat canavarı çocuklarımızı yutmaya hazırlanıyor.
Şimdi seçim zamanı. Çocuğunuzu büyütürken geçeceğiniz yolları; her anını paylaştığınız; birlikte büyüyeceğiniz; keyifli bir öğrenme sürecine mi dönüştüreceksiniz; yoksa katlanılması gereken bir yük; zahmetli bir yolculuk mu olacak?
İlksen Güzelcik
Psikolojik Danışman