Son yıllarda çok sayıda ölümle sonuçlanmış olması nedeniyle gündeme gelmiş olan Space Monkey (Uzay Maymunu) adlı oyun hem internetin tehlikeli kullanımının somut bir örneği olarak; hem de insan ruhunun karanlıklarının varlığının delili olarak bizleri üzerinde düşünmeye zorluyor. Ölümle sonuçlanabilen bir oyun; her ölümlüyü hem korkutacak; hem de cezbedecektir.
Aklımıza ilk düşüveren soruları yanıtlayalım:
Neden bir çocuk ya da ergen tehlikeli bir oyundan haz alır?
Bir ergen düşünceleri ya da mantığından çok dürtüleri ile hareket eder. Anne babanın zekice denetlemeleri tehlikeler karşısında koruyucu olabilir. Ancak; dürtülerini doyuramayan; istekleri fazlasıyla kısıtlanan bir ergen daha fazla dürtüsel; içinden geldiği gibi davranma eğilimindedir. Anne baba ne kadar çok engellerse; çocuğun risk ya da tehlikeli davranış eğilimi o kadar artacaktır. Sakınan göze çöp batması örneği gibi.
Uzay Maymunu oynamak için bir başka neden: Bir başkasının boğazını sıkıyorsunuz ve o insanın yaşamı sizin avucunuzun içinde. Bir çocuğun ya da ergenin kendisini daha güçlü ve önemli hissettiği bir başka an var mıdır acaba? Hele anne babası tarafından önemsenmiyor; sürekli eleştiriliyor; takdir edilmiyorsa.
Yaşamını geçici olarak arkadaşına emanet eden; boğazı ölesiye sıkılan kişi için mazoşist eğilimlerinin tatmini için eşsiz bir fırsat. Cezalandırılma gereksinimi karşılanıyor. Başka bir deyişle; bedelini ödeyerek günahlarından arınmış hissediyor.
Bir başka motivasyon: Gerçek yaşamın ağırlığından; çilelerinden ‘ölüm oyunu’na odaklanarak geçici de olsa uzaklaşmak. Oyun çocukluğu çağrıştırır ve de çocuklukta sorumluluklar; engellenmeler yok denecek kadar azdır.
Hem cellat hem de kurban için ölümle yaşam arasındaki ince çizgi üzerinde dans etmek güçlü bir adrenalin deşarjı yaratır. Böbrek üstü bezlerinin salgıladığı adrenalin enerji ve mutluluk verir.
Böyle bir oyunu internet ortamında paylaşma gereksinimi neden?
Arkadaşlarına; okul çevresine ne kadar korkusuz; ne kadar güçlü olduğunu ilan etme fırsatı olarak görebilir. Ne kadar ileri giderse; o oranda ilgi odağı olacaktır. Gerçek yaşamda oluşturulamayan sosyal çevre; sanal ortamdaki korkusuz ve pervasız denemelerle telafi edilmeye çalışılır.
İnsan doğasında varolan; engellendikçe güçlenen teşhircilik (göstermecilik) isteğinin gerçekleşmesi sanal ortam sayesinde oldukça kolaylaşıyor.
İşlek bir otobanda aracınızla ters yönde son hızla ilerliyorsunuz. Karşıdan gelen araçların sürücülerinin yüzündeki ifade; kaydettiğiniz bu görüntüyü izlettiğiniz arkadaşlarınızın cesaretinize olan hayranlığı size bir ayrıcalık sunmayacak mı? Arkadaş grubunun gündemine bu konu oturmaz mı?
Neden internet ortamı?
Gerçek yaşamın güçlüğünden; ağırlığından insanoğlu kaçma eğilimindedir. Kaçabilir de. Sanal ortama; internet ortamına kaçış oldukça risklidir. Her açıdan fazlasıyla engellendiğiniz; kısıtlandığınız dış dünyadan; hiç engellenmediğiniz; alabildiğine özgür iç dünyaya yelken açıyorsunuz. Ancak; vardığını sandığınız liman gerçek değil; bir yanılsamadan ibaret. Durum böyle olunca gerçek yaşamda savaşmak yerine; sanal olanı tercih ediyorsunuz ve gerçek çarpışmalar yerine sanal zaferlerin geçici hazzını yaşıyorsunuz.
İnternet bağımlılığı nedir?
İnsanoğlunun bilgiye ulaşma ve iletişim kurma kolaylığına karşın ödediği bir bedeldir internet bağımlılığı. İnternet amacına uygun kullanılmaz. Örneğin; yalnızca elektronik postasını kontrol etmek için bilgisayar başına oturan kişi saatlerce oradan kalkamaz. Tasarladığından çok daha uzun süre sanal ortamda kalır. Sorumlulukları aksar. Ders başarısı düşer. Evliyse aile yaşamı bozulur. Diğer birçok yönden zarar gördüğünü fark eder; ancak bir türlü bu alışkanlığından vazgeçemez.