DEPRESYON İLAÇLARI KULLANAN GENÇ DOKTOR. ATLAYARAK CANINA KIYDI
GENÇ DOKTOR ATLAYARAK İNTİHAR ETTİ
Esas sorunumuz samimiyet. İşte birkaç örnek:
HABER: Depresyon kurultayında açıklanan araştırma sonucu: “Psikiyatride 100 kişiden ancak 12’sine doğru teşhis konuluyor.”
TEPKİ: Çıt yok…
HABER: “Bitkisel gıda kullanan genç kız komaya girdi”
TEPKİ: Bitkilerin eczanelerde satılması için çalışma yapılacak
HABER: Kalp Profesörü: “Bu güne dek ilaçla iyileşen bir tek hasta görmedim.”
TEPKİ: Çıt yok…
HABER: Tıp Profesörü: “Kapitalist tıp sömürüyor. Aslında insanlar her devirde aynı sayıda ölmeye devam ediyor.”
TEPKİ: Çıt yok
HABER: “İntihar eden genç doktorun depresyon ilaçları kullandığı ortaya çıktı.”
TEPKİ: Çıt yok
Bu böyle uzayıp gider. Ancak benzer gerçeklik hiç değişmez.
GENÇ DOKTOR ATLAYARAK CANINA KIYDI
Basında yeni bir haber: “İstanbul’da genç bir doktor çalıştığı hastanenin 4. katından atlayarak canına kıydı.”
Tüm basın ve hekim arkadaşları sorunu “bir hasta tarafından şikayet edilme” meselesi üzerine yıkmaya çalıştı. Depresyon ilaçları kullandığı gerçeğini ise herkes ağız birliği etmişçesine görmezden geldi. Üstelik genç doktorla ilgili resmi bir şikayet kaydı da mevcut olmadığı halde. Bunu sağlık bakanlığı açıkladı.
GÖRMEZDEN GELİNEN VEYA ATLANILAN GERÇEK
Hani depresyon ilaçlarını kullanmayınca intihar riski vardı. Kullanıldığı halde gerçekleşen bu intihara ne diyeceksiniz! İstisna mı!
Kullanmayanlardaki sözde intihar riski de bir istisna değil mi peki! Adı üstünde kesin değil; risk! Her kullanmayan intihar etmediğine göre demek ki o olasılık da bir istisna! İkisi de aynı olasılık değerinde bir istisna olan şeylerden birisini sürekli telkin etmek; öbürü ortaya çıkınca görmezden gelmek ve suskunları oynamak neden!
Eğer bir ölüm bitkisel bir takviye ürünü yüzünden olsaydı ortalığı ayağa kaldırırdı birileri. Halk sağlığı için evet! Çok duyarlıyızdır millet olarak! Ama aynı ölüme ilacın yol açmış olabilme olasılığını ağzımıza pek almayız. Tek kusurumuz budur!
(Not: Bu ölümde “şikayetten olmuş” diyerek meseleyi bakanlığın uygulamasına yıkayarak aba altından siyasi; bitkisel nedenli ölümlerde de bu iyi bir fırsat diyerek üstü örtük ticari savaş vermek de diğer kusurlarımızdır)
Kan dondurucu diye tabir edilen birçok cinayet yaşanır ülkemizde. Çoğunun içinde “katil psikolojik tedavi görüyormuş” haberi geçer.
Düşünsenize: Tedavi görürken yahut tedavi gördükleri halde cinayet…
Kimse sorgulamaz; bu nasıl tedavi diye.
Kimse sormaz; bu kişiler katil yapılı ruhları için mi tedavi görüyordu yoksa tedavi adı altında salt antidepresan odaklı bir yardım alarak beyin kimyaları alabora oldu da o yüzden mi böyle birden kontrolden çıktılar diye.
Sorgulanmaz çünkü maazallah ucu ilaca falan dokunursa ilacın; haliyle koca bir sektörün toplumdaki prestiji sarsılabilir!
“Aslında böyle bir şeyi yapacak birine benzemiyordu” denilen bir çok kişi nasıl oldu da aniden canavarlaştı diye kimse sormaz; evet!
Yapmaz demeyin; bu ilaçların bir kısmının prospektüsünde intihar riskini artırabilir diye açıkça yazar. Yine de ekmek peynir gibi verilir. Hem de çoluk çocuklara dahi. İçe kapanığına da aynı; dışa çok dönük olanlarına da... Sihirli bir iksir ne de olsa. Kiminin fazla dışa dönüklüğünü içe çevirir; kiminin içe kapanıklığını dışa doğru açar…
Gıda ya; mutlaka alınmalı. Doktor kontrolünde ya; sorun olmaz. Doktor her hastanın başında nöbet bekliyor çünkü… Evinde balkondan falan atlamak isterse hasta; doktoru hemen yakasından tutar. Çünkü dedik ya; doktorun kontrolünde ne de olsa! Doktor kontrolü varsa ilacın içinde açıkça yazılan “intihar artırıcı yan etkisi” bir anda şifaya dönüşür! Yeter ki doktor kontrolü olsun! İçinde yazana bakmayın!
SONUÇ
Mızrak çuvala biraz daha sığmasın; fahiş ilaç kullanımının toplum nezdindeki tutunumu iyice bir tamamlansın; sonra kenarından bucağından bir düzenleme yaparız belki.
Daha erken… Daha yeterince mağdur yok… Mevcut tablo henüz kafi değil.