“Pozitif” terimi; genellikle ahlaki bir kategori olarak kullanılır ve “pozitif” olarak tanımlanan değer yargılarına bakılmaksızın; iyi ile kötü için standartlar koyan değer sistemlerine dayanır. Bu; pozitif aile terapisinin incelediği bir ilişki sistemidir. Burada “pozitif” ek bir anlam kazanır: orijinal kullanımında olduğu gibi pozitif sözcüğü; gerçek olan; verilmiş olan anlamını taşır. Gerçek ve belirli şeylerin; mutlaka çatışmalar ve karışıklıklar olması gerekmez; bunlar her insanın doğasında bulunan yetenekler de olabilir.
Geleneksel görüşe göre; hastalık terapistle hasta arasında bulunur:
Geleneksel Yaklaşım
Terapist
Hastalık
Hasta
Hastalık yerine; hastanın iyileşme gücüne yoğunlaşır yoğunlaşmaz terapistle hasta arasındaki ilişkilerin yeni bir özellik kazandığını görürüz:
Pozitif Yaklaşım
Terapist
Yetenekler
Hastalık
Hasta
Yeni doğan bir insan boş bir sayfa gibi değildir; mutlaka bir mecaz kurmamız gerekiyorsa; onun okunmamış ya da okunamayacak bir sayfa olduğunu söyleyebiliriz. Kişinin gelişimini temel teşkil eden yetenek ve imkanların olgunlaşması gerekir; çevreden yardım alması gerekir.
Yetenekler kendi varlıklarını başarıyla kanıtlayıncaya dek kişi onları fark etmez. Bu;siyah bir karıncanın gece vakti siyah bir taşın üzerinde oturmasına benzer. Onları göremezsiniz; ama oradadırlar. Zaman gelince varlıklarını gösterirler. Herkesin böyle yetenekleri vardır. Bedenin durumuna; yaşanan çevreye ve zamana bağlı olarak gerçekleşen gelişim sürecinde kendilerini belli ederler. Koşullar bu yeteneklerin gelişimini destekleyebilir de engelleyebilir de.
POZİTİF AİLE TERAPİSİNİN 6 TEMEL GÖRÜŞÜ
- Kendi Kendine Yardım: Pozitif Aile Terapisi; gerçek ve varolan anlamını taşıyan “positum” kelimesinen gelir. Bir aile içindeki gerçek ve varolan tek şey hastalıklar ve çatışmalar değildir. Aile çatışmalarla başetme kapasitesini de içinde barındırır. P.A.T. yaklaşımında kişi hasta rolünü bir kenara bırakıp;kendisi ve çevresi için terapist olur.
- Evrensel Karakter: P.A.T. hastalık durumunu bireyin basit bir özelliği olarak ele almaz. Hastalık; aynı zamanda kişinin aile ve toplum ilişkilerindeki niteliğin bir yansımasıdır. P.A.T. tüm rahatsızlıklara temel bir bakış açısı sunar.
- Kültürlerarası Yaklaşım: Kültürlerarası düşünce P.A.T. için ana prensiptir. Bu yaklaşım kişiyi hem birey hem de bir toplumun üyesi olarak değerlendirir. Her insan büyüdüğü kültürel bütün içinde yer alır. Ama aynı zamanda yetiştiriliş biçiminin sonucu olarak kişisel alanına da sahiptir. Bu durum kişinin hemcinsleriyle arasında sosyo-kültürel sorunlara yol açabilir.
- İçeriğe Bakış: P.A.T.; “İnsanların ortak yönleri ve ayrıldıkları noktalar nelerdir?” sorusuna cevap vermeye çalışır. Bu yanıtı verebilmek için terapi; çatışma içeriklerinin dökümünü oluşturur. Bu çatışmalar bireyin kendi içinde de toplum ve ailesiyle olduğu kadar kuvvetlidir. Çatışma içerikleri P.A.T. için kullanılan tedavi edici araçların temelini oluşturur.
- Metateorik Yaklaşım: P.A.T. içerikten yola çıktığı için çeşitli medot ve yaklaşımların birbirin tamamlayarak kullanılabileceği farklı bir kavram sunar.
- Aile Bağlarının Göreceliği: P.A.T. tedavi edci düşüncenin özel bir formudur. Aile merkez alındığı halde terapi kendini salt aile ile sınırlamaz. Daha çok aile fertlerini birey olarak değerlendirir ve sosyal faktörleri de tedaviye katar.
Eğer P.A.T yaklaşımını tüm sosyal ilişkilerin (toplumlar; insanlar; uluslar ve kültürel çevreler) alanına uygularsak; ekonomik faktörlerin yanısıra; insanların birbirleriyle somut ilişkilerini yönlendiren nedenlere odaklanmış bir sosyal teori geliştirebiliriz.
TEMEL YETENEKLER
İnsan etkileşimlerine bir çatışma potansiyeli kazandıran davranış kalıpları; toplumsal normlar aracılığıyla tanımlanabilir. Bunlar: dakiklik; temizlik; düzenlilik; itaat; nezaket; dürüstlük; sadakat; tutumluluk; adalet; hırs; başarı; güvenilirlik; çalışkanlık; sevgi; örnek olma; sabır; zaman; ilişki; cinsellik; güven; inanç; ümit; vefa; kuşku; kesinlik ve birlik. Bütün bu davranışlar gerçek yetenekler olarak adlandrılır.
İkincil Yetenekler: Bilginin ve bilme yeteneğinin iletilmesini ifade eder. Bunlar bireyin ait olduğu toplumsal grubun normlarını yansıtmaktadır. İkincil yetenekler şunları içermektedir: dakiklik; temizlik; düzen; itaat; nezaket; dürüstlük; tutumluluk; adalet; hırs; başarı; güvenilirlilik; kesinlik; çalışkanlık.
İkincil yetenekler; günlük tanımlamalar ve değelendirmelerde; arkadaşların birbirlerni yargılama şekillerinde önemli bir rol oynamaktadır.
Kişi; ikincil yeteneklerdeki bozukluklaın yarattığı büyük titreşimleri ancak duygusal ilişkiler sayesinde anlayabilir. Birincil yetenekler ikincil yeteneklerin ifade aracılığıdır.
Birincil yetenekler; sevme yetisiyle ilişkilidir. Doğumdan itibaren; başka insanlarla temas kurma yoluyla oluşurlar. Birincil yetenekler şunları kapsamaktadır: sevgi; sabır; örnek olma; zaman; temas; cinsellik; güven; inanç; ümit; vefa; kuşku; kesinlik ve birlik.
Birincil yeteneklerden söz ederken; bunların ikincilerden daha önemli olduğunu ima etmiyoruz. “Birincil” terimi; bu yeteneklerin duygusal; egoya yakın olaylarla ilgili olduğu gerçeğini yansıtmaktadır. Birincil yetenekler; üzerlerinde ikincil yeteneklerin yapılandığı temellerini ifade etmektedir. Diğer taraftan; birincil yeteneklerin ikincil yetenekler üzerinde güçlendirici bir etkisi vardır.
İkincil ve Birincil Yeteneklein Farklılaşma Analizi Envanteri
İkincil Yetenekler
Birincil Yetenekler
Dakiklik
Sevgi – duygular
Temizlik
Örnek olmak
Düzen
Sabır
İtaat
Zaman
Nezaket
Cinsellik
Dürüstlük- açıklık
İlişki
Bağlılık
Güven
Adalet
Kendine güvenmek
Hırs- başarı
Ümit
Tutumluluk
İnanç-din
Güvenilirlilik
Şüphe
Kusursuzluk
Kesinlik
İnsaflık
Birlik
Gerçek yetenekler listesi daha da uzatılabilir; fakat bu ikincil ve birincil yetenekler genellikle kişiler arası ilişkilerde meydana gelen davranış alanlarnı teşkil eder. Gerçek yetenekler kişinin gelişimini; onun toplum içindeki yerini nasıl tayin edeceğini de etkiler. Her iç ve dış çatışma; gerçek yetenek kavramıyla tanımlanabilir. Her gün bunların etkileriyle hem kişisel hem de ortak alanlarda karşılaşıyoruz: bir evlilik gündeme geldiğinde ya da dağıldığında; bir arkadaşlık bozulduğunda; biri işten atıldığında; gruplar veya kişiler arasındaki ilişkiler çatışma potansiyeli oluşturduğunda; karşımıza gerçek yetenekler çıkar.
İkincil ve birincil yetenekler yani gerçek yetenekler; sadece terim ya da rastgele olgular değildir. Özel insani yetenekler gibi; onlar da toplumsallaşma süreci sırasında biçimlenir; iyice ortaya çıkar ve çok geçmeden etkin bir şekilde kullanılacak hale gelirler. Bunlar kişiliğin birer ögesidir.
Gerçek yeteneklerin iki işlevi vardır: - tanımlamalar yapmak
- insan davranışlarına ait kapsamlı bir envanter elde etmek için kategoriler sunmak.
Pozitif Aile Terapisi kavramı; istisnasız her insanın-gelişim evresine bakılmaksızın- iki temel yetiye sahip olduğu görüşüne dayanır: bilme yetisi ve sevme yetisi. Bu iki yeti; her insanın gerçek doğasında vardır.
a) Bilme Yetisi (Algı):
Her insan gerçekle bağlantılı olan şeyleri keşfetmeye çalışır. Ağacn niye büyüdüğünü; güneşin neden parladığını; neden hastalılar ve üzüntüler olduğunu sorgular. Kendisinin aslında ne olduğuyla;nereden geldiğiyle; nereye gittiğiyle ilgilenir. İnsanın bu tür sorular sorması ve bu soruların yanıtlarını araması; bilme yetisidir. Eğitimsel olarak; bu yetenek bilginin iletilmesine dayanır. Bilme yetisi; öğrenme ve öğretme; yani keşif yapma ve bunları başkasına aktarma gibi iki tamamlayıcı yeteneğe ayrılır. Öğrenme yetisinden; dakiklik; düzen; temizlik; nezaket; dürüstlük ve tutumuluk gibi ikincil yetenekler gelişir.
b) Sevme Yeteneği:
Bilme yetisi başarı ve başarsızlıkla; tatmin ve yadsımayla; herkesçe bilinen tüm deneyimlerle bağıntılıdır. Çocuk okulda yeteri kadar başarılı olamadığı zaman okula gitmek eğlenceli bir iş olmaktan çıkar. Ödev yapmayı başarısızlıkla ilişkilendirdiği için tembel bir öğrenci olur. Elbete ebeveynler de çocuğun başarısızlığına karşı kayıtsız kalmazlar. Fakat; genellikle; bunun tersi olur: pozitif başarı tüm atmosferi değiştirebilir. Bu; sözcüğün dar anlamıyla yalnızca başarıyı değil; ikincil yetenekleri de işaret eder.
Öğrenme yetisinin farklı alanlarına karşı nasıl tutum alınacağına; nasıl tepki verileceğine insanın duygusal dünyası karar verir. Burada özellikle iki unsur önemlidir: duygusal bağı aktif olarak ele alma yeteneği (sevmek) ile duygusal özeni kabul etme yeteneği (sevilmek). Bunun sonraki gelişiminde; sevme yetisi aşk; sabır; zaman; temas; güven; umut;inanç; şüphe; kesinlik ve birlik gibi birincil yetenekler ortaya çıkar.
Yetenekler; hemen gözlemlenebilir veya ölçülebilir değildir. Onlar öncelikle başarı olarak ortaya çıktıklarında anlaşılabilir. Her insanda bu yetenekler vardır. İnsanın gelişimi süresince şekillenip şekillenemeyecekleri; insanın vücudunun; çevresinin ve içinde yaşaığı zamanın destekleyen veya bastıran şartlarına bağlıdır. Bu yetenekler insanın pozitif varoluşunun bir parçasıdır. Bunları içinde bulunduğumuz anda göremesek de gerçekte vardırlar. Bu anlamda; pozitif yöntem; kendimizi ve hemcinslerimizi içinde bulunduğumuz zamanda olduğumuz gibi kabul etmek anlamına gelir. Ama aynı zamanda onların ne olabileceğini de görmek gerekir. Bunun için önce kişiyi hastalıkları ile birlikte kabul edebilmeliyiz ki ondan sonra onun henüz bilinmeyen; saklanmış ve hastalığından etkilenmiş yetenekleri ile temas kurabilelim. Bu yönteme verilebilecek bir örnek de ebeveyn ve çocuk arasındaki ilişkidir. Çocuğun dişleri çıkmamıştır; yürüyemez ve konuşamaz ama buna rağmen anne ve babası; çocukları zamanı geldiğinde tüm bunları başaracakmış gibi davranırlar.
Yalnızca kusurlara; zorluklara; problemlere ve hastalıklara değil; rahatsızlıklarla başetmemizi kolaylaştıran varolan yeteneklere de odaklanmaktır.
DÖRTLÜ MODEL BOYUTLARI
Ebeveyn-Kardeşler Çocuk
Ebeveyn birbiriyle
Ebeveyn-Çevre
Ebeveyn-Din
Ben
Sen
Biz
Asıl Biz
TEMEL ÇATIŞMA
(Etkili İlişkiler)
GERÇEK ÇATIŞMA
(Etkili İlişkilerin Yapısı)
Çatışmayı anlamak için; onun altyapısın ve içerdiği kavramları da anlamak gerekir. Kişilik gelişimi; büyük ölçüde insanın kurduğu ilk sosyal bağlar ile damgalanmıştır. Kişinin neden bazı ilişkileri tercih edip diğerlerini reddettiğini saptamak için model boyutunu kullanmanın önemli olduğunu gördük. Bu konuyla ilgili bilgiler şöyledir:- İlişkin kişilerin (anne ve baba) ve kardeşlerin (veya diğer oyun arkadaşları) çocuk (“Ben”) ile olan bağları.
- Anne babanın birbiriyle olan ilişkisi (“Sen”).
- Anne babanın çevreyle olan ilişkisi (“Biz”).
- Anne babanın dinle ve kendi felsefik yaşamıyla olan ilişkisi (“Asıl Biz”)
Gerçek çatışma; Kişinin işindeki aşırı talepler; evlilik sorunları; ebeveyn ve çocuklar arasındaki problemler; vb. gibi sorunları içeren gerçek problemler tarafından üretilen çatışma ortamlarını ifade eder. Bu çatışma ortamları aynı zamanda varolan şiddetli bir semptomu başlatır.
Temel çatışma: Gerçek çatışma şans eseri meydana gelmiş gibi birdenbire olmaz. Gerçek çatışma çok yavaş gelişir ve snunda ailenin ya da üyelerinden birinin hassasiyetinin psikolojik veya fiziksel bir hastalık haline geldiği eşiğe ulaşır. Bu durum daha çok bardağı taşıran son damlaya benzer. Yalnızca gerçek çatışmayı başlatan son damlayı değil; aynı zamanda bardağı doldurmaya başlayan diğer damlaları da araştırırız. Bu kişinin gelişimini ilk çocukluk yıllarına dek ve aile içindeki gelişimsel şartları mümkünse birkaç nesil öncesine kadar araştırmak anlamına gelir.
Temel çatışmayla başlayarak; kişilik yapısındakileri olduğu kadar; ailedeki çatışma hassasiyetlerini de anlayabiliriz. PAT’ye göre temel çatışmadaki ana elemanlar kişilikle ve aile kurallarıyla sıkı sıkıya bağlı kavramlardır. Bu kavramlar aynı zamanda çatışmaya karşı bir eğilimi de temsil ederler. Kavramlar bireyin gelişiminin ilk safhalarında edinildiği için; onlara temel kavramlar deriz. Bireyin yaşamında bunlar; çeşitli değişik şekillerde meydana çıkan bir temadır. Bu nedenle PAT tüm kişiliği değil; yalnızca kavramları ve sonra da temel kavramları yeniden şekillendirmeye çalışır. Böyle yaparak; yalnızca bireyin içindeki tedavi yöntemine odaklanmamış oluruz.
Temel çatışma olarak tanımladığımız dörtlü model boyutları; kişinin aile içindeki ve onun ötesindeki ilişkilere ışık tutar. Kişi hem diğer insanlarla olan deneyimlerini hem de bu deneyimlerin simgelediği modelleri birleştirir. Bu model ilişkisi; temel ve gerçek çatışmalar olarak ayrı ayrı tanımlanabilir ama uygulmada her iki modeli birbiri üstüne yansıtıp tek bir model olarak tanımlarız.
Dörtlü model boyutları; çatışmayla başetmenin dört alanı ile örtüşür. Özellikle; “sosyal ilişki kurma (temas)” teması ve “Sen-Biz” ile olan ilişki arasında; hayal kurma ve “Asıl Biz” ile olan ilişki arasında karşılıklı ilişki söz konusudur.
Dörtlü model boyutları her kişide ilişkilerini geliştirmesi için varolan yeteneklerdir. Bunlar; orijinal ailenin kendi modelleri aracılığıyla keşfedilen; “Ben”; “Sen”; “Biz” ve “Asıl Biz” ile olan ilişkileri kapsar.
Çocuk ve anne-babası arasındaki ilişki hakkında bilgi edinebilmek için; kişiye anne babasından hangisinin ona daha çok zaman ayırdığını; hangisinin daha sabırlı olduğunu ve hangisini kendisine örnek (model) aldığını sorarız.
Anne-baba ve kardeşlerin benle ile olan ilişkileri
Anne
Baba
Zaman
Sabır
Model
Dörtlü model boyutlarının hızlı bir değerlendirmesini yapmak için; her alandaki tepkiler öznel değerlerine göre artı veya eksi olarak işaretlenir. Sabır; zaman ve modelin farklılaşması dörtlü model boyutlarının yanına eklenir. Aile terapisinde bu yöntem; aynı şekilde diğer aile üyelerinin değerleini ekleyerek farklılaştırılabilir.
Bu işaretleme sistemi; - Duruma genel bir bakış kazanmamızı kolaylaştırır.
- Terapiste hatırlatma aracı olarak hizmet eder.
- Aile üyelerinin kendilerini bunaltan durumu daha iyi anlamalarını sağlar.
Başlangıç soruları:
- Çocukken kendinizi kime daha yakın hissederdiniz? (Anne; baba; büyükanne; büyükbaba vs)
- Anne ve babanızdan (veya diğer önemli kişilerden) hangisi size daha çok zaman ayırıyordu?)
- Anne ve babanızdan hangisi daha sabırlıydı yani hangisi daha geç sinirlenirdi?
- Kendinize kimi örnek alırdınız?
- Çocukken size adil davranıldığını düşünüyor musunuz? (örneğin kardeşlerinize iltimas geçilir miydi?)
- Bugün anne-babanızın evliliğini nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Anne ve babanızdan hangisi daha açık fikirliydi?
- Anne ve babanızdan hangisi dini ve felsefik sorularla daha ilgiliydi?
FARKLILAŞMA ANALİZ ENVANTERİ
Aşağıda insan ilişkilerinde çatışmaların nedenleri olabilecek; günlük yaşantıda oldukça etkili olan 18 özellik-gerçek kapasiteler verilmiştir. Sizden istenen kendinizi ve eşinizi bu özelliklere verdiğiniz öneme göre değerlendirmeniz. Değerlendirmeyi; lütfen “siz” ve “eşiniz” bölümleri altına aşağıda belirtilen ölçütleri kullanarak yapınız.
1- Çok fazla önemli 3- Az önemli 5- Az önemsiz 7- Çok önemsiz
2- Önemli 4- Ne önemli ne önemsiz 6- Önemsiz
Gerçek Yetenek
Siz
Eşiniz
Söylemek istedikleriniz- Dakiklik
- Temizlik
- düzenlilik
- İtaat
- Nezaket
- Dürüstlük
- Sadakat
- Adalet
- Gayret/ Başarı
- Tutumluluk
- Güvenirlik
- Sevgi
- Sabır
- Zaman
- Güven / Umut
- Temas (Sosyal İlişki)
- Cinsellik
- İnanç
ÇATIŞMAYLA BAŞETMENİN DÖRT ŞEKLİ VE BUNLARIN İŞLEYİŞİ
Tüm kültürel ve sosyal farklılıklara; her bireyin kendine özgü olmasına rağmen; herkesin dört farklı yöntemle çatışmalarıyla ilgilendiği görülür. Bir problemimiz olduğunda; mutsuzken; sorumluluklarla ezilmiş veya yanlış anlaşılmış hissetiğimizde; devamlı gerilim içinde veya anlamsız yaşadığımızı düşündüğümüzde; bu durumları aşağıdaki şekillerde ifade ederiz. Bu dört farklı yöntem; öğrenme ve bilmenin dört faklı şekliyle de ilgilidir. Bunlar bizim; kişinin kendisini ve çevresini nasıl algıladığını ve gerçekliği ne şekilde değerlendirdiğini görmemizi sağlar.
1. Beden (duyular aracılığıyla)
2. Başarı ( akıl aracılığıyla)
3. İlişki kurmak ( gelenekler aracılığıyla)
4. Hayal kurmak (sezgi aracılığıyla)
Beden; Duyular
Akıl; Başarı
Gelenek; İlişki kurmak
Sezgi; Hayal; Gelecek
Denge Modeli
Örnek: baba; işine sığınarak tepki verir ( başarı); anne; içine kapanıp; sosyal ilişkilerden kaçarak tepki gösterir (ilişki kurmak); çocuk fiziksel şikayetlerle tepki gösterir (beden). Bu değişik tepkiler iletişim problemlerine neden olur.
Her insan başgösteren sorunları kendi geliştirdiği tercihler doğrultusunda halletmeye çalışır. Çatışmayı çözmede kullanılan bir yöntemin aşırı öne çıkmasıyla diğerleri geri planda kalır. Belli bir yöntemin seçimi; büyük ölçüde kişinin özellikle çocukluğundan kaynaklanan öğrenme deneyimlerine dayanır.
Çatışmayla başetmenin dört şekline genel yönelmeyi belirleyen sorular:- Sorunlarınız olduğunda nasıl tepki gösterirsiniz?
- Bedeninizle mi?
- Başarılarınız aracılığıyla mı?
- Başkalarının yardımını isteyerek mi?
- Hayal kurarak mı?- Hangi cümle sizin için geçerli?
- “Gördüğüme inanırım”
- “Anladığıma inanırım”
- “Bana aktarılana inanırım örneğin annem babam tarafından”
- “Bana kendiliğinden olan şeylere inanırım”
- Evdeki slogan neydi? Örneğin
- “Yemek; içmek bedenle ruhu bir arada tutar”
- “Bir şey yapabilirsen birisi olabilirsin”
- “İnsanlar ne der?”
- “Tanrı her şeyi halleder”
BEDEN / DUYULAR
GELECEK / SEZGİ
HAYAL
BAŞARI
BAŞARI
Jale ATAŞALAR – Seza KAYIŞ
Aile Terapisi İleri Eğitimi
31 Mart-3 Nisan 2005 BAKIŞ - İSTANBUL
İLİŞKİLER / GELENEK
Jale ATAŞALAR – Seza KAYIŞ
Aile Terapisi İleri Eğitimi
31 Mart-3 Nisan 2005 BAKIŞ - İSTANBUL
ÇOCUK YETİŞTİRME BİÇİMLERİ
- İkincil Tip: Birincil yeteneklere yeteri kadar önem vermemek ve ikincil yeteneklere aşırı önem vermek.
Gelişim: İkincil yetenekler eğitimde ön planda yer alır. İnsanlar en kısa zamanda çocuğun başarı; düzen; dakiklik; temizlik; tutum gibi sosyal beklentileri karşılamasını sağlamaya çalışmak konusunda birleşmektedir.
İnsanların tipik tepki verme şekilleri:
“Başarılı olduğum sürece değerliyim.
Hiçbir şeye değil; sadece kendi başarıma güvenebilirim.
Her şeyi kendim yapabilirim.
Başkasının yardımına ihtiyacım yok.
Bırak başkaları senin için çalışsın.”
Bu tarz bir eğitimde; adaletin sevgiye üstünlüğü vardır.
İnsan tipleri: “başarı ve prestij” tipi; arkadaşlarını sadece kendi ihtiyaçlarını karşılayan nesneler olarak gören “nesne” tipi; çoğunlukla takıntılı davranışlara bağlı olan “mükemmeliyetçi”; “takıntılı” kişi ve din aleminde entellektüel karşıtlık ve bağnaz batıl inançlar gelişir.
- Birincil Tip: İkincil yeteneklere yeteri kadar önem vermez ve birincil yeteneklere aşırı önem verir.
Gelişim: Birincil yetenekler; eğitimde baskın rol oynarlar. Burada çocuğa yakın insanlar; tüm zorlukları ortadan kaldırmaya çalışırlar. Böylece çocuk; tüm yük ve sorumluluktan kurtulur. Yetiştirilirken çocuktan pek fazla şey istenmemesi karakteristiktir; gayret sarfetmesi gerekmemiştir.
İnsanların tipik tepki verme şekilleri;
“Bunu tek başıma yapamam.
Başkaları bana yardım etmeli.
Yardım almazsam her şey biter.”
Bu tarz bir eğitimde sevgi adaletten üstündür.
İnsan tipleri: acı çeken; alçakgönüllü; neşe-kaçıran; “saf-dindar”tip; fanatik ve pasif beklenti tipi (cinsellik ve başarı alanlarında). Tüm bunların içinde pasif beklenti davranışı baskındır. Kişi; ebeveynlerinin yaptığı gibi sorunları kendi adına başkalarının çözmesini bekler.
- Çift-Bağlı Tip: Çocuğa yakın olan bir ya da daha fazla kişi tarafından birincil ve ikincil yeteneklere rastgele önem verilir.