Laparoskopi; ürolojik cerrahide yaygın olarak kullanılmaktadır.
Bir çok hastalıkta mikroskopik büyültme ile yapılan klasik ameliyatlar hala altın standart tedavidir. Laparoskopi robot yardımlı veya yardımsız uygulanabilir her iki teknikte de kesi ve giriş tekniği aynıdır. 0;5 mm ile 1 er cmlik 3-6 kesi ile yapılır. Açık cerrahide biraz daha fazla kesi yapılır; bir çok hasta için zaten bu kesi de sorun teşkil etmemektedir. Onkolojik cerrahilerde cilt kesisi değilde tümörün cerrahi kontrolü önemlidir. Bir çok operasyonda açık cerrahi ve laparoskopik cerrahinin (robot yardımlı veya yardımsız) kanser kontrolü ve fonksiyonel başarı arasında fark yoktur.
Laparoskopik cerrahi günümüzde daha az hastanede kalış; hızlı yara yeri iyileşmesi; nedeniyle tüm dünyada ivme kazanmıştır. Laparoskopi robot yardımlı veya yardımsız cerrahinin hastaya onkolojik açısından ek bir kazancı yoktur. Standart laparoskopik işlemde ilk olarak karında karbondioksit insüflasyonu ile pnömoperitoneum oluşturulur.
Geleneksel laparoskopik girişimler her biri 0;5–2 cm uzunluğunda olabilen üç-altı veya daha fazla deri insizyonunu gerektirir.Görüntüleme laparoskop adı verilen teleskop sayesinde sağlanır. Cerrah ameliyat sahasını 7-12 kat büyütme sayesinde yeterli ayrıntıda görür. Standart laparoskopide 3 D görüntü sağlanması için 3D gözlük ve teleskop kullanılılabilir.
Zaman içerisinde tatbik edilen trokar sayıları azaltılmaya çalışılmış; oldukça başarılı olunmuştur. Teknolojinin ilerlemesi ile tek giriş deliğinden de yapılabilir hale gelmiştir.
Laparoskopik cerrahi sırasında daha sınırlı vücut duruşu ve açık cerrahi sırasında oluşan doğal değişikliklerin sınırlanması nedeni ile cerrahta yorgunluğa neden olur. İlk olarak 1902 yılında Alman cerrah George Kelling kendi geliştirdiği yöntemle köpeklerde “batın içerisini endoskopik olarak görüntülemiş” ve bunu takiben 1911 yılında yine Alman cerrah olan HC Jacobeus 80 vakalık ilk tanısal amaçlı laparoskopi sonuçlarını yayınlamıştır. Laparoskopinin; tereddütle bakılan girişimler olması nedeniyle kabul görmesi hayli zaman almış; hararetli tartışmaların yaşandığı 80’lerde; kulanım alanına girmesi hiç de kolay olmamıştır. Birçok cerrah bu toplantıda tekniğin çok tehlikeli ve gereksiz olduğunu ifade etmekten çekinmemiştir. 1980 lerin ortasında; cerrahi topluluk “minimal invaziv tedavi” dönemi için hazır değildi. Erich Mühe; ölümünün ardından geleceğe yol açan cerrah olarak anıldı.