Destek Sitesi platformunda Uzman olmak ister misiniz?

Uzman olmak için Şimdi başvurun.

Aile İçi Şiddet ve Dayak

Oluşturulma tarihi: 18.02.2025 21:55    Güncellendi: 18.02.2025 21:55
Dayak yiyen değil atan zavallıdır


Kalabalık bakkalın içinde küçük kız her gördüğüne uzanıyor; alabildiklerini eline alıyor alamadıklarını ise yerlere saçıyordu. Annesi engellemeye çalışmak için kızını bir kaç kez uyardı. Kızı onu dinlemiyordu. Kızını kontrol edemiyordu. Anne kendini çaresiz hissetti. Çaresizliği takip eden öfkesi giderek artarken kızının eline hızlıca vurdu; “sana yapma dedim.” Kızına ilk defa vurmuştu. Küçük kız şaşırararak bir eline bir de annesine baktı. “Ama acıdı!” Küçük kız o gün dayakla tanıştı.


Dayak atan kişilerin ortak bir özelliği vardır; kontrolü kaybettiklerini düşündüklerinde; istediklerini yaptırtabilmek için güçlerini göstermekten başka yöntem bilmezler.

Yukarıda söz edilen annenin çocuğunun davranışını kontrol etmek istemesi gibi; sevdiği kadını döven erkek de kadını kontrol etmek istediğinde gücünü göstermekten başka yöntem bilmez. Anne ile koca davranışı arasında fark var gibi algılansa da aslında ikisinin de amacı dayak ile davranışa yön vermeye çalışmaktadır. İkisi de dayağı bir iletişim yöntemi veya disiplin aracı olarak kullanmaktadır.


Pozitif iletişim bir beceridir ve çocuklukta öğrenilir. İlişkilerinde şiddet kullananların büyük bir çoğunluğu çocukluğunda şiddete maruz kalmıştır. Dayak atan kişi isteklerini; duygularını ifade etmenin ve fiziksel gücünü kullanmadan iletişim kurmanın yolunu öğrenememiştir. Negatif duygularıyla nasıl başedeceğini; dürtülerini nasıl kontrol edeceğini bilemez. Bu nedenle; aslında; eksiktir; güçsüzdür; zavallıdır.


Erkekler; ilişkilerinde kadınlara oranla daha fazla siddet uygular. Şiddet uygulayan erkek toplumun her kesiminde karşımıza çıkar. Zengin; fakir; okumuş; okumamış; doğulu; batılı; yaşlı veya genç olmak erkeği şiddetten muaf tutan özellikler değildir.


Şiddet uygulayan erkeklerin özellikleri


Şiddet uygulayan erkeğin başka ortak özellikleri de vardır. Sevdiği kadını hep kontrol altında tutmak ister. Kadının arkadaşlarıyla; akrabalarıyla vakit geçirmesini istemez. Bazı erkekler ise kadının çalışmasına; okula gitmesine izin vermez. Sadece kendisine bağımlı olsun ister. Başkalarıyla vakit geçiren kadının güçleneceğinden korkar. Bunun altında ise terkedilme ve yalnız kalma korkusu vardır.


Kadınların sosyal ortamlardaki davranışlarını; çoğunlukla yanlış olarak; negatif algılar. Yanındaki kadın; örneğin; başkası ile konuşursa; onunla flört ettiğini düşünürken aslında en derinde hissettiği; yine; terkedilme korkusudur. Sevdiğine fazlasıyla bağımlı olan bu erkek; kadının ilgisine her daim muhtaçtır. Kadının ilgisi istediği ölçüde olmazsa veya azalırsa başkalarını kıskanır. Kıskançliğı öfkeye; öfkesi şiddete dönüşür.


Şiddet uygulamadığı zamanlar ise sevdiğini sürekli tehdit eder. Sevdiği kadını; çocuklarını veya akrabalarından birini öldüreceğini veya kendini öldüreceğini söyleyerek kadını korkutup davranışlarını kontrol etmeye çalışır. Bazen de davranışlarıyla kadını korkutmak; sindirmek için değişik taktiklere başvurur. Eşyalara veya kapıya tekme atar; ortada silah bırakır veya kadının evde beslediği hayvanına kötü davranır. Amaç kadını korkutarak; “bana itaat etmezsen sonun kötü olur” mesajını vermektir.


Şiddet uygulayan erkek; kadının kendisini kötü hissetmesi için sözlü istismara da başvurur. Kadını aşağılayarak; başkalarının yanında küçük düşürerek; küfrederek; hiç bir yaptığını beğenmeyerek; kendini değersiz hissetmesi; öz güveninin yok olması için elinden geleni yapar. Böylelikle kadın kendinde bir bozukluk olduğuna; hatalının kendisi olduğuna; kimsenin onu sevmeyeceğine; onu istemeyeceğine inanırsa terkedilme riskini azaltmış olur. Kadını güçsüz duruma düşürerek kendisini daha güçlü hissetmiştir.

Şiddet sonrasında ise yine kadını suçlu ve güçsüz duruma sokacak tatktikler uygular. Affedilemeyecek davranışlarının affedilmesi için ne lazımsa yapar. Şiddeti küçültmeye veya olmamış gibi davranmaya yeltenir; “çok büyütüyorsun” der. Veya “sen kaşındın; beni tahrik ettin” diyerek sorumluk almayı reddeder. O da işe yaramazsa; öfkesini; şiddetini değişik mazeretlerle açıklar. Kendi çocukluğuna suç atar; işte stresli bir gün geçirdiğinden yakınır veya kadının davranışlarının hatalı olduğuna kadını inandırmaya çalışır.


Şiddet çemberi


Şiddet müdahale edilmediğinde; durdurulmadığında kısır bir döngü içinde sürer durur. Şiddetin ortaya çıkışı ve tekrarı tipik olarak hep aynı rotayı izler:
Erkek kadına vurur; kontrolün kimde olduğunu gücüyle gösterir.
Ardından kendini suçlu hisseder ama vurduğu için değil; sonuçlarının kendisine zarar vereceğini düşündüğü için.

Suçluluk duygusuyla başedebilmek için bahaneler yaratır; karşısındakini suçlar ve davranışları için sorumluluğu kabul etmez.

Hiç birşey olmamış gibi davranmaya yeltenerek sevdiğini kendisine yakın tutmaya çalışır. “Balayı” denilen bu dönemde kadına normalden de iyi davranarak onun gönlünü kazanmaya çalışırken; bu “huzurlu” dönem kadında erkeğin değiştiğine dair umut verir. Çok geçmeden erkek tekrar kadın hakkında “patolojik” boyutta düşünceler üretmeye başlar. Kadının nereye gittiği; kiminle konuştuğu; kadının yaptığı davranışların kendisine nasıl acı verdiği konusunda kurar durur. Öyle ki bu acı artık başedilemeyecek noktaya geldiğinde ona “haddini bildirmek” gerekliliğine kendini inandırmaya ve bunu nasıl yapacağına dair fantaziler üretmeye başlar.

Fantazilerini gerçeğe dönüştürmek için ortamlar; durumlar yaratır ki şiddetinin sebebi kendisini rahatsız etmesin. Ve duygularının; düşüncelerinin haklı olduğuna inandığı bir an; kontrolün; gücün kimde olduğunu göstermek için yine vurur…


Şiddete maruz kalıyorsanız sessiz kalmayın


İlişkilerde şiddetin açıklanabilir; anlaşılabilir; kabul edilebilir yanı yoktur. Şiddetin azı çoğu da yoktur. Basit bir tokat da; itmek de; boğazını sıkmak da; eşyalar fırlatmak da; sekse zorlamak da ŞİDDETTİR. Genellikle bir defada kalmaz; yinelenir. Kendinizi tehlikede hissediyorsanız; hislerinizi ciddiye alın; gerçek bir tehlikede olma ihtimaliniz çok yüksektir. Şiddet uygulayan kişiyi daha mutlu etmeye çalışarak onun değişeceğini umud etmek işe yaramaz. Ona hak vermek veya kendinizi suçlamak ise işe şiddeti durdurmaz.

Kendinizi korumak adına yapmanız gereken; şiddet uygulayan kişinin profosyenel yardım almasını sağlamak veya onu terketmektir. Terketmek gündeme geldiğinde kişi kendini veya sizi öldürmekle tehdit edebilir. Bu nedenle çoğu kadın ilişkisini bitirmekten korkar. Bazen de kadın yalnız kalmaktan korkar; toplumun onu dışlayacağını düşünür; kendisini çaresiz hisseder. Oysa araştırmalara göre; ilişkide kalan kişilerin şiddet sonu öldürülme; ciddi yaralanma olasılığı çok daha fazladır. Bu nedenle şiddete maruz kalan kişi sessiz kalmamalı; kendini suçlu hissetmemeli; dayak yediği için utanmamalı veya abarttığını düşünmemelidir. Şiddete DUR diyebilmek için; saklama veya inkar yoluna gitmemelidir.


Şiddet uygulayan kişilere tavsiyeler


Şiddet uygulayan kişi her şeyden once bu konuda uzmanlaşmış kişilerden profosyonel yardım almalıdır. Sevdiğini döven erkeğin sadece kızgınlık ve öfke kontrolü olduğunu düşünmek bizi problemi çözmekten uzaklaştırır. Çünkü problem sadece kızgınlık ve öfke olsaydı; aynı erkek kızdığı diğer arkadaşlarını da döverdi; sevdiği kişiyi döverken durmayı beceremezdi veya başkaları aynı ortama geldiğinde kendini kontrol edemezdi.

Şiddet uygulayan kişi; şiddetin altında yatan gerçek sebepleri doğru analiz etmeli ve değişebileceğine inanmalıdır. Şiddetin altında bir çok duygu barınır; agresyon; özgüven eksikliği; yetersizlik ve çaresizlik. Bu kişiler yoğunlukla saygı görmeme; sevilmeme; önemsenmeme; değersizlik gibi korkular yaşarlar. Ufacık bir negatif yorum; bakış; davranış; sevilmediği; istenmediği; hissine kapılmasına sebep olabilir. Şiddet uygulayan kişi terapi alarak kendisi veya sevdiği ile ilgili yanlış inançlarını değiştirebilir. Terkedilme; yanlız kalma korkusunu yenmeyi öğrenip; şiddet uygulayan bir kişi olmak yerine; sevecen; sağlıklı iletişim kurabilen bir kişi haline gelebilir.


Psikolog Dr. Başak Demiriz