Havada 3000 m.’den yukarda ve suda 10 m.’den aşağıda gaz basıncındaki değişim hissedilir hale gelir.Bu basınç değişimi en çok dalgıçları; pilot ve uçuş personelini etkilemektedir. Dalgıçlar arasında görülen diş sorunları “dalgiç ağzı sendromu” olarak adlandırılır ve bu diş ağrılarına “barodentalji” adı verilmektedir. Havacılıkta oluşan diş ağrılarına ise “aerodentalji”adı verilir.
Sualtı dalışlarında basınçlı tüplerden gelen hava; çürük veya hatalı restorasyonların kenarından dişin içerisine girer; yukarı çıkarken ise basınç düşer. Genişleyen hava dentin kanalları içersinde bulunan sinirlere baskı yapar ve ağrı oluşur. Dalgıç tüplerinde oksijen (O2) gazı ve nitrojen (N2) gazı bulunur. Bazı dalgıç tüplerinde ise nitrojen yerine helyum (He) gazı kullanılır. Böylece daha düşük viskozitede bir gaz karışımı elde edilmiş olur. Bu karışım diş dokusu içine girip orada çözünebilir niteliktedir. Normal olarak dişin mine ve dentinden oluşan kristalin yapısı içinde herhangi bir hava hacmi bulunmadığından barotravma gelişmesi de beklenmez. Ancak diş çürüklerinin tedavisi sırasında dolgu altında çok küçük hava boşluklarının kalması halinde barotravma meydana gelebilir. Basınçlı gaz doku içine iki yol ile girer:
Restorasyon-dolgu ile diş arasında ve ya dolgunun içerisinde boşluklar var ise basınç farkı sebebiyle bu boşluklar basınçlı hava ile dolar.
Vücut sıvılarında çözünen gaz; sıvı dolaşımı ile diş dokuları içerisine girer. Dalgıç yukarı çıkarken düşen basınç sebebiyle buradaki çözünmüş hava köpüklenir.
Hava hangi yol ile diş dokularına girerse girsin;sonuçta diş ağrısına sebep olur. Hatta bir dişi patlatabilir ve ya kırabilir.
İstatistikler barodentaljiden yakınan hastaların büyük bir çoğunluğunda; infeksiyon; çürük; derin dolgular ; kist; sinüzit ve ya yakın tarihte geçirilmiş bir cerrahi müdahale hikayesi bulunduğunu göstermektedir.
Sinüs boşluklarının enfeksiyonu anlamına gelen sinüzit diş ağrısı ile karıştırılabilinir . Ayırdedici özelliği ağrının daldıktan sonra yukarı çıkarken meydana gelmesidir.Ağrının şiddeti barometrik stres süresinin uzunluğu ile orantılıdır.
Diğer bir ağrı da dalgıçların hava regülatörlerini şiddetli ısırmalarından kaynaklanan diş ve diş eti ağrılarıdır. Ağız spreyinin bir çok kişi için küçük olması bu duruma yol açmaktadır.
Havacılıkla uğraşanlarda görülen diğer bir diş sorunu da; paraşütçülerin soğuk ve çarpmalar nedeniyle karşılaştıkları diş ve dudak yaralanmalarıdır. Paraşütle atlıyanların dudak korucuları sürmeleri ve çarpmalar için sporcuların kullandığı ağız ve diş koruyucu aparey kullanmaları bu sorunu çözecektir.Ağrı hissedildiğinde vakit kaybetmeden diş hekimine baş vurulmalıdır.
Dikkat edilecek noktalar
Dalgıçlar;pilotlar; hostes ve uçuş/dalış mürettebatı periyodik olarak ağız-diş sağlığı kontrolünden geçmelidir.
Bu sporlarla uğraşan kişilerin muayenesinde her dişe canlılık testinin yapılması sorunlu; enfeksiyon kaynağı dişlerin teşhisinde oldukça önemlidir. Ayrıca canlılık testinde şüpheli görülen dişlerden röntgen çekilerek apikal lezyon ve ya kistik oluşumlar araştırılmalıdır. Kenar uyumu kötü olan şüpheli dolgu ve restorasyonlar yenilenmeli varsa çürükler mutlaka tedavi edilmelidir.
Yeni çekilen ve geçici dolgular bulunan; kanal tedavileri tamamlanmamış dişler de basınç değişimi ani ve şiddetli ağriya neden olabilir. Yara iyileşmesinde gecikmelere yol açabilir. Bu nedenle; diş tedavileri tamamlanıncaya kadar basınç farklılığına neden olacak uğraşlardan uzak durulması gerekmektedir.
Hareketli protezleri olan hastaların protezinin uyumunun iyi olması; gerekiyorsa düzeltilmesi hatta yeniden yapılması gerekir. Hareketli protez kullanan kişilerde implant uygulamaları ile sabit bir protez yapmak daha uygun olabilir.
Ağız apareylerinin plastik parçaları maliyeti arttırmakla birlikte dalış emniyeti açısından büyük önem taşımaktadır.