Kanser nedir? Sıklığı artmakta mıdır?
Kanser organlarımızı oluşturan dokulardaki hücrelerin ölmesinin yavaşlaması; düzenli ve birbirleri ile iletişim halinde çoğalan; fonksiyon gören bu hücrelerden birinin; karakter değiştirerek normal doku ve hücrelerle ilişkisini sonlandırarak başlattığı bir terör hareketidir. Vücudumuz; bu terör olayına hazırlıklı olup; koruyucu birçok mekanizmaya sahiptir. Ancak bugün edindiğimiz bilgiler; hem vücudumuzda bazı durumlarda bu mekanizmalarda zayıflıkların ortaya çıkabileceğini; bunlardan faydalanan kanserojen değişime uğrayan hücrelerin; bu korunma mekanizmalarından kurtularak çoğalabileceğini ve kansere neden olabileceğini göstermektedir. Yine bugünkü bilgilerimiz; kanser hücrelerinin tümünün olmasa da çoğunun; genetik olarak bir gün kansere dönüşebileceğinin kodunu; yani şifresini taşıyarak doğduklarını göstermektedir. Yani genetik olarak birçok kanserin vücudumuzda oluşma zamanı ve şekli doğarken hatta doğmadan önce belirlenmiştir.
Öyleyse neyi değiştirebiliriz?
Genetiğimizi; anne ve babamızı; dedelerimizi; dedelerimizin dedelerini; anneanne ve babaannelerimizin dedelerinin dedelerini yüzlerce binlerce yıl önceki geçmişimizi değiştiremeyiz. Ancak bu; kansere yakalanma riskini de tümüyle değiştiremeyiz anlamına gelmiyor.
Şöyle özetleyebiliriz: Tehlikeli madde taşıyan bir kamyonu eğer dikkatli ve tedbirli olarak kullanırsanız; güvenle seyahat edebilirsiniz. Ateş ile patlayıcı bir araya gelirse işte kanserin oluşması o anda tetiklenmektedir. Yaşamı boyunca hiç sigara içmeyen ve yanında da sigara içilmesine müsaade etmeyen bir kişinin genetiği kansere yatkın olsa da; bu yatkınlık; büyük tehdit oluşturmayacaktır.
WHO (Dünya Sağlık Teşkilatı) verilerine göre dünyada her yıl yaklaşık 14 milyon yeni kanser ortaya çıkmakta olup; bunların yaklaşık %1’i çocuktur. Her yıl dünyada yaklaşık 8 milyon kişi kanser nedeni ile yaşamını kaybetmektedir. Her yıl kanser nedeni ile yaşamını kaybeden çocuk sayısı ise yaklaşık 100.000’dir .
Kanser artmaktadır. M. Ö. 5 milyon yılına ait insan kemiklerinde yapılan çalışmalardan anladığımız kadarıyla; kanser o tarihlerden beri insan sağlığını tehdit etmektedir. 18. - 19. yüzyıllarda yazılmış kitaplardan da görmekteyiz ki; o tarihlerde de kanser hızlı artmakta ve ölümlere neden olmaktadır. Kanser; nüfus ve yaşam süresi arttıkça artmaktadır.
Tüm dünyadaki eğilim ve yıllık artışlar ileri yıllara yansıtıldığında; toplam kansere yakalanan kişi sayısı 2012’de 14.1 milyon iken; 2025 yılında bu sayısının 20 milyon olacağı öngörülmektedir. Çocukluk çağı kanserlerinde böyle büyük bir artış söz konusu olmayıp; toplam artış son 50 yılda %20 olmuştur.
Bu veriler bize çocukluk çağı kanserlerinin genetik gibi daha değişmez nedenlere bağlı olduğunu; oysa erişkin yaş kanserlerinin daha çok çevresel etkilere; yaşam şekli ve yaşa bağlı olduğunu düşündürmektedir.