Ben evliliğe inanıyorum. Evlilik; karşılıklı içilen bir sabah kahvesinden; akşam aynı yatağı paylaşmaya kadar her konuda; yaşamın en güzel armağanlarının kapılarını ardına kadar açar. Evlilik; tutarlı bir toplumun yapı taşını oluşturan; bireylere önemli ayrıcalıklar sağlayan; yasalar önünde bir ortaklık sözleşmesidir.
İki farklı cinsiyette ve iki farklı ailede yetişmiş insanlar arasında kurulan evliliklerin mutlak uyum içinde ve dört dörtlük anlaşarak yaşanması beklenemez; beklenmemelidir. Evlilikte; karı-koca; ebeveyn-çocuk; yakın çevre-akraba ilişkilerinden doğan pek çok sorunla karşılaşmak mümkündür. Günümüzde karşılaşılan sorunların niceliğindeki artış ve niteliğindeki değişmeler; ilişkilere de doğrudan yansımaktadır.
Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) 2018 verilerine göre; evlenen çiftlerin sayısı bir önceki yıla göre yüzde 2;9 azalırken; boşanan çiftlerin sayısı yüzde 10;9 oranında artmış. Bu tespit bize şunu söylüyor; boşanan eşler sorun yaşadıkları için değil; sorun çözemedikleri için boşanıyorlar.
Aile içi sorunlar ve çözüm yöntemleri konusunda yapılan araştırma sonuçlarına göre mutsuz ailelerin yaşadıkları sorunların yüzde seksen beşinin; mutlu bir şekilde hayatını devam ettiren ailelerin de yaşadığı yönündedir. Peki nasıl oluyor da bir kısmı mutlu bir kısmı mutsuz? İşin sırrı problem çözebilme becerisinde. Mutlu çiftler; sorun oluştuğu zaman birlikte sorun çözebilen çiftlerdir. Sorunun kendilerinden değil; evlilik ilişkisinden kaynaklandığını; her iki tarafında eşit katkıda bulunduğunu anlayan; birbirlerini değil de problemleri karşılarına alan çiftlerdir. Yani mutlu aileler hiç sorun yaşamadıkları için değil; sorun çözmeyi becerdikleri; doğru metod ve yöntemleri kullandıkları için mutludurlar. Mutsuz aileler ise; sorun yaşadıkları için değil sorun çözemedikleri için mutsuzdurlar. Bu çiftler hatayı sürekli karşısındakinde gören; kumbaralarında öfke ve kızgınlık biriktiren; zamanı gelince bunu karşısındakinin canını acıtmak için kullanan çiftlerdir.
Hayat bir okuldur. Nasıl ki öğrenci sınıfını geçmek için sorularla muhatap olur; hayat okulunda da insanların karşı karşıya kaldıkları sorunları vardır. Mutlu ve başarılı öğrenci; sorulara hiç muhatap olmayan öğrenci değil aksine sorulara muhatap olduğu için başarılı olmuştur. Yani mutluluğunu sorulara borçludur. Mutsuz ve başarısız öğrenciden tek farkı; soruları doğru cevaplamasıdır.
Diğer bir nokta; eşler arası yaşanan sorunlar sebebiyle eşlerin her geçen gün birbirlerini sevebilir veya silebilir duruma gelebilmeleridir. Bir atom çekirdeği düşünün. Küçüklüğüne rağmen dünyayı yerle bir edecek; tahrip gücü yüksek atom bombasına da dönüşebilir; yeryüzünü aydınlatıp ısıtabilecek nükleer enerjiye de. Tıpkı atom çekirdeği gibi aile içi sorunlar; aileyi tahrip de edebilir tatmin de edebilir. Maharet bu potansiyeli nasıl açığa çıkaracağınızdadır.
Evliliklerde bir noktadan sonra çiftlerin sorunları; kendilerinin aşabileceği sınırların üzerine çıkabiliyor. Gerek ilişkide sorunların yarattığı yorgunluk ve kırgınlıklar gerekse psikolojik birikimler; kendileri taraf olduklarından; eşlerin objektif olarak sorunlarla yüzleşmelerine engel oluyor. Bu noktada deneyimli bir uzmandan zaman kaybetmeden yardım almak çok önem arzetmektedir.
Unutmayın; çözemediğiniz sorun sizi çözer. Eğer sorunları çözme isteği varsa büyük oranda çözülür. Önemli olan ilişki çok yorulmadan; sevgi tükenmeden ve kırgınlıklar aşırıya kaçmadan adım atmasını bilmektir.