TSSB II. Dünya Savaş’ından sonra psikiyatri literatürde yerini almıştır. TSSB’ye savaş sonrası nevrozda denilmiştir. Abraham Kardiner (1941) TSSB’de fizyolojik hiperaktivitenin en belirgin belirti olduğunu ortaya atan ilk bilim adamıdır.
TSSB’nin önemli bir psikolojik rahatsızlık olarak tanınması ABD’de 1970’lerde Vietnam Savaşı dönemine rastlamaktadır.
Yaşanan doğal bir afet (deprem; sel) veya bir olay (savaş; cinayet; trafik kazası) gibi yaşamı tehdit eden bir olay ve durumdur. Travma sonrası mağdurlar %10-20 olaydan kısa bir süre sonra düzelmektedir. Yaşananan travmaya maruz kalanların yaklaşık %70 bu travmadan etkilenerek “stres tepkileri” (akut stres bozukluğu) gösterirler. Geriye kalan %10-20 ise uzun süre “stres tepkileri” (TSSB) göstermektedir.
Yaşanan travmatik olay karşısında herkes “stres tepkileri” gösterir. Bu olağanüstü durum ve olaya bir dönem için; herkes anormal tepkiler vermektedir. Travmaya maruz kalan kişi bu stres tepkilerini sürekli gösteriyorsa TSSB tanısı konur.
Travma Sonrası Stres Bozukluğu Belirtileri
DSM-IV Tanı Ölçütleri
A. Kişi aşağıdaki her iki durumu da içeren bir travmatik olaya maruz kalmıştır:
B. Travmatik olay aşağıdaki bir (ya da daha çok) yolla sürekli yeniden yaşanmıştır:
C. Aşağıdakilerden en az üçüyle tanımlanan; travmayla ilişkili uyaranlardan sürekli kaçınma ve (travmadan önce olmayan) bir genel yanıtsızlık; hissizlik durumu:
D. (Travmadan önce var olmayan) Sürekli aşırı uyarılma durumundan iki veya daha fazlasının bulunması:
E. B;C ve D tanı ölçütlerindeki semptomların 1 aydan daha fazla sürmesi
F. Bu bozukluk; klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya ya da toplumsal; mesleki alanlarda ya da işlevselliğin önemli diğer alanlarında bozulmaya neden olur.
Epidemiyoloji
Kadınlarda %51-65 erkeklerde %60-75 travmatik bir yaşam olayıyla karşılaştıkları ortaya çıkmaktadır. Travma sonrası stres bozukluğunun travmatik yaşam olayı ile karşılaşan insanların %10-20’sinde ortaya çıktığı saptanmaktadır. TSBB kadınlarda başvurulan kaçınma durumu nedeniyle daha sık görüldüğü saptanmıştır.
Etiyoloji
Yapılan bazı araştırmalara göre kesin olmamakla birlikte bu hastalığın oluşumunda genetiğin rolünün olduğu düşünülmektedir. Ayrıca patolojik öğrenmeninde bu hastalığın oluşumunda etkili olduğu varsayılmaktadır. Kişilik yapısı (hassas bir yapıya sahip olmak) daha önce psikolojik herhangi bir rahatsızlık geçirmiş olmak; bu hastalığın oluşumunda zemin oluşturduğu düşünülmektedir.
Ayırıcı Tanı
Ayırıcı tanı başta panik bozukluk olmak üzere diğer anksiyete bozukluklarıdır. Travma sonrası stres bozukluğunu diğer anksiyete bozukluklarından ayıran temel özellik; saptanabilir bir travmatik olayın varlığı ayırıcı tanı yapmayı kolaylaştırmaktadır. Diğer anksiyete bozukluklarının kendine özgü belirtileri; örneğin fobi; obsesyon; kompulsiyon; spontan panik nöbetleri; travma sonrası stres bozukluğunda beklenen belirtiler değildir.