Uzman olmak için Şimdi başvurun.
✕Haberiniz olsun ki “ben vazgeçilmez biriyim” düşüncesi ile hareket ederseniz; kaybedenlerden olursunuz. Çünkü “vazgeçilmez” olduğuna inanan kişilerde kibir/gurur/enaniyet/bencillik; aşikâr veya gizli olarak pik yapar. Bu özellikleri taşıyan kişiler; gerçeklikten uzak değerlendirmeler yaparak var olan güzellikleri kaybederler.
Bir anne için en vazgeçilmez olan evlattan bile yeri geldiğinde vazgeçilebilir de anne gözyaşları içinde zalim evladının varlığından şikâyetçi olabilir; evlatlıktan reddedebilir.
“Bensiz bir hiç; başkası ile yapamaz; bana muhtaç” diyen erkek; eşi tarafından terk edilir de iş işten geçtikten ve yuva dağıldıktan sonra ortada kalır; cinnet geçirir. Vazgeçilmez olduğunu düşünen kadın; eşine gereken yakınlığı göstermez de eşi tarafından aldatıldığında büyük yıkım yaşar (günlük pratikte yıllarca evlilik hayatını sürdürdükten sonra aldatılma/terk edilme/karakolluk olma… gibi olumsuzlukları yaşayan çiftlerde; “vazgeçilmez” olduğunu düşünerek davranışlar sergileme sık görülür).
İşçisine bakış açısı; “benim dışımda kimse buna ekmek vermez” olan işveren de; “benim sayemde zengin oldu; ben olmasam bir şey beceremezdi” diyen işçi de aynı bataklıkta debelenmektedir: “vazgeçilmezlik”. Ne işçi için işveren olmazsa olmazdır; ne de işveren için o işçi tek işçidir. Sadece ve sadece her ikisi de bir diğerine rızık için sebep olurlar; aynı kaba kaşık sallarlar; yoksa birbirlerine muhtaçlıkları yoktur.
“Bana muhtaç” diye düşünen doktor hastasına gereken özeni göstermez; öğretmen öğrencisine sahip çıkmaz ise sonuçta kaybeden kendileri olurlar. Yıllardır takip ettiği hastası doktorundan; saygılı öğrencisi ve velisi öğretmenden vazgeçerler.
Kimse vazgeçilmez değildir!