Ayrılık temel olarak üç kategoride ele alındığında;
• Yaşamsal değişimlere bağlı ayrılıklar; Mezuniyet; evlilik; iş değişimi; terfi etme vb. süreçlerle ilgili ayrılıklar;
• İlişkisel; durumsal ve mekânsal ayrılıklar; Bir ilişkinin bitmesi; boşanma; bir yerden başka bir yere taşınma; para ya da iş kaybı;
• Ölümle gelen ayrılık ve kayıplar; Sevilen bir yakının ölümü; savaşta ölüm; terörle gelen ölüm ve intihar sonucu ölüm’den söz edilebilinir.
Yas; İnsanın kayıplara verdiği doğal ve evrensel bir yanıttır. Yas denilince aklımıza sevdiğimiz bir kişinin ölümü sonrası yaşadıklarımız gelse de; yas değer verilen her türlü nesnenin kaybıyla ilgili olabilir. Yas sürecinin süresi; yoğunluğu ve niteliği kişiden kişiye göre değişiklik gösterebilir. Bu nedenle; yas sürecimiz biriciktir. “Yas tutmak; herhangi bir yitim ya da değişikliğe verilen psikolojik yanıt; iç dünyamız ile gerçeklik arasında bir uyum sağlayabilmek için yaptığımız uzlaşmalardır” (V; Volkan 1991).
YAS SÜRECİNDE VERİLEBİLECEK TEPKİLER
Fiziksel Tepkiler: Kalpte ve boğazda sıkışma; nefeste darlık; ağız kuruluğu; midede boşluk duygusu; bedenini hissetmeme; zayıf ve bitkin hissetme; gürültüye karşı duyarlılık; aşırı hareketlilik ve enerji hali.
Düşünsel Tepkiler: İnanamama; olayı sürekli yeniden kurgulama; alternatif senaryolar üretme; düşüncede dağınıklık; gerçekliğe uygun olmayan düşünceler; dikkat dağınıklığı; unutkanlık; rahatsız edici düşünceler ve/veya rüyalar.
Duygusal Tepkiler: Şok; inkar; öfke; suçluluk; suçlama; üzüntü; kaygı; korku; yalnızlık; yorgunluk; çaresizlik; isteksizlik; umutsuzluk.
Davranışsal Tepkiler: Uyku ve yeme düzeninde bozulmalar; alkol ya da başka bir madde kullanma; sosyal çevreden ve kaybedileni hatırlatan uyaranlardan kaçınma ve/veya bu uyaranlardan ayrılamama; kaybedilene ait bir eşyayı yanında taşıma.
Yas sürecinin işlevi;
Yas süreci bir anlamıyla yaşamla uyumla da ilgili bir süreçtir. Önemli yaşamsal değişikliklerin ardından gereken yeniden yapılanmayla ilgili bu süreçte yasın yaşanması; kaybın sindirilmesi için kişinin zamana ve alana ihtiyacı vardır; ancak sağlıklı bir yas sürecinin ardından kişi tekrar toparlanıp; güçlenip; hayata sağlıklı olarak katılabilir.
MAHRUM KALINMIŞ YAS
Bir başka yas türü; kişinin; açık bir biçimde yası tutulamayacak ya da desteklenemeyecek; sosyal olarak belirsiz bir kayıp için yaşadığı yası ifade eden mahrum kalınmış yastır (Aloi; 2009; Hendry; 2009).
Mahrum kalınmış yas örnekleri; eski eşle yaşanan ilişki gibi sosyal açıdan kabul görmeyen bir ilişkiyi; kürtaj gibi gizli bir kaybı; AIDS nedeniyle ölüm gibi etiketlenmiş ölüm biçimlerini de içermektedir.
Mahrum kalınmış yas; toplum tarafından onaylanmadığı için kişinin yaşadığı kederin şiddetini arttırabilir. Bu tarz keder; yıllarca saklanabilir ya da bastırılabilir; ancak yeni kayıplarla birlikte yeniden ortaya çıkabilir.
YAŞANAN KAYIPLARLA İLGİLİ OLARAK;
• İnsan bilişsel düzeyde; sevdiklerinin ve kendinin bir gün öleceğini bilir. Ancak kazaları; felaketleri ya da ani bir şekilde ölmeyi kendisine ve sevdiklerine uzak görür; bu tür bir olayın kendi başına geleceğine inanamaz.
• Ölüm kişilerin dünyaya ve kendilerine dair olan varsayımlarının yıkılmasına ya da değişmesine yol açabilir.
• Özellikle ani ve şiddet içeren bir kayıp ile karşı karşıya kalan kişinin o ana kadar olan dünya algıları derinden sarsılabilir. Bu kontrol edilemez yaşantı; kişinin dünya ve kendisiyle ilgili olumlu inançlarını sorgulamasına ve kendi hassasiyetlerini fark etmesine neden olabilir.
• Yaşam ve kişiler hakkında var olan inanç ve varsayımları yıkılan kişiler için bu süreçlerin yeniden yapılandırılması hayli sancılı olabilmektedir. Yaşanan kayıp ne kadar travmatik ise; kişinin inanç ve düşünce sistemi üzerindeki etkileri o kadar büyük olur.