Destek Sitesi platformunda Uzman olmak ister misiniz?

Uzman olmak için Şimdi başvurun.

30'LU YAŞLARDA NASIL BESLENMELİ ?

Oluşturulma tarihi: 27.01.2025 23:09    Güncellendi: 27.01.2025 23:09

Hayatın temellerinin kurulduğu meslek hayatının başladığı sosyal yaşamdan keyif almanın tadına varıldığı  20’li yaşların koşuşturmasından sonra 30’lu yaşlara girildiğinde metabolizmamızın eskisine göre yavaşladığını net bir şekilde hissetmeye başlarız. Birçok kişi genelde “eskiden yediğimin aynısı yiyorum fakat kilo alıyorum” der. Gerek yaşla birlikte metabolizmanın yavaşlaması gerekse hareketin azalması kronik  hastalıklar evlilik çocuk sahibi olma stres iş  vs gibi faktörler kilo almanın sebeplerindendir. Bu dönemde kişilerin beslenmesini mutlaka yeniden gözden geçirmesi gerekir.

30’lu yaşlarda sık kilo alıp verme yapılan sağlıksız diyetler kas kayıpları yaşlanmayı ve cildin yapısının bozulmasını hızlandırır. Bu yüzden kişiler “diyetisyen” desteği alarak kilo problemlerini çözmelidirler. Diyet “yeterli ve dengeli beslenme” dir. Belli bir zaman aralığı için yapılıp kilo verdikten sonra tekrar önceki yanlış beslenme alışkanlıklara geri dönülmemelidir. Aksi takdirde kiloların fazlasıyla geri gelmesi kaçınılmazdır ! 

Günümüzde çalışma hayatına giren kadınların evlenme ve anne olma dönemi genelde bu yaşlarda olmaktadır. A vitamini çinko selenyum üremeyi destekleyen önemli vitamin ve minerallerdir.  A vitamini balık yumurta sarısı kırmızı et süt yoğurt gibi hayvansal besinlerde bulunur. A vitamininin öncüsü olan beta karoten için ise havuç kayısı tatlı kabak kavun şeftali ıspanak brokoli tere maydonoz dereotu roka zengin bitkisel kaynaklardır. Çinkonun kaynakları ise et balık süt peynir yumurta deniz ürünleri yağlı tohumlar kuru baklagiller tam tahıllar ve sebzelerdir. Sperm yapımı ve spermin hareketi için gerekli olan selenyum ihtiyacı için de balık deniz ürünleri et tahıllar yumurta brokoli lahana kereviz soğan sarımsak mantar ve turp tüketilmesi gereken besinlerdendir.

Çocuk sahibi olmayı düşünen kadınların günlük folik asit alımını da arttırması gerekir. Özellikle hamilelikten önce ve ilk aylarda ek olarak 400 mcg folik asit alımı bebeğin anne karnında sağlıklı bir şekilde gelişmesi ve nöral tüp defektinden korunmasında oldukça önem taşımaktadır.

30 yaşından sonra yaşlanma etkileri cildin yapısında bozulmalar artar . Yaşlanmanın etkilerini azaltmak cilt sağlığını korumak bağ dokusunu güçlendirmek için antioksidan özelliği bulunan E ve C vitamini mutlaka yeterli miktarda alınmalıdır. E vitamini için bitkisel yağlar yağlı tohumlar yeşil yapraklı sebzeler yumurta kepeği ayrılmış un zengin kaynaklardır. C vitamini ise kuşburnu koyu yeşil yapraklı sebzeler karnıbahar çilek turunçgiller brokoli kivi domates kavun ve patateste bol miktarda bulunmaktadır.

Su hücre yapısı ve cildin neminin korunmasında kırışıklıkların önlenmesinde oldukça önemlidir. Günde 2-2 5 lt kadar su tüketilmeye özen gösterilmelidir.

Cildin sağlıklı ve canlı görünmesi halsizlik yorgunluk sık sık hastalanma gibi problemler için “demir” alımı da önemlidir. Özellikle kadınlarda sıkça görülen kansızlık problemi için demirin başlıca kaynakları olan et yumurta pekmez kurubaklagiller yağlı tohumlar yeşil yapraklı sebzeler tahıllar kuru meyveler domates tüketilmelidir.

Tamamlamış olan kemik yapısını 30 yaşından 40 yaşına kadar güçlendirmek ve ileri yaşlarda oluşabilecek kemik erimelerini engellemek için Ca alımı çok önemlidir. Bu yaş aralığında kemik depoları doldurulmalıdır. En başta Ca içeriği yüksek olan süt ve süt ürünleri olmak üzere kılçıklı yenilebilen sardalya ve hamsi gibi balıklar yağlı tohumlar yeşil yapraklı sebzeler kurubaklagiller pekmez ve kuru meyveler tüketilmelidir. Yine kemikler için önemli olan D vitamini için mutlaka güneş ışınlarından faydalanmak gerekir.

Uskumru somon gibi yağlı balıklar ceviz badem ve keten tohumunda bulunan “omega 3” beyin ve kalp sağlığının yanında eklem ve bağışıklık sisteminde de çok önemlidir. Yaşla birlikte eklem sıvılarında azalmalar azalmalara bağlı ağrılar oluşmaktadır. Kilo alımının artışıyla da eklemlere binen yük daha da artar. Bu yüzden kilo kontrolü mutlaka sağlanmalıdır. İleri yaşlarda ortaya çıkabilecek olan kronik kalp hastalıkları diyabet tansiyon gibi hastalıkları riskinin azaltılması için 30’ lu yaşlarda doğru beslenme bir yaşam tarzı haline getirilip önlem alınmalıdır.

Sindirim sistemini düzenlemek ve kabızlık problemlerini önlemek için yeterli miktarda lif alımına özen gösterilmelidir. Lifin en zengin kaynakları kurubaklagiller tam tahıllar sebze ve meyvelerdir.

Alkol tuz ve şekerden mümkün olduğu kadar uzak durulmalıdır. Artan tatlı isteği tarçının kan şekerini düzenleyici özelliği sayesinde azaltılmalı gerekirse de bu istek sütlü veya meyveli tatlılardan sağlanmalıdır.

Çay kahve asitli içecekler yerine mate rezene melisa tarçın yeşil çay gibi bitkisel çaylar tercih edilmelidir.