Destek Sitesi platformunda Uzman olmak ister misiniz?

Uzman olmak için Şimdi başvurun.

Açlık Ne Yedirtmez, Tokluk Ne Dedirtmez

Oluşturulma tarihi: 27.01.2025 23:09    Güncellendi: 27.01.2025 23:09

Açlık ne yedirtmez tokluk ne dedirtmez

2001 Kış mevsimi Samsun. Vatani görevim sebebiyle acemilik eğitimi aldığım Samsun Sahra Sıhhiye Okulu’ndayım. Sabah erkenden kamuflajlarımı giyip kahvaltı ve hemen akabinde sabah sporu ile güne başlıyordum. Akşama kadar aynı kıyafetin üzerimde olması sebebiyle odama geçince ilk fırsatta bu kıyafetten kurtulma gereksinimi duyuyordum.

Aynı odayı paylaştığım bir arkadaşım üniversite sonrasında maddi yetersizlikler sebebiyle kısa süreliğine bir lokantada çalışmış ve sürekli olarak kebap tarzı yiyeceklerden bahsetmekteydi. Her seferinde “benim yanımda bunlardan bahsetmezsen sevinirim sen anlattıkça acıkıyorum” dememe rağmen bazen alışkanlıktan bazen de inadına konuşmasını sürdürmekte idi. Bir gece saat 22.30 civarı yine başladı anlatmaya: “Şimdi bi’ yaprak döner olsa çıtır çıtır pidelerin üzerine bolca serpiştirilse üstüne de kızgın tereyağı gezdirilse. Oooo yanına da közlenmiş biber ve domates. Bi’ de kaymaklı köy yoğurdu. Hımmm… Şimdi ne güzel giderdi be!” Bir anda mide salgılarımda artış ve karnımda guruldamalar başladı ardından yiyecek bir şeyler bulma arayışına girdim. Gerçekten de durup dururken sevdiğiniz bir besini hayal ettiğinizde tok olmanıza rağmen iştahınızı kabartabilirsiniz.

Her zaman için dolabımda atıştırmalık kepekli bisküvi fındık kuru üzüm tarzı besinler bulunurdu; ancak o akşam hepsi tükenmiş durumdaydı. Kamuflaj olmadan kantine inmek yasaktı. Buna rağmen tam tekmil giyinip 3 kat aşağı inip kuyrukta dakikalarca sıra bekleyip karnımı doyurmaya razıydım ama o saatte kantin de kapalıydı. Ne yapacağımı bilemedim. Sanki kan şekerim yavaş yavaş düşmeye başladı rengim soldu huzursuzluk ve asabiyet kendini göstermeye başladı. Dilenci gibi gezinmeye başladım ve birkaç arkadaştan atıştırmalık bir şeyler talep ettim ama nafile. Son olarak “Okan’da her zaman yiyecek bir şeyler olur bi’ de O’na sorayım” dedim. Alt kata indim ve bir umutla meslektaşımın koridorun sonundaki odasına koşuverdim. Kapı girişinde karşılaştığım Okan’la aramızda:

- Bizimki yine İskender kebaptan falan bahsetmeye başladı. Bugüne kadar kaç defa kendisini uyardım ama bir türlü söz geçiremiyorum.
- Sen de İskender hayaliyle acıktın tabi…
- Hem de nasıl karnım adeta zil çalıyor. Dolabımda bir şey kalmamış kantin de kapandı. Sende her zaman yiyecek bir şeyler olur 2 lokma atıştırmalık bir şey var mı?
- Tüh yaaa 5 dakika önce gelseydin keşke. Odadaki arkadaşlarla ne var ne yok hepsini süpürdük şimdi.
- Sağlık olsun yine de teşekkürler dostum (çaresizlikten ne yapacağımı bilmiyordum; tam arkamı dönmüş ve odama doğru yönelmiştim ki arkadan bir ses geldi).
- Dur bi’ dakika dolabımda biraz kuru ekmek olacaktı. İster misin?
- İstemez olur muyum? Bu iyiliğini asla unutmayacağım (uzattığı 3 dilim kuru ekmeği aldığımda piyangonun büyük ikramiyesini kazanmış gibi sevinçliydim). Binlerce kez teşekkürler…

şeklinde bir konuşma geçti. O gece yediğim 3 dilim kuru ekmek hayatımdaki en güzel yemekti. O gün bu gündür uzun süre aç kalmamaya yemek programlarını izlememeye meşhur yemeklerin veya restoranlarının konusunun açıldığı muhabbetlere pek fazla katılmamaya özellikle dikkat etmekteyim. Zaten meslek icabı “şimdi sıralayacağım zararlı yiyeceklerden uzak durun” diyerek sürekli o besinleri aklımıza getirmekteyiz. Bir de mesai sonrası eve iş getirmek (!) hiç hoş olmuyor bazen.

 Hiç düşündünüz mü? Duyu organlarımız besinleri yeme içme konusunda bizleri teşvik eder mi acaba? Albenisi yüksek bir pastane vitrinini görmek televizyon reklamlarında asitli içeceğin şişeden bardağa dökülme sesini duymak seyyar satıcı arabasının yanından geçerken kokoreç kokusunu almak fırından yeni çıkmış gevrek bir simit pide veya ekmeğe dokunmak kuşkusuz herkesin iştahını kabartmaya yardımcı olacaktır. Yukarıdaki hikayede olduğu üzere bir besini hayal ederek de karnınızın acıkmasını sağlayabilirsiniz.