Destek Sitesi platformunda Uzman olmak ister misiniz?

Uzman olmak için Şimdi başvurun.

Diyette Yasak Yoktur!

Oluşturulma tarihi: 27.01.2025 23:08    Güncellendi: 27.01.2025 23:08

  Biliyorum hepimiz evde sadece belgesel (!) izliyoruz ama ben bazen açıyorum televizyonu ve sabah programlarını izliyorum. Beslenme konusu günümüzde oldukça popüler olduğundan alanımla ilgili yayınlara da sıklıkla rastlıyorum. Ekranlarda birçok farklı görüş öne süren uzman ve uzman olduğunu iddia eden kişiler var. Bu durumu önce bir izleyici daha sonra da bir diyetisyen olarak değerlendireceğim. Duyuyorum; birisi diyor ki ekmek düşmandır yememeliyiz hatta evde bile bulundurmamalıyız. Şeker; ekmekten de kötüdür zehirdir adını ağzımıza almayalım. Yağ; ooo tereyağı mükemmel… Kahvaltı tereyağıyla yapılmış omletsiz olmaz. Et; eti sınırlandırmaya gerek yok el ele tutuşup her gün kebapçılara gidelim. Kolesterol; o tamamen yalan... Meyve; şekerdir şişmanlatır yasak! Şimdi bütün bunları izlerken bir izleyici olarak aklıma bir sürü soru geliyor: Kahvaltıda istediğim kadar tereyağı yiyebileceksem ekmeğin üstüne sürsem de bir dilimcik yesem ne olur ki? O tereyağlı omlet ekmeksiz yenir mi? Bir diyetisyen olarak cevap veriyorum: Yiyeceğiz! Meyveyi de ekmeği de yağı da eti de…  İnsanların beslenmesi içinde yaşadıkları toplumun alışkanlıklarından ayrı tutulamaz. Eğer bir kişi derse ki ben hiç ekmek meyve makarna pilav yemiyorum bu şekilde kilo veriyorum ve istediğim kiloya ulaşınca da ben bu şekilde yaşayabilirim. Hayat tarzı olarak bu beslenme şeklini ömür boyu sürdürebilirim. Ben bunu kendine niye yaptığını sorarım. Niye? Niye her besinden yeterince yiyebileceği katı yasaklar içermeyen bir beslenme alışkanlığı yerine bu tarz bir beslenme?

   Ekmek makarna pilav yani genel adıyla tahıllar vitamin mineral diyet posası açısından hayatımız için gereklidir. İçerisindeki posa barsak hareketlerini düzenler ve kabızlığı önler.  Diyette posanın bulunması mide boşalmasını geciktirir ve yeme isteğini azaltır. Meyve ise içerdiği lifin yanı sıra antioksidan özelliğe de sahiptir. Bağışıklık sistemimizi güçlendirir.  Gripten korunmak için portakal tüketen bir millet zaten meyvenin yararlarını yeterince kabul ediyordur. Tabi ki meyvelerin içerdikleri şeker oranlarına ve tüketilen miktarlarına dikkat etmek gerekir. Özellikle diyabet hastaları muz kavun üzüm incir kuru meyveler gibi kan şekerini hızlı yükselten besinleri tüketirken porsiyonlara dikkat etmelidirler. Ayrıca meyvenin yanında tüketilen süt yoğurt ayran gibi protein kaynakları da kan şekerinin yavaş yükselmesine yardımcı olur. İnsanlar için örnek protein anne sütüdür. Ama biz yetişkinler protein ihtiyacımızı tükettiğimiz et yumurta süt ve ürünlerinden karşılıyoruz. Bu nedenle bu besinlerden herhangi birinin eksikliği vücudumuzun yapı taşı olan proteinlerin alımında yetersizliğe yol açabilir. Süt ve süt ürünleri başta kalsiyum olmak üzere fosfor B12 vitamini  A vitamini açısından da oldukça zengindir. Kalsiyum; kemiklerin ve dişlerin sağlıklı olmasına katkı sağlar. Et tüketimine gelince; kırmızı ve beyaz et tüketiminin hayatımızda dengeli olması gerekmektedir. Diyetisyenler; haftada 2 gün kırmızı et 2 gün beyaz et 1 gün kurubaklagil ve 2 gün balık tüketilmesinden yanadır. Tabi ki ızgara ya da fırınlanmış olarak. Eğer o gün yemekleriniz arasında et yoksa salatanıza ya da makarnanıza ekleyeceğiniz peynir  kahvaltıda tüketeceğiniz bir adet yumurta da protein almanızı sağlar. Gelelim o çok tartışılan yağ konusuna: sanılanın aksine diyetisyenler yağ alımına karşı değildir. Hatta günlük alınması gereken enerji karbonhidratlardan sonra en fazla yağlardan sağlanır. Ancak her şeyde olduğu gibi yağın da fazlası zarardır. Zaten gün içinde tükettiğimiz süt yoğurt peynir et gibi protein kaynaklarında ve pişirdiğimiz yemeklerde yağ bulunmaktadır. Tüketilen fazla yağ kalp damar hastalıklarına obeziteye neden olur. Vücudumuzda sentezlenmeyen dışarıdan alınması gereken ayçiçeği soya mısır yağları; kalp damar hastalıklarından korunmada yardımcı zeytinyağı günlük beslenme planımızda dengeli bir şekilde yer almalıdır.  Günümüzde o mükemmel doğal koşullarda yaşayan hayvanların sütünden elde edilen mükemmel doğallıktaki (!) tereyağını bulamıyorsak çok da üzülmemek gerekir çünkü vücudumuz zaten doymuş yağı kendi sentezleyebilir. Ama vazgeçemiyorsak sabah bir tatlı kaşığı kadar tereyağını balla birlikte afiyetle yiyebiliriz. Tabi ki tam tahıllı ekmekle birlikte... Besinlerin pişirme şekillerine tüketilen miktarlarına dikkat ettiğimizde diyette yasak yoktur!  

Sağlıklı günler dilerim.

Diyetisyen Nurten Çetin