Çok sevdiğiniz arkadaş grubunuzla uzun zamandan sonra ilk kez fırsat bulup bir yerlere yemek yemeye gitmişsiniz ve diyettesiniz. Yapılan eğlenceli sohbetlerin ardından konu birden fazla kilolara ve yapılan diyetlere gelir. Sonra bir arkadaşınız der ki : ‘’ Ben de ne yapsam kilo alamıyorum. Her yolu denedim o kadar kalorili besleniyorum her şeyi her saatte yiyorum yok olmuyor.’’ Arkadaşınıza sitem etmeden önce sakin olunnn içinizden ona kadar sayın ve arkadaşınızı anlamaya çalışın. Çünkü şişmanlık kadar zayıflık da bir sağlık problemidir. Beden kitle indeksi yani kilonun boyun karesine bölünmesiyle elde edilen değer eğer 18.5 ve altındaysa bu durum zayıflık olarak tanımlanır. Zayıflığın nedenleri bir hekim tarafından mutlaka değerlendirilmelidir. Eğer zayıflık alınan besin maddelerinin vücutta kullanılamamasından kaynaklanıyorsa önce kişinin tedavisinin yapılması gerekmektedir. Zayıflığın bireyde oluşan bozuk beden algısından kaynaklanıp kaynaklanmadığı da araştırılmalıdır. Bu durum söz konusuysa bir psikiyatristten de yardım almak gerekir. Tabi ki bir diyetisyenle birlikte kişinin alışkanlıklarına uygun bir beslenme programı oluşturulmalıdır. Şunu söylemeliyim ki kilo almak sanıldığı kadar kolay ve eğlenceli değildir. Öncelikle bireylerin akıllarındaki doğru bilinen yanlışların düzeltilmesi gerekir. Kilo alamayan bireyler genellikle çok fazla yemek yediklerinde çok fazla abur cubur tükettiklerinde fazla hareket etmediklerinde kilo alacaklarına inanırlar. YANLIŞ! Sağlıklı ve dengeli beslenme her birey için geçerlidir. Yani sağlıklı olan besinler vücudun ihtiyaç duyduğu düzeyde alınmalıdır. Zayıf bireylerin kilo vermek isteyen bireylere oranla porsiyonları artırılmalıdır. Yani sağlıksız kabul ettiğimiz abur cuburlar zayıf birey için de obez birey için de sağlıksızdır! Peki ne yapmalıdır zayıf bireyler? Bedenimiz tamamen bir denge içindedir. Vücut dışarıdan aldığı besinlerle enerji sağlar ve çeşitli metabolik ve fiziksel olaylarla da enerji harcar. Aslında bu bir matematiktir. Eğer aldığımız enerji harcadığımızdan az ise kilo veririz ve bir süre sonunda zayıflık durumu ortaya çıkar. Bu nedenle zayıf bireylerin gün içinde aldıkları enerji arttırılmalıdır. Kahvaltıda tüketecekleri bal reçel ya da enerji miktarı daha fazla olan ve yağ da içeren tahin pekmez iyi bir tercih olabilir. Ara öğünlerde yoğurt ve sütü tek başına tüketmek yerine içine meyve eklenmiş yoğurtları ya da sütlü tatlıları tüketebilirler. İştahsızlıktan da yakınan zayıf bireyler porsiyon olarak küçük ama enerji değeri açısından daha yüksek besinleri tercih etmelidirler. Örneğin bir porsiyon makarnayla üzerine peynir eklenmiş bir porsiyon makarna ya da cevizle süslenmiş ve içine pekmez eklenmiş sütlü tatlıyla sade bir sütlü tatlı aynı hacimdedir. Ama peynir eklenmiş makarna veya ceviz eklenmiş sütlü tatlı kalori açısından zenginleştirilmiştir. Sanılanın aksine zayıf bireyler de sağlıklı yaşam için bireye özgü düzenlenmiş programlarla spor yapmalıdır. Egzersiz kas kütlesinin artmasını sağlar. Tabi ki zayıf bireyler de kızartmalardan içeriği bilinmeyen hazır ürünlerden sürekli tüketilen abur cuburdan uzak durmalıdırlar. Ayrıca kişiler ideal kilolarına ulaştıklarında o kiloyu koruyacak beslenme şeklini benimsemelidir. Artık televizyonu açtığınızda gördüğünüz çoook zayıf mankenler için ‘Aa! Ne kadar zayıf ne güzel!’ yerine ‘’Çok zayıf acaba gerçekten sağlıklı mı ?‘’demek hem sizin hem de yetişecek yeni nesillerin psikolojileri ve sağlıkları açısından büyük önem taşımaktadır. Demek ki neymiş medyanın bize dayattığı sıfır beden algısından kurtulmanın zamanı gelmiş!
Sağlıklı günler dilerim.