Destek Sitesi platformunda Uzman olmak ister misiniz?

Uzman olmak için Şimdi başvurun.

"Tek Tip Beslenme" Gerçekten Besler Mi?

Oluşturulma tarihi: 27.01.2025 23:08    Güncellendi: 27.01.2025 23:08

Tek tip beslenme şeklinde yürütülen zayıflama diyetleri hem doğrudan hem de dolaylı olarak zarar verir.

Günlük almamız gereken enerjinin %50-60’ı karbonhidratlardan %12-15’i proteinlerden ve %30 u da yağlardan olması ideal olanıdır. Her besinin her besin grubunun vücutta ayrı işlevleri vardır. Kiminin önceliği enerji vermekken kimisi oluşan yeni hücreler için gereklidir.

Karbonhidratlar;

Başlıca enerji vericilerimizdir.1 gramı 4 kalori verir.

Sindirimi ağızda başladığından diğer besin öğelerine göre daha hızlı kana karışırlar.

Dolaylı olarak kanın Ph’ını dengede tutmaya yardımcı olurlar.

Bitkisel besinlerde hayvansal besinlerden süt ve süt ürünlerinde bulunurlar. Bal pekmez reçel gibi tatlılar tahıl ve tahıl ürünleri kurubaklagiller ve kuru meyveler en zengin kaynaklarıdır.

Beynimiz için elzem yakıt kaynağıdır. Zihinsel işlevlerin sağlıklı olarak sürdürülebilmesi için günde en az 130 gram karbonhidrat almamız gerekir.

Fazla alınan karbonhidratlar ise vücutta yağa dönüşür.

Proteinler;

Proteinler   Latince’de ‘yaşayan varlıklar için zorunlu azotlu öğe’ anlamına gelir.  Anlamında da belirtildiği gibi proteinler her canlı için zorunludur. Hücre onarımında yıkılan hücrelerin yerine yenisinin konmasında görevlidirler. Vücutta tepkimelerin gerçekleşmesini sağlayan enzimlerimizin yapısına katılırlar. Yapıtaşları olan amino asitlere parçalanarak kullanılırlar.

Genetik kodlamamızda karşılığı bulunmuş 20 çeşit amino asit vardır. Besinlerle aldığımız bu aminoasitlerin bazıları karaciğerimizde birbirine dönüşebilirken bazıları dönüşememektedir. Dönüşemeyen bu aminoasitlere elzem yani dışardan almak zorunda olduğumuz amino asitler denir.

Et ve et ürünleri yumurta süt ve süt ürünleri protein kaynakları olarak ilklerdedir. Bunun dışında bitkisel ürünlerde de protein bulunur. Hayvansal proteinlerin kalitesi emilim oranı yüksek bitkisel proteinlerin ise daha düşüktür. Bu yüzden bitkisel proteinlerin hayvansal proteinlerle birlikte tüketilmeleri önerilir.

Proteinlerin fazla tüketimi;

Böbrek yetmezliği riski oluşturur.

Vücuttan kalsiyum atımına sebep olduğundan osteoporoz riskini arttırır. İdrarla atılımı artan kalsiyum böbreklerde taş olumuna yol açabilir.

Hayvansal kaynaklı alınan fazla protein fazla doymuş yağ ve kolesterol alımı demektir. Bu durum da damar sertliği hızlı yaşlanma ve kalp krizi riskine yol açar.

Proteinler için vücudumuzda depo olmadığı için fazla aldığınız her protein yağa dönüşerek vücudunuza katılır.

Yağlar;

Yağlar uzun süreli depo edilen enerji kaynaklarımızdır.

İç organlarımızı dış etkilerden korumakla birlikte vücut ısımızı korur.

Yağda çözünen A D E K vitaminlerinin kullanılmaları için gereklidir.

Yağlar besinlerde görünmez yağ ve görünür yağ olarak iki çeşitte bulunurlar. Süt yoğurt et yumurta gibi hayvansal kaynaklı besinlerde yağ besinin içinde olduğundan görünmez yağ olarak adlandırılır. Bir de sofralarımızda kullandığımız Ayçiçek zeytinyağı mısır özü fındık yağı kanola yağı gibi çeşitleri olan yağlar vardır bunlar da görünür yağlardır.  Beslenmenize yapabileceğiniz en güzel dokunuş bu yağları değiştirerek uygun miktarlarda kullanmak ve farklı yağ asitlerinden yararlanmaktır.

Yağlar yapısal olarak doymuş ve doymamış yağlar olarak sınıflandırılır;

*Doymuş yağlar oldukça dayanıklı yapıdadır. Yüksek sıcaklıklara kadar ısıtıldıklarında bile yapılarını korurlar. Oda sıcaklığında katı ya da yarı katı formda bulunurlar. Hayvansal yağların çoğunda doymuş yağ oranı yüksektir. Bitkisel yağlardan tek doymuş yağ hindistan cevizi yağıdır. Bir de margarinler vardır. Margarinler yapısal olarak bitkisel olmalarına rağmen yapay olarak hidrojenize edilerek doymuş hale- yani katı hale getirilirler.

*Tekli doymamış yağlar; zeytinyağı badem yağı fıstık yağı ve avokado bitkisinin yağında bulunur.

*Çoklu doymamış yağlar;  Bu yağların en çok duyulan iki örneği omega–6 ve omega–3 yağ asitleridir. Vücudumuz bu yağ asitlerini üretemediği için bu yağlar “elzem ya da esansiyel yağlar” olarak adlandırılır.

Omega–6 yağlarına örnek olarak ayçiçeği mısır özü pamuk ve soya fasulyesi yağı Omega–3 yağlarına ise yumurta sarısı balık yağı ceviz keten tohumu yağı kabak çekirdeği gösterilebilir.

 Tek tip beslenme her zaman bir yönü eksik doğrudan veya dolaylı olarak vücuda zararları olan tercih edilmemesi gereken bir  davranıştır. Dengeyle oluşan yaşam ancak dengenin olduğu yerde keyfini sürebilir.  Yeterli ve dengeli bir yaşam sürmeniz dileğiyle…

Dyt.Bengü Burcu.İPEK