Yaşadığımız çevre koşullarında artık neredeyse sağlıklı kalabilmek hayatımızı sağlıklı sürdürebilmek gün geçtikçe zorlaşmaktadır. Hayatımıza giren bir sürü sağlık probleminin yanı sıra bir de bu problemleri başlatan veya tetikleyen çok önemli bir problem daha vardır ki o da obezitedir. Tedavisi hem hormonal hem beslenme alışkanlıklarında sağlıklı değişimler hem de psikolojik olmaktadır. Fakat hormonal olarak bir problem varsa ve eğer tespit edilmemişse psikolojik olarak tedavi edilse ya da beslenme alışkanlığı olumlu yönde değişse kalori hesabına göre beslenilse dahi kilo verme çoğu zaman mümkün olmamaktadır. Kilo alma konusu da aynı şekilde. Çünkü diyete başlamadan obeziteyi tetikleyen veya kişinin kilo vermesinde engel teşkil edebilecek hormonal bir sağlık problemi olup olmadığı tespit edilmelidir.
Bunun yanı sıra kişide fazla kiloya yağ kütlesi fazlalığına bağlı olarak da bir takım sağlık problemleri ortaya çıkabilir. Bunlardan bazıları yüksek kan şekeri dediğimiz hiperglisemi kilo vermeye engel teşkil edebilecek ve kişiyi diyet yaparken zorlayacak bozulmuş glukoz tolerans bozukluğu da dediğimiz insülin direnci reaktif hipoglisemi (kan şekeri düşüklüğü) olabilmektedir.
Yine vücutta yağ kütlesi fazlalığına bağlı olarak karaciğerde yağlanma trigliserid seviyelerinde yükselme yan hiperlipidemi dediğimiz durum da ortaya çıkabilmektedir. Genetik olarak yatkınlık kişide mevcut ise sigara kullanımına kötü beslenmeye ve yoğun strese kişi maruz ise total kolesterol ve kötü kolesterol seviyelerinde yükselme olabilmektedir. Hareketsizliğe bağlı olarak da kalp damar sağlığı üzerinde koruyucu kalkan işlevi olan HDL (iyi kolesterol) seviyelerinde de düşme olabilmektedir. Bunlarla beraber yine vücudumuza iyi bakıyor muyuz vücudumuzda herhangi bir eksiklik var ya da yok mu yani genel sağlık taraması amaçlı tam kan sayımı demir ferritin (demir deposu) hayati önem taşıyan D vitamini ve B-12 vitamini baktırmamız gerekmektedir. Yine kötü beslenmeye veya beslenmede proteini uzun dönemli fazla tutmaya yönelik vücut alarm verebiliyor. Bu alarmı önceden tespit edebilmek için de ürik asit BUN kreatinin yani böbrek fonksiyonunda herhangi bir tahribat olmaması adına bu tahlillere de bakılmasında fayda vardır. Kişi eğer kilo alamıyorsa veya uzun uğraşlar sonucu veremiyorsa mutlaka tiroid hormonunun çalışma durumuna (TSH) bakılmalıdır.Tiroid ile ilgili başka bir detay daha bulunmaktadır. Çünkü tiroid ile ilgili rahatsızlıklar tek tip değildir. Tiroid bezinde nodül olabilmektedir ama hormonu yani tiroid bezinin çalışma fonksiyonunu etkilemez veya nodül yoktur ama bez yavaş çalışıyordur ki bu tıpta hipotiroidi olarak adlandırılır. Kişi kilo alamıyorsa yine tiroid hormonuna bakılır eğer hormon düşük değerde çıkarsa da kişiye hipertiroidi teşhisi konabilir. Bir de hashimoto diye adlandırılan tiroid ile ilgili bir rahatsızlık daha vardır. Bu rahatsızlıkta hormonda dalgalanmalar olabilmektedir. O yüzden işin uzman doktoruna gidip Anti-TPO Anti -TG olarak adlandırılan tiroid ile ilgili antikorlara baktırılmalıdır.Doktor herhangi bir durumda gerek duyarsa da ultrason ile de teşhis konabilmektedir. Tabiki bu tahlillere kendi kararımıza göre değil ilk başta endokrin uzmanına yani metabolizma hastalıkları uzmanına gitmemiz ve şikayetimizi anlatmamız gerekmektedir. Eğer endokrin uzmanına ulaşamıyorsak mutlaka ve mutlaka iç hastalıkları uzmanına (dahiliye) şikayetimizden ve diyet yapmaya başlayacağımızdan bahsetmeliyiz. Doktorun yazdığı doğrultuda tahlilleri aç karnına mümkünse sabah erken saatte yaptırmalıyız. Genel olarak da bizim yani diyetisyenlerin istediği tahliller şu şekildedir;
*Glukoz (Açlık şekeri)
*İnsülin
*HOMA-IR (İnsülin direnci)
*Kolesterol LDL HDL
*Trigliserid
*TSH (Tiroid hormonu)
*ALT AST (Karaciğer enzimleri)
*Ürik Asit
*Kreatinin BUN (Böbrek fonksiyonu adına)
*Tam Kan sayımı
*Demir
*Ferritin (Demir deposu)
*B-12 vitamini
*D vitamini